Kılıçdaroğlu’nun skandal talimatına MHP’den sert tepki: Hazırlık peşindeler!

Kılıdaroğlu'nun skandal talimatına MHP'den sert tepki: Hazırlık peşindeler!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun önsözü ve talimatıyla yazılan Anayasa Taslağında “Türk Milleti” ve “Atatürk Milliyetçiliği” ifadeleri yer almamıştı. Mevcut anayasanın ilgili bölümleri aynen geçirilirken “Türk” adının ve “milliyetçilik” tanımının çıkarılması tepkilere neden olmuştu. 

 

 

Önceki akşam Habertürk canlı yayınına bağlanan İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Ersan Şen’in sorusu üzerine yazdığı taslağı savundu, çıkarmaları anayasaya “etnik bir anlam yüklememek için” yaptığını söyledi.

Açıklamaları üzerine Kaboğlu’na bir tepki de MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın’dan geldi. Yalçın twitter hesabından yaptığı açıklamada “CHP’nin İbrahim Kabaoğlu’na hazırlattığı raporun arkasında federatif bir yapı öngören  Anayasa taslak çalışması vardır. Kabaoğlu’nun taslağında ‘Türk’ kelimesi yoktur. Türk devleti yoktur. TÜRKİYE Cumhuriyeti yoktur. Türk Milleti hiç yoktur. CHP, geride kalan ve bir daha Türkiye’nin dönmeyeceği sözde açılım ve çözüm sürecini ihya etmek için kapalı kapılar ardında hazırlık peşindedir. Bölücülerin siyasi temsilcisi olan HDP’yi destekleyerek bir bakıma PKK’yı meşrulaştırmaya çalışan adımlarına rağmen, CHP’nin nasıl olup da hala Millet menfaatinden bahsetmesi üzerinde durulması gereken bir tenakuzdur. CHP Türk milletini aldatma peşindedir. CHP’nin ve safında yer alanların ulusalcılığı da millî değil, kozmopolittir. CHP’nin siyasi portföyünde, Türk toplumunu meydana getiren birbiriyle uyumlu, kaynaşmış etnik dil ve kültürleri Türkçe ve Türk kültürüyle eşit yurttaşlık temelinde ayrıştıran Anayasa değişikliği vardır. Bu haliyle CHP hem federasyon, hem de Fetörasyon peşindedir. “ dedi. 

 

 

KAYNAK: ANKARAHAVADİS
Yedi Gündem

Abone Ol

Kılıdaroğlu’nun skandal talimatına MHP’den sert tepki: Hazırlık peşindeler!

Kılıdaroğlu'nun skandal talimatına MHP'den sert tepki: Hazırlık peşindeler!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun önsözü ve talimatıyla yazılan Anayasa Taslağında “Türk Milleti” ve “Atatürk Milliyetçiliği” ifadeleri yer almamıştı. Mevcut anayasanın ilgili bölümleri aynen geçirilirken “Türk” adının ve “milliyetçilik” tanımının çıkarılması tepkilere neden olmuştu. 

 

 

Önceki akşam Habertürk canlı yayınına bağlanan İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Ersan Şen’in sorusu üzerine yazdığı taslağı savundu, çıkarmaları anayasaya “etnik bir anlam yüklememek için” yaptığını söyledi.

Açıklamaları üzerine Kaboğlu’na bir tepki de MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın’dan geldi. Yalçın twitter hesabından yaptığı açıklamada “CHP’nin İbrahim Kabaoğlu’na hazırlattığı raporun arkasında federatif bir yapı öngören  Anayasa taslak çalışması vardır. Kabaoğlu’nun taslağında ‘Türk’ kelimesi yoktur. Türk devleti yoktur. TÜRKİYE Cumhuriyeti yoktur. Türk Milleti hiç yoktur. CHP, geride kalan ve bir daha Türkiye’nin dönmeyeceği sözde açılım ve çözüm sürecini ihya etmek için kapalı kapılar ardında hazırlık peşindedir. Bölücülerin siyasi temsilcisi olan HDP’yi destekleyerek bir bakıma PKK’yı meşrulaştırmaya çalışan adımlarına rağmen, CHP’nin nasıl olup da hala Millet menfaatinden bahsetmesi üzerinde durulması gereken bir tenakuzdur. CHP Türk milletini aldatma peşindedir. CHP’nin ve safında yer alanların ulusalcılığı da millî değil, kozmopolittir. CHP’nin siyasi portföyünde, Türk toplumunu meydana getiren birbiriyle uyumlu, kaynaşmış etnik dil ve kültürleri Türkçe ve Türk kültürüyle eşit yurttaşlık temelinde ayrıştıran Anayasa değişikliği vardır. Bu haliyle CHP hem federasyon, hem de Fetörasyon peşindedir. “ dedi. 

 

 

KAYNAK: ANKARAHAVADİS
Yedi Gündem

Abone Ol

Esad’ın saldırısı sonrası bir acı haber daha! Şehit sayısı yükseldi

Son Dakika: Esad rejimi Türk askerine saldırdı! Acı haber: Çok sayıda şehit ve yaralı asker var

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yapılan son dakika açıklamasında, İdlib’de çatışmaların önlenmesi maksadıyla bölgeye takviye olarak gönderilen unsurlara, bulunacakları yerler önceden koordine edilmesine rağmen Esad rejimi unsurlarınca topçu atışının yapıldığı belirtildi.

ŞEHİT SAYISI ARTTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının hain saldırısı sonucunda şehit sayısının 8’e yükseldiğini açıkladı. Erdoğan, şehit olanların 5’inin asker, 3’ünün sivil olduğunu belirtti.

 

Açıklamada şunlar kaydedildi:

 

“Yoğun topçu atışı neticesinde 5 kahraman silah arkadaşımız ile 3 sivil personelimiz şehit olmuş, 4 silah arkadaşımız yaralanmıştır. Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş destek vasıtalarımızla yoğun şekilde ateş altına alınarak gerekli karşılık verilmiş ve hedefler tahrip edilmiştir. Gelişmeler takip edilmekte ve gerekli tedbirler alınmaktadır. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için acil şifalar dileriz.”

Türkiye'nin bölgeye yaptığı sevkiyattan bir kare...

ŞEHİTLERDEN 4’ÜNÜN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Rejim unsurlarınca İdlib’de gerçekleştirilen yoğun topçu ateşi sonucu şehit olan Uzman Çavuş Onur Şükrü Özler ile Uzman Çavuş Uğur Kurt’un Gaziantep’teki ailelerine acı haber ulaştırıldı.

Askeri yetkililer, Onur Şükrü Özler’in (24) merkez Şehitkamil ilçesi Gaziler Mahallesi’ndeki evine giderek, şehit annesi Canan Abo’ya acı haberi verdi. Şehit annesi Canan Abo ile yakınları gözyaşı döktü. Şehidin evinin bulunduğu sokağa Türk bayrakları asıldı.

Şehit Uğur Kurt’un (25) merkez Şahinbey ilçesi Mimarsinan Mahallesi’ndeki acı haberi alan yakınları gözyaşı döktü. Baba Abdurrahman Kurt ile anne Döndü Kurt’u, askeri yetkililer ve yakınları teselli etti.

Şehit Uğur Kurt’un evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.

Şehit evlerinin bulunduğu sokaklara Türk bayrakları asıldı.

ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ SERKAN DEPREM’İN AİLESİNE DE ACI HABER VERİLDİ

Suriye rejiminin açtığı ateş sonucu İdlib’te şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Serkan Deprem’in, Osmaniye’de yaşayan ailesine şehadet haberi verildi.

İl Garnizon Komutanı Topçu Albay Emin Yılmaz Sancaktar, Bahçe Kaymakamı Müfit Gültekin, Düziçi Belediye Başkanı Alper Öner ve sağlık ekipleriyle, Düziçi ilçesi İstiklal Mahallesi’nde bulunan babaevine gelerek, baba Cemal ve anne Yeter Deprem’e acı haberi verdi.

Şehidin babaevine ve evin bulunduğu sokağa Türk bayrakları asıldı.

Şehit Serkan Deprem’in, izinli gelerek ailesini ziyaret ettiği, anne ve babasının yanında bir süre kalıp, 2 gün önce görev yerine döndüğü öğrenildi.

Evli ve 2 yaşında bir çocuk babası olan şehidin, Düziçi’nde yapılacak cenaze töreninin ardından toprağa verileceği bildirildi.

AFYONKARAHİSAR’A ŞEHİT ATEŞİ DÜŞTÜ

Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçlerinin saldırısı sonucu şehit olan askerlerden Piyade Uzman Onbaşı Gökhan Orhan’ın (26) şehadet haberi, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde oturan annesine verildi. Şehidin babasının ise kamyon şoförü olduğu ve kent dışında bulunduğu belirtildi.

Sandıklı Kaymakamı Eflatun Can Tortop, İkmal Yarbay Özgür Ceritan ve beraberindeki heyet, şehidin annesi Fatma (50) ve babası Ali Orhan’ın (54) oturduğu Ece Mahallesi’ndeki eve geldi. Kaymakam Tortop ve beraberindekiler, şehidin annesi Fatma Orhan’a acı haberi verdi. Anne Orhan haberi alınca fenalaştı. Sağlık ekiplerinin müdahale ettiği anne, hastaneye götürüldü. Baba Ali Orhan’ın ise kamyon şoförü olduğu ve şehir dışında olduğu belirtildi.

Şehidin ailesinin evine Türk bayrakları asılırken, taziye çadırı kurulması için de çalışma başlatıldı. Acı haberi duyan komşular ve ailenin yakınları da şehidin evine geldi. Şehit Piyade Uzman Onbaşı Gökhan Orhan’ın bekar olduğu belirtildi. Şehidin ağabeyi Abdullah’ın (33) ise Antalya’da oturduğu kaydedildi.

CUMHURBAŞKANINDAN AÇIKLAMA

Ukrayna ziyareti öncesi havalimanında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Saldırıda 9 askerimiz de 1’i ağır olmak üzere yaralandı. Türkiye, bu saldırının cevabını misliyle vermiş durumda, vermeye devam ediyor. Türkiye’nin kararlılığını sınayanlar hatalarını anlayacak. Türkiye daha önceki saldırılar gibi bu saldırıların da cevabını misliyle vermiş durumda. Çok farklı şekilde gerek Fırtına obüsleriyle, gerek F-16’larla belirlenen noktalar vuruluyor. Yürüttüğümüz operasyonları sürdürmekte kararlıyız. Şu anda harekat devam ediyor. Tespit edilen 40’a yakın nokta sürekli operasyonun hedefleri arasında. İlk belirlemelere göre 30-35 civarında karşı taraftan Suriyeli etkisiz hale getirilmiş vaziyette. Noktayı koymak yok. Rus yetkili makamlara da ‘Muhatabımız siz değil, tamamen rejimdir. Önümüzü kesme gibi bir durum söz konusu olmasın. Bunun hesabını sormaya devam edeceğiz’.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DEN PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR: BU SALDIRININ HESABI SORULACAKTIR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli saldırıyı lanetlerken, “Esad rejimi yıkılmadan, bu zorba cezasını bulmadan Suriye’ye huzur ve güvenlik kesinlikle gelmeyecektir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Suriye’nin İdlib bölgesinde, rejim güçlerinin saldırısında şehitlerin bulunduğunu ve çok sayıda askerin de yaralandığını aktaran Öztrak, şehitlere rahmet, yaralılara şifa diledi. Öztrak, koordinatları bildirilmiş konvoya yapılan bu saldırıyı lanetlediklerini ve kınadıklarını ifade etti. İdlib ve Suriye meselesinin Türkiye’nin yumuşak karnı haline geldiğini dile getiren Öztrak, artan tansiyon ve kaos içinde her zamankinden daha fazla sağduyuya ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Öztrak, askerlerin güvenliğini sağlayacak ve Suriye’den gelecek bir sığınmacı akınını engelleyecek tedbirlerin bir an önce alınması gerektiğini vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İdlib’de rejim unsurlarının saldırısı sonrası Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kapalı bir oturumla acil toplantıya çağırdı. Milli varlığın başkalarının inisiyatifine bırakılamayacağını vurgulayan Akşener şunları kaydetti: “Tarih, birçok kez olduğu gibi, bizi yine önemli bir görevle karşı karşıya bırakmıştır. Ve yine tarihte örneği olduğu üzere, milli varlığımızın hedef alındığı zamanlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi mutlaka görevinin başında olmalıdır. Bu nedenle, kahraman ordumuz üzerinden, ülkemize ve milletimize yönelen bu alçak saldırı karşısında, milli bir görev çağrısını yapmak ihtiyacı hissediyorum. Suriye’de oluşan yeni ve ağır şartları değerlendirmek üzere, TBMM’yi kapalı bir oturumla ve acil olarak toplanmaya, iktidarı da milli duruşa katkı sunacak şekilde, aziz milletimizin vekillerini bilgilendirmeye ve tarihi sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyorum.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Rejimin açtığı ateş sonucu İdlib’te şehit olan dört askerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyorum. İdlib mutabakatı hilafına yapılan bu saldırıya derhal karşılık verilmiştir. Askerlerimizin kanı yerde kalmayacak, failler hesap verecektir” dedi.

Saldırı sonrası yaptığı açıklamada İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Milletimizin başı sağolsun. Kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Devletimiz bu kalleş saldırının hesabını soracaktır!” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, “İdlib’de şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “İdlip’te uğradıkları saldırı sonucu şehit olan 4 kahraman askerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Başımız sağ olsun” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Şehit düşen kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı, kalmayacaktır!” diye yazdı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik yaptığı açıklamada, “İdlib’te şehit olan kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaralılarımız için şifalar diliyoruz. Kahraman askerlerimize rejim unsurları tarafından yapılan bu hain saldırıya cevap verildi ve verilmeye devam edilecek. Suriye rejimi, kahraman askerlerimizin yerleri önceden koordine edilmesine rağmen bir saldırı gerçekleştirdi. İdlib mutabakatı rejim tarafından bir kere daha ihlal edildi. Rejim bunun karşılığını daha sert şekilde görecektir” ifadelerini kullandı.

MHP’nin resmi Twitter hesabı üzerinden yayımlanan mesajda, “İdlip’te rejim unsurları tarafından yapılan saldırı sonucu 4 askerimiz Şehit, 9 askerimiz yaralanmıştır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz…” denildi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise, “İdlib’de meydana gelen saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize başsağlığı, yaralı askerlerimize acil şifalar dilerim” paylaşımda bulundu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak açıklamasında, “İdlib’de gerçekleşen saldırıda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kederli ailelerinin ve milletimizin başı sağ olsun” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Gülnur Aybet de, “İdlib’te rejim tarafından açılan ateş sonucu şehit olan 4 askerimize Allah’tan rahmet, yaralı olan 9 askerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun” dedi.

KAYNAK: AA, HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Akılalmaz detaylar ortaya çıktı: AKP bizim cemaate karşı en kolay CHP’ye sızarım

Akılalmaz detaylar ortaya çıktı: AKP bizim cemaate karşı en kolay CHP'ye sızarım

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) siyasi partilere sızma süreci Konya’daki davayla birlikte bir kez daha açığa çıktı. Örgütün CHP’ye sızdırıp bir yıl içerisinde “gençlik kolları başkanı” yaptırdığı Hüseyin Fatih Tamer’in hikayesi, sürecin nasıl işlediğini detaylarıyla ortaya çıkardı. Siyaseti dizayn etme hedefleri kapsamında birçok kumpasa imza atan FETÖ, yine kendi elemanlarını siyasi partilerin içerisine gizlice sızdırdı. Bu isimlerden biri olan, CHP’nin eski Konya Gençlik Kolları Başkanı Tamer, Konya Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında 20 Şubat 2018’de gözaltına alındı. Daha sonra tutuklanan ve stajyer avukat olan Tamer hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan dava açıldı.

 

PARTİLERE BÖYLE YERLEŞTİLER

Suçlamaları kabul etmeyen ve FETÖ ile hiçbir alakasının olmadığını, CHP’ye de ideolojik düşünceleri nedeniyle üye olduğunu iddia eden Tamer’in, örgüt tarafından CHP’ye nasıl sızdırıldığını anlatan tanık ifadeleri iddianameye girdi. Örgütün Konya yapılanmasında görev alan Alper Göğebakan, FETÖ’nün Konya il eğitim danışmanı olan Bilal Şahin’in siyasi partilere yerleştirilecek kişilerin isimlerini verdiğini, bunların arasında sanık Tamer’in de bulunduğu belirtti.

 

Hüseyin Fatih Tamer ve Kemal Kılıçdaroğlu....

AĞIRLIK VERMEMİZ LAZIM

Göğebakan’ın ifadesindeki dikkat çekici kısımlar şöyle: “Bilal Şahin, örgütün daha önceden siyasi partilerin içerisine adam yerleştirdiklerini ancak zaman içerisinde bu adamların deşifre olduğunu, bu adam yerleştirme konusuna daha fazla ağırlık vermemiz gerektiğini söyledi. Ayrıca ‘eyalet talebe mesulleri’nin örgüt içerisinde daha önce vazife yapmış, güvenilir ve itaat eden kişileri belirleyeceğini, bu kişilerin uygun olup olmayacağına yapacağımız görüşmenin ardından bizim karar vereceğimizi söyledi. Bilal, ‘Bu işi gizli tutacaksınız, bu işten il imamının bile haberi yok’ dedi.”

UYUM SAĞLARIM

“Daha sonra Hüseyin Fatih Tamer ve ismini şu an hatırlayamadığım 2 kişinin ismini verdi. Ancak söz konusu 2 kişi bu iş için uygun değildi. Bu işe uygun olduğunu değerlendirdiğim Hüseyin Fatih Tamer’e, hangi partiye gitmek istediğini sordum. Bana, ‘AKP bizim cemaate karşı iken oraya gitmem. Ben İzmirliyim, İzmirli olanlar CHP’ye daha hızlı uyum sağlar, bu yüzden CHP’de görev alayım’ dedi.”

HEMEN PARTİYE ÜYE OLDU

“Daha sonra CHP’ye giderek üye oldu ve programlarına katılmaya başladı. 2015 yazında örgüte ait yurttan çıkarak özel bir yurda bizim isteğimizle yerleşti. Daha sonra Selçuklu Gençlik Kolları başkanı oldu. Bu süreç içerisinde benim evime geliyordu ve sohbet yapıyorduk. Hüseyin Fatih Tamer’i CHP içine yerleştirdiğimizi ben, İlyas Öksüz ve Bilal Şahin dışında kimse bilmiyordu. Diğer partilere yerleştirilenleri de ben bilmiyordum.”

BYLOCK’A 2 BİN 572 BAĞLANTI

Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, FETÖ’nün Konya yapılanmasında bölge talebe mesulü gibi görevler aldığı anlaşılan Tamer’in, örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullandığı belirtildi. Tamer’in, ByLock’u 4 Eylül 2014 ile 9 Temmuz 2015 tarihleri arasında kullandığı ve bu tarihler arasındaki bağlantı sayısının ise 2 bin 572 olduğu ifade edildi. Ayrıca Tamer’in, FETÖ’den yargılanan ve örgütün şehir dışı talebe mesulü, bölge ilköğretim mesulü ve mahrem imam olduğu belirlenen birçok kişiyle de telefon irtibatının olduğu tespit edildi.

1 YILDA BAŞKAN OLDU

Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde sanık Tamer, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 20 Kasım 2018’de açıklanan kararda, tutukluluk halinin devamına karar verilen Tamer’in, örgüt üyeleri tarafından verilen talimat doğrultusunda CHP içerisine yerleştirildiği, bu amaçla önce örgüte ait yurt ve evlerden ayrıldığı, daha sonra CHP’ye üye olduğu, 2015 yılı içerisinde bu partinin Selçuklu Gençlik Kolları Başkanı, yine 2016 yılı sonlarında Konya İl Gençlik Kolları Başkanı olduğu belirtildi.

YARGITAY ONADI

Sanık Tamer, mahkemenin kararına itiraz etti. Ancak Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince sanığın istinaf talebi reddedildi. Bu kararın da temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de yaptığı incelemenin ardından Tamer hakkında verilen hapis cezasını onadı. Böylece Tamer hakkındaki 8 yıl 9 ay hapis cezası kesinleşmiş oldu.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK GAZETESİ
Yedi Gündem

Abone Ol

CHP’li Ataşehir Belediyesi’ndeki vurgun, Sayıştay raporunda! Dosya kabarık

CHP’li Ataşehir Belediyesi’ndeki vurgun, Sayıştay raporunda! Dosya kabarık

İstanbul Ataşehir ilçesinin CHP’li Belediye Başkan Battal İlgezdi’nin belediye kaynakları ile yaptığı usulsüzlükler, Sayıştay Raporu ile ortaya çıtı.

 

 

Battal İlgez’di, İmar Kanunu’na, Rüşvet ve Yolsuzluk Kanunu’na, Devlet İhale Kanunu’na aykırı hareket etme, görevi kötüye kullanma, haksız mal edinme, ihaleye fesat karıştırma fiillerinden dolayı 2017 yılında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmış, CHP tarafından 31 Mart seçimlerinde  yeniden aday gösterilerek Ataşehir Belediye Başkanı seçilmişti.

CHP’nin yeniden seçilen şaibeli belediye başkanının belediye kaynakları ile nasıl usulsüz harcamalar yaptırdığı, belediye kaynaklarını eşe dosta nasıl peşkeş çektiğini ise Sayıştay ortaya koydu. Sayıştay Başkanlığı’nın CHP’li Ataşehir Belediyesi’ne ilişkin 161 sayfalık Denetim Raporu’nda CHP’li Battal İlgez’di döneminde gerçekleşen  usulsüzlükler tek tek sıralandı. İşte o usulsüzlükler:

 

 

 MEVZUATA AYKIRI ERGUVAN BARIŞ PARKI İHALESİ AÇIKLANAMADI

Sayıştay Raporu’nda Erguvan Barış Parkının yapılması ve 30 yıl süre ile işletilmesi işinde mevzuata aykırı uygulamaları tespit etti. Sayıştay tarafından,  Erguvan Parkı için gerçekleştirilen  ihalenin mevzuata uygun yapılmadığını, ihale usulünün hatalı yapılması ile uygun bedel tespitinin iki bilinmeyenli bir durum oluşturduğunu  belirtti. Raporda, belediye tarafından yapılan bu usulsüz ihale ilişkinde herhangi bir açıklama yapılamadığı kaydedildi.

Ayrıca Sayıştay,  park alanındaki tesis alanın , restaurant, kafeterya ve büfe faaliyetleri için 690 m2 olarak belirlendiğini  daha sonra bu alanda 3,82 katlık büyüme meydana geldiği tespitinde bulundu. Büyümelerin tamamı yüklenicinin gelir getirici alanlarında meydana geldiği, yüklenicinin tesis alanı dışında yapması gereken park alanında ise azalmalar olduğu kaydedildi. Sayıştay  söz konusu bu değişiklikler gerek yüklenicinin gerekse de istekli olabileceklerin  bedel tekliflerini etkileyecek önemli değişiklikler olduğu,  bu yüzden sadece teklif edilen bedel üzerinden hesaplanarak m2 artışları için kira bedellerinin güncellenmesi doğru bir yaklaşım olmaktan uzak olduğu değerlendirmesinde bulundu.

GECEKONDU FONU’NDAN MİLYONLARI HESABA AKTARMIŞLAR

Sayıştay, Ataşehir Belediyesi’nin, Gecekondu Fonu’ndan toplanan paraları amacı dışında kullandığı tespit etti. Raporda, 2018 yılı içerisinde Gecekondu Fonu hesabından 9 milyon 399 bin TL’nin belediyenin cari banka hesaplarına aktarıldığı, 1 milyon 516 bin 207,47 TL’nin ise Atapark Konutları aidat ödemeleri için kullanıldığının tespit edildiği belirtilerek, böylece Gecekondu Fonu’ndan toplam 10 milyon 915 bin 207,47 TL’nin amaç dışı kullanıldığı aktarıldı.

DERNEKLERE “PARKLARI İŞGAL” İZNİ

Sayıştay raporunda, idare tasarrufunda bulunan bazı parklarda herhangi bir ihale olmaksızın bazı dernekler tarafından çeşitli tesisler kurulduğu, tüm halkın kullanımına açık olması gereken park alanlarının bu dernekler tarafından işgal edildiği kaydedildi. Raporda, farklı mahallelerde park alanı içerisinde, bir meslek derneği tarafından 297 metrekarenin lokal ve lokanta olarak, bir hemşehri derneği tarafından 157 metrekarenin lokal olarak, yine bir hemşehri derneği tarafından 600 metrekanin lokal olarak işgal edildiği belirtildi.

BELEDİYEDEN  İLGİNÇ “DEĞNEKÇİ” SAVUNMASI

Belediyenin cevabı yazısında, derneğin yaptığı sokak arası otopark işletmeciliğine ilişkin herhangi bir açıklama yer almazken, belediye şirketince yapılan otopark işletmeciliğinin “değnekçi” veya “kanunsuz vale” uygulamalarının önüne geçtiğinin iddia edilmesi dikkat çekti. Sayıştay raporunda, söz konusu değerlendirmeye ilişkin, “Böyle bir kamu idaresi cevabına katılmak mümkün değildi. Zira belediye kanunsuz bir uygulamayı ortadan kaldırmak adına kendisi kanunsuz bir uygulamaya yol açarak mevzuat hükümleri dışına çıkmaktadır. Bu hususun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı da çok açıktır” denildi.

KAMUYA TERK EDİLEN YERLERİ İHALESİZ VERMİŞLER

Raporda, belediyeye ait park, yol, yeşil alan, otopark ve oyun alanı gibi tapuda kamuya terk edilen bazı yerlerin herhangi bir ihale yapılmadan spor tesisi işletmecileri ile özel eğitim kurumları tarafından işgal edildiği, bu işgalcilerin söz konusu yerlerden çıkarılmadığı, bunun yerine geçmişe dönük olarak tespit edilen ecrimisillerin kira gibi ileriye dönük de uygulanarak işgallerin devam ettirildiği belirtildi. Raporda, söz konusu yerlerin Atatürk ve Küçükbakkalköy gibi önemli mahallerde, alan olarak ise önemli büyüklükte olmasına rağmen ticari faaliyette bulunan kurumlar tarafından uzun süredir işgalli olarak kullanıldığına dikkat çekti.

SAYIŞTAY’DAN; ‘KENDİ MALI OLMA’ ŞARTI KEYFİ UYGULANAMAZ

Raporda, yol düzenlemesi, bakım ve onarım ihalesinde 12 firmadan sadece 1 tanesinin ihaleye teklif verdiği, bu nedenle tek firmanın katılımıyla ihalenin gerçekleştirildiği anlatıldı. Asfalt ve kış çalışmaları için gerekli olan araçların kendi malı olmasının istenmesinin ihaleye katılımını azalttığına dikkat çekilen raporda, bu konuda istekli 3 firma rekabetin engellendiği gerekçesiyle idareye itiraz dilekçesi verdiği ifade edildi. Raporda şöyle denildi:

“İdare tarafından aralarında doğal bağlantı olmayan, ayrı ayrı da yapılabilecek işler bir arada ihale edilmemelidir. Bu konuda idareye verilen takdir yetkisi, kamu menfaati düşünülerek kullanılmalıdır. İşin niteliği gereği zorunlu olan ya da isteklinin kendi malı olmazsa işin aksamasına neden olacak araçların dışında ‘kendi malı olma’ şartı getirilmemeli, ihalelerde rekabetin engellenmesine sebebiyet verilememelidir. Kendi malı olma şartı keyfi değil, ancak teknik zorunluluk durumlarında idarelerce kullanılmalı, aksi bir uygulama ile ihalede rekabetin engellenerek kaynakların verimli kullanılmasının önüne geçileceği, eşit muamele ve fırsat eşitliği ilkelerinin bozulacağı unutulmamalıdır.”

MADDE MADDE YAPILAN DİĞER YOLSUZLUKLAR

Sayıştay 2018 yılı Ataşehir Belediyesi Denetim Raporu’nda CHP’li Battal İlgez’di dönemi ortaya konulan usulsüzlükler ve yolsuzluklar bunlarla sınırlı kalmadı. Sayıştay Raporu’nda  yer alan Ataşehir Belediyesi ile ilgili  madde madde diğer yolsuzluklar;

Taşınmaz Kiralamalarında Eksik veya Mevzuata Aykırı İşlem Yapılması

Akaryakıt Alım İhalesinde Otomasyon Sisteminin Kurulmaması ve Taşıt Tanıma
Sisteminin Hatalı Uygulamaları Önleyecek Nitelikte Bulunmaması

Yol, Kaldırım Gibi Yerlerdeki LED Ekranların Sermayesinin Çoğunluğu Belediyeye Ait
Olan Şirkete Ayni Sermaye Olarak Devredilmesi

Taşıt Kiralamalarında Mevzuata ve Sözleşme Hükümlerine Uyulmaması

Hizmet Araçlarının Görevlendirme Yazısı Olmadan Şehir Dışına Çıkması

Mevzuata Aykırı Olarak Muhtarlıklarda İdare Personelinin Görevlendirilmesi

Elektrik Enerjisi Tedarik Eden Şirketlerden Bir Kısmının İdareye Elektrik ve Havagazı
Tüketim Vergisi Aktarımının Olmaması

Emeklilik Nedeni ile Sözleşmesi Feshedilen İşçilere İhbar Tazminatı Ödenmesi 23. Gecekondu Fonunda Toplanan Paraların Amacı Dışında Kullanılması

İdareye Ait Olan Ambalaj Atıklarının Toplanması ve Değerlendirilmesi
İmtiyazının/Hakkının Bedelsiz ve İhalesiz Olarak Devredilmesi

İndirimli Emlak Vergisi Oranından Yararlanan Kişiler Hakkında Etkin Bir Tespit ve İnceleme Mekanizmasının Bulunmaması

Kamulaştırma İşlemlerinin Tapu Müdürlüğü Nezdinde Takibinin Yapılmaması

Kanun’da Harç Konusu Yapılan Hizmetler İçin Mevzuata Aykırı Olarak Ayrıca Ücret Talep Edilmesi

Kuruma Ait Kültür Merkezinde Yer Alan Nikâh Salonunun Ücretsiz Kullandırılması

Kurumun Görev ve Sorumluluk Alanı Dışında Harcamada Bulunması

Mevzuata Aykırı Olarak Doğrudan Temin ve Pazarlık Usulü ile Araç Temin Edilmesi
Yapım İşi İhalelerinde İş Sağlığı ve Güvenliğine Dair Görevlendirmelerin Geç Yapılması veya Hiç Yapılmaması

Konaklama, Seyahat ve İaşe Kapsamında Olmayan Harcamaların Doğrudan Temin Usulü ile Yapılması

SAYIŞTAY RAPORUNU OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Yedi Gündem

Abone Ol

Serdar Turgut’tan Yılmaz Özdil’e İmamoğlu göndermesi

Serdar Turgut'tan Yılmaz Özdil'e İmamoğlu göndermesi

İşte Serdar Turgut’un o yazısı

Ekrem İmamoğlu’nun büyük ihtimalle kariyer bitiren siyasi gaf olarak dünya siyasi literatürüne geçecek kış tatili fotoğraflarını görünce aklıma şu cümleler belirli bir sırada olmadan geldi:

– ‘Devlet adamı olmak başka müteahhit olmak başka bir iş. Devlet adamlığı farklı bir çap meselesi…’

– ‘Acaba bu adamın yanında ona sözünü geçirebilen, olgun, düşünceli bir danışmanı yok mu ki?’

– ‘Adam acaba sadece ailesine yönelik empati yapma becerisine mi sahip?

– ‘Kendisinin neden seçildiği ve neden umut bağlandığı konusunda hiç bir fikri yokmuş gibi davranıyor. Belki de siyasi intihara yönelik bir eğilimi de var olabilir.’

Burada yazmam uygun olmayan ve kendi ailem içinde kalacak bazı şeyleri de yüksek sesle söyledim ama bunlar sadece kendisinden bir şeyler ummaya çalıştığım bir insana yönelik duyduğum öfkenin ürünü şeylerdi.

Şimdi ülkede var olan siyasi durumdan bir çıkış olabilir belki diye ona her şeye rağmen tutunmaya çalışan kesim, büyük ihtimalle duyduğu gerçek öfkeyi her şeye rağmen bastırmaya çalışıp, yaratılan siyasi felaketten de bir çıkış aramaya çalışacaklardı mutlaka.

İlk işareti Ertuğrul Özkök çaktı. Zamanlama felaketine rağmen ailesi ile birlikte kayak tatili yapan bir siyasetçiden, buna dayanarak modern insan profili çıkarmaya çalışan yazıyı yazdı. O yazı belki de kendi yaşadığı travmayı atlatmasına yönelik bir oto-psikanaliz yazısıydı, böyle olmalıydı çünkü başka bir anlamı yoktu.

Modern olmaya sadece hayat tarzı yetmez. Ertuğrul Abi uzun yıllardır bu basit gerçeği hiç anlamıyor gibi düşünüyor ve yazıyor.

Hayat tarzının uygun olması tabii ki gerekir modern sayılmak için ama aynı zamanda düşünceli, bilgili, birikimli davranmayı da bilmek lazım. Öyle görünüyor ki siyasi hayatının zirvesi İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan ayrıldığında bitecek olan Ekrem İmamoğlu sadece hayat tarzından ibaret bir modern, çünkü diğer vasıflar onda yok. 
Bu yazıyı daha önce yazacaktım ama Ekrem İmamoğlu’nun kendi hakkında yarattığı siyasi facia hakkında Yılmaz Özdil kardeşimin neler söyleyeceğini veya yazıp yamayacağını beklemek istemiştim.

Müthiş bir yazar olduğunu düşündüğüm Yılmaz Özdil ‘asrın liderimiz’ diye başladığı yazılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ağzına geleni okkalı bir şekilde devamlı yazıyor.

Öyle ki Türkiye, “Sizde demokrasi yok” diyen ülkelere sadece Yılmaz’ın yazılarından oluşan bir dosya hazırlayıp gönderse o eleştiriyi yapanlar “Özür dileriz sizde Batı standartlarını aşan bir demokrasi varmış. Biz hata yapmışız” bile diyebilirler.
Yılmaz Özdil’in her şeye rağmen Ekrem İmamoğlu’ndan bir umut yaratmaya çalışan, bunun için kendilerini dolduran kesimlerin duygularına tercüman olduğu söylenebilir. En azından o kesimin en çok sevdiği, okuduğu yazar Yılmaz’dır mutlaka.

Bu yüzden konu hakkında o ne diyecek diye merakla bekliyordum.
En sonunda beklediğim yazıyı cuma gün yazdı. ‘Kayak Tatili’ başlıklı yazıda ‘Ekrem fenomeni’ni seçtiren duygu dalgasını ilk önce anlatmış ve ‘Ekrem fenomeni’ hakkında lafı söylemeye sıra gelince “Hiç yakışmadı” demekle yetinmiş.

İşte bu olmadı Yılmaz Özdil. Sen ki Erdoğan veya AK Partililer söz konusu olunca elini hiç tutmayan, o eli kimsenin tutmaya kalkışmadığı bir insansın. Diyeceğini de ağır da olsa güzel söyleme yeteneğin var. 

İyi ki varsın ama laf söylemek sırası ‘Ekrem fenomeni’ne gelince sadece “Hiç yakışmadı” demekle mi bitireceksin işi yani.

Bunu aslında söylemek istemiyorum ama Yılmazcım bu da sana hiç yakışmadı. Fenomene de son söyleyeceğim bundan sonra her şey senin için kötü olacak. (Ailenizle mutlu, sağlıklı yaşam diliyorum benim dediğim siyasi bir şey tabii ki) 

KAYNAK: HABERTÜRK
Yedi Gündem

Abone Ol

CHP’nin ‘seküler ve makul’ Hafter’i Türkiye’ye cihat ilan etti

CHP'nin 'seküler ve makul' Hafter'i Türkiye'ye cihat ilan etti

Türkiye’nin hava savunma sistemini güçlendirdiği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) sahada sonuç almaya başladı. Savaş suçlusu Hafter’e karşı kullanılması için bu ülkeye gönderilen hava savunma sistemleri Korkut ve Hawk’lar, Misrata ile Trablus semalarını İHA’lara kapattı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Hafter’e verdiği Çin yapımı silahlı insansız hava aracı Winglong-2’nin birkaç gün önce Misrata’da düşürülmesinin ardından dün de Rus keşif İHA’sı Orlan, Trablus’un el-Bedri bölgesinde başarıyla imha edildi. Böylece meşrû Libya ordusu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteği sayesinde birkaç gün içinde 2 hava aracını düşürmüş oldu. UMH güçlerine bağlı operasyon odası, 2019 Nisan ayından 28 Ocak 2020 tarihine kadar aralarında Mig-23 ve Su-22 savaş uçakları ile çok sayıda İHA ve SİHA’nın da bulunduğu 15 hava aracını düşürdüklerini duyurmuştu.

GRAD’LAR DA VURULDU

Başkent Trablus’un güneyindeki Tavişe Operasyon Dairesi Üyesi Komutan Selim Kaşut, Rusya ve BAE destekli darbeci Hafter güçlerinin sahada gerilemeye başladığını bildirdi. UMH güçlerinin Misrata-Trablus arasına sinyal bozucu cihazlar yerleştirdiğini, Hafter milislerinin sürekli hedef aldığı başkentteki Mitiga Havalimanı’na da hava savunma sistemi konuşlandırıldığını hatırlatan Kaşut, Hafter yanlısı teröristlerin ateşlediği Grad füzelerinin de Trablus’un dünyaya açılan kapısı durumundaki Mitiga’yı vuramadan ‘özel silahlarla etkisiz hale getirildiğini’ kaydetti. Saldırı girişimleri sonuçsuz kalan Hafter ise giderek daha da hırçınlaşıyor.

YİNE CİHAD İLAN ETTİ

Geçtiğimiz ay meşrû Trablus hükümetine karşı ‘cihad’ ilan eden Hafter, kendisine bağlı ‘paralel diyanet’ kurumuna yeni bir çağrı daha yaptırdı. Hafter’e bağlı Vakıflar ve İslam İşleri Genel Kurumu, Türkiye ve Müslüman Kardeşler’e karşı Libyalıları bir kez daha ‘cihada’ davet etti. BM’nin tanıdığı meşrû UMH’yi ‘İhvancı’ ve ‘cihatçı’ olarak görüp Hafter’i ise ‘seküler’ ilan ederek makûl bulduklarını açıklayan CHP yönetimi, Hafter’in son cihad çağrısının ardından herhangi bir yorum yapmadı. CIA devşirmesi Hafter’e Rusya, BAE, Mısır, Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülke açık, ABD ise gizli destek veriyor. Maaşları BAE yönetimince ödenen Rus paralı askerlerden 3 bin kadarı halen Hafter saflarında bulunuyor. Sahada teknik ekipleriyle bulunan Fransa’nın ise ABD yapımı gelişmiş tanksavar sistemi Javelin’leri Hafter’e gönderdiği ortaya çıkmıştı.

Yeni Şafak

Yedi Gündem

Abone Ol

CHP’li Belediye Başkanı sahte plakalı araçla yakalandı

CHP’li Belediye Başkanı sahte plakalı araçla yakalandı

CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin, Eskişehir yolunda belediyeye ait sahte plakalı bir araçta yolculuk ederken yakalandı.

SAHTE PLAKAYLA HIZ İHLALİ

Eskişehir yolu üzerinde trafik kontrolü yapan ekipler Çarşamba günü hız ihlali yapan bir aracı durdurdu. 11 BB.001 plakalı resmi aracın yapılan sorgulamasında, Bilecik Belediye Başkanlığına ait 34.CB.Z.240 plakalı araç olduğu tespit edildi.

ARAÇ GERÇEK PLAKA TAKILARAK OTOPARKA ÇEKİLDİ

Belediyeye ait sahte plakalı aracı kullanan şoför N.S.’ye Karayolları Trafik Kanunu’nun 23/5-a maddesini ihlalden idari işlem yapılırken, araç adli işlem yapılmak üzere gerçek plaka takılarak otoparka çekildi.

CHP’Lİ BAŞKAN DA ARAÇTAYDI

Trafik ekiplerinin çevirdiği belediyeye ait sahte plakalı aracın arka koltuğunda oturanın ise CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin olduğu belirlendi. Trafik ekiplerince çekilen araçtan inen Şahin, başka bir araçla Ankara’ya gitmek üzere bölgeden ayrıldı.

Yedi Gündem

Abone Ol