Altın için panik uyarısı! O fiyata dikkat!

Altın için panik uyarısı! O fiyata dikkat!

Haber7- Fuat Öner

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, son günlerde Çin’de ortaya çıkan ve yüzlerce insanın ölümüne neden olan Coronavirüs etkisiyle dalgalı seyreden altın fiyatlarını Haber7 için yorumladı.

 

Altının 292-297 TL seviyelerine kadar çekilebileceği ve bunun alım fırsatı olduğunu söyleyen Memiş, 2020 yılı 320 TL beklentisini yeniledi ve Altında yükseliş trendi yeni başlıyor dedi.

PİYASALARDAKİ TEDİRGİNLİK ALTIN FİYATLARINI YÜKSELTTİ

 

Altın 2020 yılında 1 aylık süreçte zaten hem jeopolitik risk endişesi ve coronavirüsü salgınıyla birlikte ciddi bir değer kazandı. Bu ciddi değer artışları uluslararası piyasalarda altının ons fiyatının 1,611 dolar seviyesine, altının gram fiyatınınsa 310 lira seviyesine kadar yükselmesine neden oldu.

Ancak sonrasında tansiyonun biraz daha düşmesiyle birlikte altın fiyatlarında biraz daha gerileme gördük. Altın ons fiyatı 1,548 dolara, altının gram fiyatı 292 lira seviyesine kadar geriledi.

2020'de Altın fiyatları ne olur?

Bu ortamda Çin’de başlayan yüzlerce kişinin ölümüne neden olan 16 ülkeye yayılan coronavirüsü vakası piyasalarda tedirginliğe neden oldu. Bu tedirginlikle birlikte küresel borsalarda sert bir satış dalgası ve güvenli liman tercihinde bir artış gördük. Bu güvenli liman tercihi ile birlikte fiziki altınlara ciddi bir talep oluştu. Bu talep artışıyla birlikte altının ons fiyatı 1,593 dolar seviyesine kadar yükselirken, iç piyasalarda altının gram fiyatının 306 lira seviyesine kadar tekrar yükseldiğini gördük.

Belirsizlikler ve riskler artmaya devam ettikçe altına olan talep artmaya devam ediyor. Bu talep artışıyla birlikte borsalarda sert satışlar emtia fiyatlarında da sert yükselişler gördük. Özellikle değerli metal grubunda bu değer artışlarının hala dalgalı bir seyirde yükseldiğini, düşüşlerin sınırlı kaldığını gözlemlemeye devam ediyoruz.

ALTINDAKİ YÜKSELİŞ KALICI MI?

Bu fiyatlamalar ve dalgalı kur politikası devam edince altın yatırımcısının kafası karışıyor. “Bu yükselişler kalıcı mı? Tekrar tepki ya da kar satışları gelir mi? Nerelerden tekrar maliyet yapmak gerekir?” tarzında sorular da artmaya devam ediyor. Ancak bir önceki sohbetimizde yatırımcısına 2020 yılında altın fiyatlarının çok dalgalı bir seyirde geride bırakacağımızın öngörüsünde bulunmuştuk. Aynı öngörümüz hala devam ediyor.

DALGALI PİYASADA ALTIN YATIRIMCISINA TAVSİYELER

Hem döviz kurlarında hem altın fiyatlarında yatırımcının 2020 yılında çok dalgalı bir seyrin bizi beklediğini bilmesi gerekiyor. Daha ilk ayda altının gram fiyatındaki 19 liralık dalgalı kur altının ons fiyatındaki 50-60 dolar bant aralığı bunu işaret ediyor.

305 TL SEVİYESİNDE PANİK ALIMI YAPMAYIN

Ancak yatırımcısına şunu tavsiye ediyoruz. 305-306 lira seviyeleri test edildiği zaman panik alımları yapmayın altının gram fiyatı tekrar bir düzeltme hareketi içine girecektir. Ve altının gram fiyatı 300 lira seviyesinin altına sarkabilir, öngörüsünde bulunmuştuk.

Bugün 300 bin 302 lira bant aralığında  ve büyük ihtimalle tekrar 297 lira seviyesine sarkabilir ama geldiği noktaya baktığınız zaman düşüş trendi 306 lira seviyesinden başlayarak 301 lira seviyesine kadar geriledi. 5 liralık değer kaybı 3 liralık bir değer kaybını da devamında getirebilir.

GRAM ALTIN 292 TL SEVİYESİNE KADAR DÜŞEBİLİR

Bu atmosferde altının gram fiyatı 292-297 lira bant aralığına yerleşmek isteyebilir. Bu bant aralığında yatırımcısı kesinlikle bir alım fırsatı yakalamış olacağını tahmin ediyorum. Özellikle 292-297 lira bant aralığı altının agresif yükselişleriyle birlikte 320 devamında 340 lira seviyesine kadar  yükseliş trendini hala beklemeye devam ediyoruz.

SÜRPRİZLER OLURSA GRAM ALTIN 340 TL’YE KADAR ÇIKABİLİR

320 lira seviyesini çok kuvvetli bir ihtimal olarak görürken 2020 yılında daha çok jeopolitik risklerin ve belirsizliklerin artması gibi farklı sürprizler gelişmeler yaşanırsa bu yükselişlerin 340 lira seviyesine kadar devam edeceğini söyleyebiliriz. Genel itibariyle altının gram fiyatı son 10 yıldır olduğu gibi yatırımcısına en çok kazandıran yatırım araçları arasında yine birinciliğini korumaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Ancak altının ons fiyatı 1600 dolar seviyesinin üzerinde şu anda kalıcı olamadı. Ama kalıcı olacağını tahmin ediyoruz.
 

Özellikle 1607 dolar seviyesi tekrar denenir ve yukarı yönde hareketleri devam ettirilirse 1650 devamında 1700 seviyeleri ön planda olmaya devam ediyor.

ALTINDA YÜKSELİŞ TRENDİ YENİ BAŞLADI: 320 TL’Yİ GÖREBİLİR

Corona virüsü endişesi sadece Çin borsasında yüzde 10 değer kaybına neden olmadı. Bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülke borsalarında da sert satışa neden olduğu için büyük ihtimalle 2020 yılındaki büyüme tahminleri aşağı doğru revize edilir ve aşağı yönde bir trend başlayabilir.Çin altın noktasında en çok altın stoklayan ve rezerve sahip bir ülke olduğu için bu coronavirüsü hadisesi ya da salgını Çin’in işlenmiş ya da işlenecek altın talebinin de azalmasına neden oluyor.

Altın yatırımcısına tavsiyeler

GRAM ALTINDA 307 TL SEVİYESİNİN ÜSTÜ BUGÜNLERDE KALICI OLMAYABİLİR

Özellikle mücevherat sektöründe..  Tabi altın talebinin azalması eşittir altın fiyatlarının da gerilemesine sebep olabilir. Altının gram fiyatının düşüş yönündeki sebeplerine baktığımızda bu nedenleri de ön planda tutmak gerekiyor. Altının ons fiyatında da aşağı yöne trendlerin son bir kez test edileceğini tahmin ediyoruz. Özellikle bu yakın zamanda 1,515 dolar seviyesine kadar sarkmalar yaşanırsa benim için sürpriz olmaz. O yüzden 307 seviyesinin üstünde altının gram fiyatı bugünlerde kalıcı olmayabilir.
 

Özellikle Şubat ayında 292 ve 297 lira bant aralığını yatırımcısı takip ederse daha iyi bir karar vermiş olabilir. Bu eşittir elinde fiziki altın bulunduranların kar amaçlı bu seviyelerden altın satması ya da altın satacağı anlamı taşımıyor. Çünkü altının gram fiyatındaki yükseliş trendi daha yeni başladı. Yıl içindeki yükselişler yine devam edecek. Özellikle 320 lira seviyesine kadar mutlaka beklemelerini  yine tavsiye ediyoruz.

ALTINA YATIRIM İKİYE KATLANDI

Küresel çapta yaşanan gelişmelerin yatırımcıların güvenli varlıklara yönelmesini beraberinde getirmesiyle yurt içinde gram altının fiyatı geçen yıl 2018’e göre yüzde 33,1 yükselirken, altın mevduatları da ikiye katlanarak 80,2 milyar liraya ulaştı.

 

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Koronavirüs Türkiye ekonomisine yaradı! Fiyatlar düşecek

Koronavirüs Türkiye ekonomisine yaradı! Fiyatlar düşecek

Son yılların en büyük küresel sağlık problemlerinden biri olan Koronavirüs sadece Çin’i değil çok sayıda ülkeyi tehdit etmeye devam ediyor. İşin sağlık boyutunun yanı sıra ekonomik sürece de etkisini değerlendiren uzmanlara göre Çin’in düşecek petrol talebi Türkiye’de doğalgaz fiyatlarını aşağıya çekebilir. Öte yandan  virüsün tehdit boyutuna ulaşmasının ardından e-ihracatta Türk ürünlerine talep 5 kat artarken, Çin’den sebze ve meyve ithal eden ülkeler Türkiye pazarına yöneldi. Bu ülkelerin başında Rusya geliyor

 

 

Çin’de başlayan ve önce Wuhan kentini, ardından başkent Pekin’i ve sonrasında Türkiye dahil çok sayıda ülkeyi tehdit eden Koronavirüs için henüz çözüm bulunmuş değil. İşin sağlık boyutunun net şekilde anlaşıldığına işaret eden uzmanlar, Koronavirüs’ün küresel ekonomiye etkilerini de daha net bir şekilde konuşulmaya başlandı.

ÇİN’İN TALEBİ GÜNDE 3 MİLYON VARİL AZALDI

 

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, virüsün etkisini gösterdiği günden bu yana çok sayıda dünya devi şirketin Çin’deki üretimlerini durdurduğunu hatırlattı. Pekin yönetiminin aynı zamanda dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı olduğuna işaret eden Kumbaroğlu, “Çin tek başına küresel talebin yüzde 20’sini teşkil ediyor. Koronavirüs’ün neden olduğu acil durumun ardından Çin’in petrol talebi yaklaşık yüzde 20 azaldı. Diğer Asya ülkelerinin de petrol ürünlerine olan talebi tehdit altında” şeklinde konuştu.

FİYATLAR DÜŞTÜKÇE TÜRKİYE’YE YARAYACAK

Günde 3 milyon varile denk gelen bu düşüşü OPEC grubunun arz tarafında aynı miktarda kesintilere giderek dengelemesinin çok olası görülmediğine vurgu yapan Kumbaroğlu, şunları söyledi:

“Bu nedenle arz-talep dengesinde dengelenme doğal yollarla sağlanacak. Fiyatlar düştükçe karlılığını yitiren tesisler üretimlerini durduracak ve dengelenme öyle gerçekleşecek. Dolayısıyla virüs yayılmaya devam ettikçe petrol fiyatları da düşmeye devam edecek, 50 dolar psikolojik sınırının altı da ufukta gözüküyor”

Petrol fiyatlarının düşmesi Türkiye’nin makroekonomik dengelerine olumlu yansıyacak.

Düşük petrol fiyatı öncelikle dış ticaret açığının düşürülmesine ve enflasyon hedeflerinin tutturulmasına katkı sağlayacak bir gelişme. Ülkemiz doğalgazı geçmiş 6 ve 9 aylık petrol ve petrol ürünleri fiyatlarına endeksli formül üzerinden ithal ettiğinden bu gelişme uzun vadede doğalgaz fiyatlarını da aşağı çeker, ama formüldeki gecikme etkisi nedeniyle üç ay sonra görülmeye başlar.”

TÜRK FİRMALARI İÇİN FIRSAT OLABİLİR

EED Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ayrıca, bu acil durumun ne kadar devam edeceğine ve Çin’deki üretimi nasıl etkileyeceği konusunun son derece önemli olduğunu anlatarak, “Küresel markaların hemen hepsi Çin’deki faaliyetlerini kısmen askıya aldılar, daralmaya gittiler. Bu noktada Türkiye’deki sanayi tesisleri ve yeni yatırımlar için de bir fırsat penceresi aralanıyor.” şeklinde konuştu.

RUSYA, ÇİN YERİNE TÜRKİYE PAZARINA YÖNELDİ

Çin’de her geçen gün yayılan ve çok sayıda ölüme neden olan koronavirüsün Türk ekonomisine etkisi olumlu yönde seyrediyor. Virüsün tehdit boyutuna ulaşmasının ardından e-ihracatta Türk ürünlerine talep 5 kat artarken, Çin’den sebze ve meyve ithal eden ülkeler Türkiye pazarına yöneldi. Bu ülkelerin başında Rusya geliyor. Moskova, yıllar sonra ilk kez Türkiye’den domates ithalatının 200 bin tona çıkarılmasına yönelik karar tasarısı hazırladı. Çin sınırının geçişlere kapatılmasının ardından, Rus yetkililer Türkiye pazarına yöneleceklerini duyurdu. Sebze sektörünün önde gelen temsilcileri, virüs nedeniyle ihracatın artacağını vurgulasa da iç pazarda fiyatların artabileceğine işaret ediyor.

Rusya’nın Habarovsk kentinin Çin’den büyük miktarda sebze ve meyve ithal ettiğini hatırlatan bir Rus yetkili, “Diğer tedarikçilerle anlaşma yapmaya çalışıyoruz. Ticaret şirketlerimizin yarısı Türkiye’den meyve ve sebze tedarik etmek konusunda çalışıyor. Türkiye’den söz aldık ve bu sözü tutacaklar” açıklamasını yaptı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, “Çin dünyanın en büyük sebze ve meyve üreticilerinden. Rusya’nın bu ülkeyle belirli ürünlerde alışverişi var. Bu ülkeden ithalatı durdurma kararları mutlaka çevre ülkelere yönelmelerini sağlayacak. Bizim sebze ve meyve konusunda en önemli ihraç yaptığımız ülkelerin başında Rusya geliyor. Dolayısıyla oradan kesip, bize yönelirse ihracat için çok olumlu bir ticari hacim doğacak” dedi.

FINANCIAL TİMES: TÜRKİYE TEK OLUMLU ETKİLENEN ÜLKE

Financial Times korona virüsünün hangi ülkelerin büyümesini ne ölçüde etkileyeceğiyle ilgili bir haber yayınladı. Küresel devlerin büyük düşüşler yaşayacağının öngörüldüğü haberde ve ortaya çıkan tabloda pozitif gelişme gösteren tek ekonomi ise Türkiye ekonomisi oldu.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

ABD kriz çıkaracak kararı resmen duyurdu! Dikkat çeken zamanlama

ABD kriz çıkaracak kararı resmen duyurdu! Dikkat çeken zamanlama

ABD Ticaret Bakanlığı, potansiyel olarak Çin de dahil olmak üzere dolar karşısında para birimlerinin değerini düşük tutmaya ülkelerden ithal ürünlere sübvansiyonu telafi edici vergiler getirme kararını kesinleştirdi.

 

 

YENİ VERGİLERİN GETİRİLMESİNE İMKAN TANIYACAK

ABD Hazine Bakanlığı’nın son zamanlarda birinci aşama ticaret anlaşması kapsamında Çin’i kur manipülatörü tanımlamasını kaldırmasına rağmen, bu yeni karar Ticaret Bakanlığı’nın Çin’e vergi getirmesine imkan tanıyacak. ABD Ticaret Bakanlığı genel olarak Hazine’nin kurun değerinin düşürüldüğünü belirleme konusundaki uzmanlığına
güveneceğini ancak iki sürecin farklı yasalardan kaynaklandığından farklı sonuçlara varabileceğini açıkladı.

 

 

Taslak karar ilk olarak geçen yıl Mayıs ayında yayınlanmıştı. Çin’e ek olarak, yeni karar, Almanya, İrlanda, İtalya, Japonya, Malezya, Singapur, Güney Kore, Vietnam ve İsviçre de dahil olmak üzere diğer ülkelerden ithal edilen mallardan daha yüksek gümrük vergileri alınmasına neden olabilir. Bu ülkelerin tümü, Hazine Bakanlığı’nın para piyasası müdahalelerini, yüksek küresel cari işlemler fazlasını ve yüksek ikili ticaret fazlalarını izleyen altı aylık para birimi raporunda yer alan “izleme listesinde” bulunuyor.

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Koronavirüsü yüzünden Türkiye’de 30 bin iptal!

Koronavirüsü yüzünden Türkiye'de 30 bin iptal!

Çin ile 1 milyon turist hedefi olan Türkiye’de ise ağırlık 3 ilde yer alıyor. Çarşamba günü Şubat ayı sonuna kadar uçuşların tamamen durdurulacağı ülkeden Türkiye’ye yapılan 30 binin üzerinde rezervasyon iptal edildi.

 

 

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve hızla yayılan salgında can kaybı 425’e virüs bulaşan kişilerin sayısı ise 2 bin 788’inin durumu ağır olmak üzere 20 bin 438’e yükseldi.

Virüsün ortaya çıkması ile birlikte çok sayıda ülkede Çin üzerinden yapılan seyahatlerle ilgili bir dizi önlemler alındı.

 

 

Uçuşları durdurma, yolları kapatma ve virüs kontrol altına alınana kadar havalimanlarındaki geçişlere kısıtlama getirilirken, ortaya çıkan tablo ise Türk turizm sektörünü 3 ilde gözle görülür bir şekilde etkiledi.

1 YILDA 250 MİLYAR DOLAR HARCIYORLAR

2019’da yurt dışına çıkış yapan Çinli sayısı 150 milyonu aşmış durumda. Bu anlamda yurt dışına en fazla turist yollayan konumunda bulunan Çin, dünya genelinde en çok harcama yapan turistler sıralamasında da ülke olarak ilk sırada yer alıyor. Öte yanda dünya genelindeki turizm harcamaları 1 trilyon 250 milyar doları buluyor.

Bu rakamın 250 milyar dolarını yani dünya genelindeki turizm harcamalarının beşte birini ise Çinliler gerçekleştiriyor.

DÜNYA TURİZMİNİ DE TEHDİT EDİYOR

Tabi rakamlar böyle olunca virüsün etkilerinin kısa vadede çözülmemesi dünya turizmini de ciddi anlamda tehdit ediyor. Çinli turistlerin en fazla seyahat ettiği ülkeler ağırlıkla Asya Pasifik’te yer alırken bu bölgeyi Avrupa ve Amerika izliyor.

Öyle ki sadece Paris’e bir yılda giden Çinli turist sayısı 2 milyonu aşmış durumda. Söz konusu Çinli turistlerin ekonomik katkısı ise Fransa’ya 4 milyar dolar civarında.

YÜZDE 90’I 3 İLE GELİYOR

1 milyon Çinli turist hedefi olan Türkiye’ye gelen Çinli sayısı geçtiğimiz yıl 400 binin üzerine çıkarken 2020 için beklenen rakam ise 550-600 bin civarında. Gelen turistlerin yüzde 90’ın seyahat ettiği il ise İstanbul, Denizli ve Nevşehir olarak öne çıkıyor. İstanbul genelinde ağırlıkla tarihi yarım ada, Nevşehir’de Kapodokya, Denizli’de ise Pamukkale Çinli turistlerin en fazla uğrak mekanları oluyor.

YARIN İTİBARİYLE UÇUŞLAR DURACAK

Çin’den Türkiye’ye yapılan tüm uçuşlar yarın itibariyle Şubat ayı sonuna kadar durdurulacak. Karar dün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından açıklandı. Ancak Karar öncesi Şubat rezervasyonlarının neredeyse tamamı iptal edilmiş durumda. Türkiye gelen Çinli turistlerin büyük bir bölümüne aracılık eden tek bir şirket üzerinden yapılan iptal sayısı 30 bini aştı.

Çinli turistler yıllık turist oranı göz önünde bulundurulduğunda Kapadokya’da yüzde 15, Pamukkale’de ise yüzde 20 oranına tekabül ediyor. yenisafak.com’un konuştuğu sektör temsilcileri ise koronavirüsünün ortaya çıkmasının ardından kayıplarının yüzde 50’yi aştığına dikkat çekip nisan ayına umut bağlıyor.

KARANTİNA ÖNCESİ GELENLER VAR

Normal bir zamanda bu aylarda Kapadokya’da Çinli turist kaynıyor olması gerekirken çok nadir Çinli turistin bölgede bulunduğunu kaydeden Kapadokya Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Başkanı Yakup Dinler, gelenlerin ise karantina öncesinde Çin’den çıkıp ya direk ya da Avrupa üzerinden bölgeye tatile geldiklerine vurgu yapıyor.

REZERVASYONLAR İPTAL, YÜZDE 50 KAYIP VAR!

Rezervasyon iptallerine de değinen Dinler, Şubat ayı için tüm rezervasyonların iptal edildiğini ve kendi bölgelerinde şu an yüzde 50’lik bir kaybın söz konusu olduğunu belirterek, Çinli turistlerin Kapodokya turizminde yüzde 15’lik bir payı olduğuna vurgu yapıyor.

Ağırlıkla lüks tüketimi Çinli turistler yaparken, kişi başı harcama tutarları ise bin – 1500 dolar civarında.

BALON VE SAFARİYİ DE VURDU

Çinli turistlerin katkısının sadece otel bazında olmadığını balon tarafında paylarının yüzde 35, safaride ise bu oranın yıl bazında yüzde 50’yi geçtiğine de değinen Dinler, şubat ve mart aylarının bu şekilde geçmesini beklediklerini ancak nisan ayı itibariyle tablonun düzeleceğine dair bir iyimserlik içinde bulunduklarını da aktardı.

Çinli turistlerin Türkiye’de en fazla uğrak mekanlarından biri ise Denizli’nin travertenleri ile meşhur Pamukkale bölgesi.

DENİZLİ’DE İPTALLER YÜZDE 60’I BULDU

2020 yılı içinde beklenen Çinli turist sayısının 600 bin civarında olduğunun, bunun da Denizli’nin yıllık turist sayısının yüzde 20’si civarına denk geldiğini aktaran Denizli Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (DENTUROD) Gazi Murat Şen, Çin tarafından yapılan yakın zaman içerisindeki rezervasyonların yüzde 60’nın iptal edilmiş durumda olduğunu belirtti.

İLERLERSE RUS VE AVRUPALI TURİSTİ DE ETKİLER

Koronavirüsünün etkilerinin ortaya çıkardığı olumsuz tablonun bu boyutta kalmaması ve daha da ilerleyip vatandaşı tamamen toplu taşımaya binmemeye iterse hem Avrupa hem de Rusya tarafındaki turistleri de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şen, şu an bölgelerinde bulunan turistlerin Çin Bayramı nedeniyle önceden gelenler olduğunu ve geri dönüş yoluna da geçmiş durumda olduklarını kaydetti.

Şen, ortaya çıkan durumun sadece Türkiye’yi değil tüm turistik bölgeleri etkilediğinin de altını çiziyor.

SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ

Asya’dan Türkiye’ye dönük en büyük operasyonları yapan ve 2019 yılında 180 bin Çinliyi Türkiye’ye getiren Dorak Tour Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Serdar Körükçü, 24 Ocak Cuma günü itibariyle öncelikle 3 şehirden şu anda ise 24 şehirden tüm uçak seferlerinin iptal olduğunu belirterek, ‘‘İptaller bütün hızı ile devam ediyor. Periyot olarak tüm Çinlilerin yalnız Türkiye ye değil tüm dünyada seyahat ettikleri Çin yılbaşısına denk geldiğimden, bu durum biraz daha önem arz etti. Şu ana kadar 30 bin gecelemenin üzerinde iptal aldık. Bizlerde süreci yakından takip etmekteyiz.’‘ dedi.

ÇİN’DEKİ MOBİLYA FUARINA ‘KORONAVİRÜS’ İPTALİ

Türkiye Mobilya İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Güleç, Çin’de yapılması planlanan mobilya fuarının, koronavirüs salgını nedeniyle iptal edildiğini açıkladı.

Türkiye Mobilya İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Güleç, 18-21 Mart ve 28-31 Mart’ta yapılacak olan 45’nci Ciff Guangzhou Fuarı’na Türkiye’den 40 firmanın katılmasının planlandığını ancak koronavirüs salgını nedeniyle fuarın henüz belirlenemeyen bir tarihe ertelendiğini söyledi.

Güleç, konuyla ilgili yaptığı açıklamda şunları ifade etti.

“Çin dünyanın en büyük ihracatçısı. Biz de Türkiye olarak ihracat anlamında çıkışta olan ülkeyiz. İhracatımız artıyor. Özellikle ihracat ile büyüyen bir mobilya sektörümüz var. Mobilya sektörümüz bu yıl ihracatta büyük bir çıkış yapacak. Bakanlığımızın aldığı KDV indirimi kararı ile de yurt içinde de büyüyoruz. Mobilya sektörü hem ihracatta hem iç pazarda büyük bir başarı gösterecek. Gönül ister ki bu tür virüsler olmasın ama dünya ve ülkeler arasında ki ticari rekabette de her tülü şartları değerlendirmemiz gerekiyor. Mart ayında Çin’e mobilyacılar gidiyor ve Çin’den satın alma yapıyorlardı. Biz de bu süre zarfına Türkiye’de yapacağımız etkinlikler ile mobilya ihracatının ve mobilya yan sanayi ihracatının daha büyük olması için çeşitli etkinliklere başlayacağız. Şu anda üzerinde çalıştığımız bazı konular var. Bu etkinliklerin tamamını Ticaret Bakanlığı’mızın desteği ile yapacağız. İhracat potansiyeline katma değer katacağız.” 

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Türkiye’nin nüfusu açıklandı!

Türkiye'nin nüfusu açıklandı!

Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2019 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 1 milyon 151 bin 115 kişi artarak 83 milyon 154 bin 997 kişiye ulaştı.

Erkek nüfus 41 milyon 721 bin 136 kişi olurken, kadın nüfus 41 milyon 433 bin 861 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,2’sini erkekler, %49,8’ini ise kadınlar oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 320 bin 146 kişi artarak 1 milyon 531 bin 180 kişi oldu. Bu nüfusun %50,8’ini erkekler, %49,2’sini kadınlar oluşturdu. 

Nüfus artış hızı, binde 13,9 oldu

Yıllık nüfus artış hızı 2018 yılında binde 14,7 iken, 2019 yılında binde 13,9 oldu.

İL VE İLÇE MERKEZLERİNDE YAŞAYANLARIN ORANI %92,8 OLDU

Türkiye’de 2018 yılında %92,3 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2019 yılında %92,8 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı %7,7’den %7,2’ye düştü.

İSTANBUL’UN NÜFUSU 15 MİLYON 519 BİN 267 KİŞİ OLDU

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 451 bin 543 kişi artarak 15 milyon 519 bin 267 kişiye ulaştı. Türkiye nüfusunun %18,66’sının ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 639 bin 76 kişi ile Ankara, 4 milyon 367 bin 251 kişi ile İzmir, 3 milyon 56 bin 120 kişi ile Bursa ve 2 milyon 511 bin 700 kişi ile Antalya izledi.

NÜFUSU EN AZ OLAN İL 84 BİN 660 KİŞİ İLE TUNCELİ OLDU

Tunceli, 84 bin 660 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Tunceli’yi, 84 bin 843 kişi ile Bayburt, 97 bin 319 kişi ile Ardahan, 142 bin 490 kişi ile Kilis ve 164 bin 521 kişi ile Gümüşhane takip etti.

NÜFUS PİRAMİDİNDEKİ YAPISAL DEĞİŞİM DEVAM ETTİ

Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 2007 ve 2019 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görülmektedir.

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ORTANCA YAŞI 32,4’E YÜKSELDİ

Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir.

Türkiye’de 2018 yılında 32 olan ortanca yaş, 2019 yılında 32,4’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 31,4’ten 31,7’ye, kadınlarda ise 32,7’den 33,1’e yükseldiği görüldü.

Ortanca yaşı en yüksek olan il Sinop, en düşük olan il Şanlıurfa oldu

Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 40,8 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u 40,2 ile Balıkesir ve 39,9 ile Giresun izledi. Diğer yandan 20,1 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı 20,9 ile Şırnak ve 21,8 ile Ağrı takip etti.

Kadınlarda ve erkeklerde en yüksek ortanca yaşa sahip il Sinop oldu

Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 39,5 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 19,7 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 42,1 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şırnak 20,5 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.

Çalışma çağındaki nüfusun oranı yüzde 67,8 oldu

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2019 yılında yüzde 67,8’e yükseldi. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 23,1’e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 9,1’e yükseldi.

Toplam yaş bağımlılık oranı arttı

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2018 yılında yüzde 47,4 iken 2019 yılında yüzde 47,5’e yükseldi. Ekonomik olarak aktif olan birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 34,5’ten, yüzde 34,1’e gerilerken, çalışan birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 12,9’dan yüzde 13,4’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2019 yılında, çalışma çağındaki 100 kişi, 34,1 çocuğa ve 13,4 yaşlıya baktı.

Türkiye’de kilometrekareye 108 kişi düşerken İstanbul’da 2 bin 987 kişi düştü

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan ‘bir kilometrekareye düşen kişi sayısı’, Türkiye genelinde 2018 yılına göre 1 kişi artarak 108 kişiye yükseldi. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 987 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan il oldu. İstanbul’dan sonra 541 kişi ile Kocaeli ve 364 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu. Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi 20 kişi ile Ardahan ve Erzincan illeri izledi. Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 57, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 320 olarak gerçekleşti.

 

KAYNAK: İHA

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Halkbank davası için temyizden son dakika kararı!

Halkbank davası için temyizden son dakika kararı!

Son dakika: ABD’deki Halkbankası davasında flaş bir gelişme yaşandı.

 

 

Halkbankası avukatları, “mahkemenin yargı yetkisi olmadığı” gerekçesiyle davanın düşmesi ve reddihakim yapmak için “özel statüyle duruşmaya katılım” talepleri federal mahkeme tarafından reddedilince, temyiz mahkemesine başvurmuştu.

BAŞVURU KABUL EDİLDİ
Halkbank’ın ABD’de temyiz mahkemesine başvurusu kabul edildi. Bu durumda temyiz başvuru hakkında nihai karar verene kadar federal mahkemedeki dava bekleyecek.

 

 

Daha önce görülen davada savcılar, Halkbank’ın duruşmalara katılması için yaptırım uygulanması talebinde bulunmuş ve katılmadığı her duruşma için bir milyon dolar yaptırım uygulanmasını istemişti.

Bankaya, “ABD’nin İran yaptırımlarını delmek” dahil, 6 farklı suçlama yöneltiliyor.

.

.

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Türkiye’den yerli otomobil için yeni hamle! Dünyada bir ilk olacak

Türkiye'den yerli otomobil için yeni hamle! Dünyada bir ilk olacak

MEB Daire Başkanı Mehmet Salih Canbal, elektrikli araçların dünyadaki öneminin her geçen gün arttığına dikkati çekerek, geçen sene bu araçların dünya genelindeki üretim artışının yüzde 40 olduğunu söyledi.

 

 

Okulda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Programlar ve Öğretim Materyalleri Daire Başkanı Mehmet Salih Canbal, Bursa’nın mesleki ve teknik eğitim bakımından önemli bir yer olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak birçok çalışmayı Bursa’da hayata geçirdiklerini belirten Canbal, şöyle devam etti:

 

 

“Mesleki ve teknik okullar 3 bin 600 okul, 1,5 milyon öğrenci ve 150 bin öğretmenle eğitim veriyor. Oldukça büyük bir aileyiz. İçinde bulunduğumuz okulla gurur duyuyoruz. İnşallah yeni meslek dalımız olan Elektrikli Araçlar dalımızı da bu okuldan başlamak üzere startını veriyoruz. Biz birçok yeni teknolojik gelişmeyi Bursa’dan filizlendirmek istiyoruz.”

DÜNYADAKİ İLK ULUSAL PROGRAM
“Elektrikli Araçlar dalı Türkiye’de bir ilk olacak. Hatta bu konuda dünyada araştırma yaptık, çok yeni bir teknoloji. Şu anda elektrikli araçlarla ilgili ulusal bir program dünyada yok. Yani lise seviyesinde elektrikli araçlarla ilgili bir program dünyada yok. Bu anlamda belki dünyada ilk olacak. Elektrikli araçlarla ilgili orta eğitim düzeyinde eğitim programını hazırlamak üzere birlikteyiz.”

Mesleki ve teknik okullarda 54 alan ve 203 dal olduğunu anlatan Canbal, elektrikli araçlarla ilgili dalın da bunlardan biri olacağını vurguladı. Bütün meslek alanlarında sektör, akademisyenler ve alan öğretmenleriyle çalışarak programları hazırladıklarını dile getiren Canbal, şunları kaydetti:

“Hedefimiz, özellikle ortaöğretim seviyesinde bir meslek alanını oluştururken, elektrikli araçları motorlu araçlar teknolojisinin altında düşündük. Yani ana dalımız motorlu araçlar. Bunların içinde 5 tane dalımız vardı.”

“Bu, 6’ncı dal olarak kendine yer bulacak. Önümüzdeki yıldan itibaren artık mesleki dersler başlıyor. Çocuklarımız 9. sınıftan itibaren motorlu araçlarla ilgili temel mesleki becerileri alacak. 10. sınıftan itibaren elektrikli araçlara doğru bir geçiş yapmasını öngörüyoruz.”

Canbal, elektrikli araçların dünyadaki öneminin her geçen gün arttığına dikkati çekti. Geçen sene bu araçların dünya genelindeki üretim artışının yüzde 40 olduğunu bildiren Canbal, “Bu trendin daha hızlı ilerleyeceği düşünüldüğünde sadece yerli otomobilimizin değil, dünyada üretilen elektrikli otomobillerin bakım ve onarımlarını yapabilecek insan kaynağını da yetiştirmek üzere yola çıktık.”

“Bursa’da startını verdik ama bu ulusal bir program. Şu anda çalıştığımız program Türkiye’nin diğer illerinde de zaman içinde yaygınlaşacak.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten de Türkiye’nin dünyadaki teknolojik atılımlarda kendini hissettirdiğini belirtti.

Bursa’da çok ciddi bir makine ve motor sanayisi altyapısının bulunduğunu söyleyen Mesten, “Bu bakımından yerli otomobil için Bursa’nın tercih edilmesi çok önemli. Bu otomobilin teknik personelinin yetiştirilmesi anlamında da böyle bir okulun tercih edilmesi bizi mutlu etti. Zaten bu okul alanında Türkiye’de tek konumda.” diye konuştu.

Toplantıya, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Muharrem Tüfekçi, Bursa Otomotiv İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Metin Sezer ile sektör uzmanları katıldı.

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Uyanıklar vatandaşın korkusunu fırsata çevirdi: Fiyatı 2 TL’den 120 TL’ye fırladı

Uyanıklar vatandaşın korkusunu fırsata çevirdi: Fiyatı 2 TL'den 120 TL'ye fırladı

Vatandaşın tedirginliğini fırsat bilenler, Koronavirüs’e çare olduğu hatta onu yok ettiği gibi yalanlarla maske satıyor. Çin başta olmak üzere tüm dünyada ve Türkiye’de maske talebi artarken, piyasadaki ürünler sözde koruyucu adıyla pazarlanıyor. Farklı modellerin kapış kapış gittiğini konu alan haberleri takip ediyor ve fahiş fiyat artışlarına tanık oluyoruz.

YALAN YANLIŞ YÖNTEM GELİŞTİRDİLER

İşin ilginç yanı, bu durumdan para kazanmak isteyenlerin yeni pazarlama yöntemleri geliştirmekte gecikmemesi. Hemen her yerde hiçbir özelliği olmayan düz maskeler bile Koronavirüs’ten koruduğu iddiasıyla satışa çıkıyor. İnternet sitelerinde, ‘En üst düzey Korona önleyici’, ‘Koronavirüsü emen maske’, ‘Korona için orijinal teknoloji ’, ‘Grip maskesi ventilli’ gibi memleket işi pazarlama yöntemlerini görebilirsiniz. Aman aldanmayın.

KORONASAVAR FIRSATÇILIĞI

Artık dijital bir işportaya dönüşen Instagram’da 2-3 liralık maskeleri ‘Koronasavar’ ismiyle satanların sayısı oldukça fazla. Olay öyle bir noktaya gelmiş durumdaki internetten Wuhan yani virüsün ortaya çıktığı şehrin adını taşıyan maskeler satılıyor. Oluşan panikle, üç veya 4 katına sunulan ürünlere karşı da dikkatli olunması gerekiyor. İşin sonunda önce sağlıktan sonra cepteki paradan olma riski var. Öte yandan, 3M maskeler gibi lösemi hastalarının ihtiyaç duyduğu ürünler de ne yazık ki stokçular veya Çin’e ihraç etmek üzere piyasaya mal vermeyenler nedeniyle bulunamıyor. Bu konuda ihtiyaç sahiplerinin mağduriyet yaşamaması önemli. Öte yandan, bu ürünler sadece önlem amaçlı kullanılabilir, yani koruyucu bir özelliği yok.

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkanı Aziz Koçal....

DOLANDIRICIYA DİKKAT EDİN

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkanı Aziz Koçal, sosyal medyada sahte hesap açan bazı dolandırıcıların tüketicileri mağdur etmeye başladığını belirtiyor. “İnternette fiyatların düşük gösterilmesi cazip geliyor ancak pahalıya mal oluyor” diyen Koçal, “Vatandaş muhatap bulamadığı için ödediği parayı geri alamıyor. Siparişlerin bir çoğu gönderilmiyor. Çaputtan ibaret ürünlerin yollandığı yönünde şikayetler var” uyarısını yapıyor.

15 LİRALIK ÜRÜN 120 LİRA

Aziz Koçal, firma resmi internet sitesinden sipariş verilmesi gerektiğini söylüyor. Tüketici temsilcilerine göre, ameliyat maskelerinin daha donanımlı hali olan bu ürünlerin normal fiyatı 15 ila 30 lira arasında değişiyor. Medikal mağazadan toplu alımlarda rakamlar yarı yarıya düşüyor. Temizlik yaparken takılan 1 liralık bez maskeler de 4 liraya çıkmış durumda. Şimdi sıkı durun normalde 15 lira olan maske şimdilerde 120 lirayı buluyor. Piyasada belli bir fiyat istikrarı yok. Sokak satıcıları da tezgahlarını söz konusu ürünlerle doldurmaya başladı bile.

EYLEM ŞEN İSİMLİ VATANDAŞ, HASTA KIZININ YAŞADIĞI SORUNA SOSYAL MEDYA HESABINDAN BÖYLE DİKKAT ÇEKTİ

YENİ ÜRÜNLER HAFTAYA

“İnternetteki fırsatçılar, elinde maske ile turist karşılayan satıcılar, virüsün çıktığı Wuhan’dan geldiği iddia edilen maskeler ve dahası. Bu haber yazılırken, kim bilir hangi yenilikçi ürünler piyasa için sırada bekliyor? Koronavirüs emen, döven, evin kapısından içeri sokmayan son model maskeler ve ötesi. Onu da haftaya konu ederiz. Neticede serbest piyasa ekonomisi, alan razı satan razı. Benden söylemesi ‘orhanorhun’ memlekette bu AR-GE kafası oldukça biz buradan çok ekmek yer, bir sürü maske düşürür ve daha çok virüsle kavga ederiz. Dünyayı bile kurtarabiliriz. Seni seviyorum Serbest Piyasa, öyle böyle değil…”

SAĞLIK BAKANLIĞINI DİNLEYİN

Hekimler, sosyal medya veya internet satış sitelerini değil yetkilileri dinlememiz gerektiği konusunda uyarıyor. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Uzman Doktor Tuğrul Aydın, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaların dikkat alınmasını tavsiye ediyor. Sağlık Bakanlığı ve Tabipler Birliği işbirliği ile Koronavirüsü ile ilgili vatandaşları bilgilendirme broşürleri hazırlandığına dikkat çeken Aydın,bu tarz durumlarda bilgi kirliliği veya duyumlar yerine ilgili kurum ve kuruluşların beyanlarının esas alınmasını öneriyor.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK GAZETESİ

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Avrasya Tüneli zammına tepki: İnsaf nedir bilir misiniz?

Avrasya Tüneli zammına tepki: İnsaf nedir bilir misiniz?

Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine zam geldi. Avrasya Tüneli İnşaat ve Yatırım A.Ş’den yapılan açıklamaya göre, 1 Şubat 2020 saat 00:00 itibarıyla geçerli olmak üzere tünelin tek yön geçiş ücretleri otomobiller için 36,40 TL, minibüsler için ise 54,70 olarak belirlenmişti.

Daha önceden tek yön geçiş ücreti, otomobiller için 23 lira 30 kuruş, minibüsler için 34 lira 90 kuruştu.

AHMET HAKAN’DAN TEPKİ

Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan, ‘İnsaf nedir bilir misiniz? diyerek yüksek zamma tepki gösterdi.

Ahmet Hakan’ın yazısından ilgili bölüm şu şekilde;

AVRASYA TÜNEL ZAMMI

TÜNELE yüzde 56 zam yapanlara sesleniyorum:İnsaf nedir bilir misiniz? Peki ya ölçüden haberiniz var mı? Hiç mi “ya bu çok oldu” demez içinizden biriniz? Enflasyon falan… Hiç mi hesaba katmazsınız? Hepsini geçtim “sürümden kazanmak” diye bir şey de mi bilmezsiniz?

 

 

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

Bakan açıkladı! Türkiye’den yeni koronavirüs hamlesi

Bakan açıkladı! Türkiye'den yeni koronavirüs hamlesi

Litvanya temasları sonrasında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Pekcan, Çin’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüsünün Çin ile ticari ilişkileri nasıl etkileyeceği ve ülkeden gelen kargoların denetiminin nasıl sürdürüleceğine ilişkin bilgi verdi.

 

 

Çin’deki koronavirüsü nedeniyle gümrüklerde nasıl tedbirler alındığına yönelik bir soru üzerine, Pekcan, Sağlık Bakanlığından kendilerine gelen notta söz konusu virüsün kuru yüzeylerde birkaç saatten fazla canlı kalmadığı ve uluslararası kargolarda bir sıkıntının yaşanmadığı yönünde bilginin yer aldığını belirtti.

GÜMRÜKLERDE ÇALIŞMA GRUBU KURULDU

Pekcan, dünyaya bakıldığında kimsenin henüz kargoları önleyici bir tedbir almadığını gördüklerine işaret ederek, “Bu bilgilere göre bir risk söz konusu değil. Ancak biz yine de ön tedbir alıyoruz. Gümrüklerde bir çalışma grubu kurduk, ona Sağlık Bakanlığından da katılım talep ettik. Biz ‘Ekiplerimize her türlü ekipman, donanımı temin edelim. Çin’den gelecek gemiler olursa da bu konuyla ilgili kendi ekiplerimizi koruyalım’ diye bir yaklaşım içerisindeyiz” diye konuştu.

 

 

 “ÜRÜN TEDARİKİNDE BİR SIKINTISI YAŞAMAYIZ”

Virüs salgınının bütün dünya ticaretini etkileyebileceğini kaydeden Pekcan, şöyle devam etti:

“Ancak Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı olarak ürün tedarikinde hiçbir zaman bir ülkeye bağımlı kalmıyoruz, yüzde 100 bir ürünü bir ülkeden almıyoruz. Kurduğumuz risk analiz programımız sayesinde ülke, ürün bazlı çalışmalar, analizler yapabiliyoruz. Örneğin, herhangi bir ülkeyle ihracat ve ithalatta anormal bir yoğunlaşma olursa sistem bize uyarı veriyor. (Çin’den gelen ithal ürünler) Tedarik sıkıntısı yaşamayız, yani Uzak Doğu’da çalıştığımız başka ülkeler de var ,hep alternatiflerimiz var, yüzde 100 bir ürünü bir ülkeden almıyoruz.

Çin için üzüntülerini dile getiren Pekcan, onların da iyi ve ciddi önlemler aldıklarını gördüğünü söyledi.

ÇİN’İN HAKİM PAZARLARINA YÖNELİK ÜRÜN DEĞERLENDİRMESİ

Öte yandan bu durumun bir başka boyutu da olduğuna dikkati çeken Pekcan, Çin’den dünya pazarlarına ihraç edilen ürünlerin ihraç edilememesi durumunda Türkiye’nin nasıl çalışmalar gerçekleştirebileceğine yönelik bir değerlendirme de yaptıklarını anlattı.

Pekcan, bununla ilgili bir çalışma başlattıklarını dile getirerek, “Bu Çin’in hakim olduğu pazarlarda hangi ürünlerde bizim güçlü olduğumuzu tespit etmeye yönelik bir çalışma. Bu alanlar tekstil, hazır giyim, ayakkabı, deri ürünleri olabilir, diğer sektörler de olabilir.” şeklinde konuştu.

ÇİN İLE KEK TOPLANTISI ERTELENEBİLİR

Bakan Pekcan, 6 Şubat’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi planlanan Çin Ticaret Başkan Yardımcısının kendilerine bir yazı gönderdiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Bize ‘Koronavirüs sebebiyle ziyaretimi ertelemek zorundayım’ diye bir yazı yazmışlar. 20 Şubat’ta Çin’de KEK toplantımız olacaktı. Dolayısıyla herhalde biz de bu toplantının yapılamayacağı yönünde bir cevap vereceğiz. Esasında 2006’dan beri Çin ile böyle bir görüşme gerçekleşmemiş. 2006’dan beri gerçekleşmeyen buluşmayı bu sene gerçekleştirecektik. Henüz resmi olarak bildirmedik ama bugün öyle bir mesaj geldiğine göre biz de o doğrultuda hareket edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

PEKCAN’IN LİTVANYA TEMASLARI

Bakan Pekcan, Litvanya temaslarına ilişkin de bilgiler vererek, burada ilk Türkiye-Litvanya JETCO toplantısını gerçekleştirdiklerini, aynı zamanda iki ülke iş insanlarının katıldığı bir İş Forumu düzenlediklerini hatırlattı.

Litvanya’nın Avrupa Birliği’nin en dinamik ekonomilerinden birisi olduğunu belirten Pekcan, muhatapları ile hem yatırımların karşılıklı teşviki hem de ticaretin daha dengeli ve makul seviyelere çekilmesi konusunda görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Özellikle Litvanya’nın başarılı çalışmalar yürüttüğü finansal teknolojiler alanında Türkiye’nin faydalanabileceği birçok fırsat olduğunu ifade eden Pekcan, Türk Start-up firmalarının da Litvanya’ya ilgi gösterdiğini, bu yönde söz konusu firmaları destekleyeceklerini kaydetti.

Karşılıklı iş birliği ile ticaret hacmini, Türkiye’nin de güçlü olduğu alanları ön plana çıkararak artırmayı hedeflediklerini belirten Pekcan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda da Litvanyalı muhataplarına görüşlerini ilettiklerini, desteklerini istediklerini, onların da destek vereceklerini söylediklerini aktardı.

Pekcan, Litvanya’daki enerji projelerinin dikkatini çektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bana enteresan gelen bir konu da enerji konusuydu. Burası çok güneş alan bir ülke değil, ama enerji sistemlerini güneş enerjisi üzerinden elde etme üzerine yoğunlaşmışlar. Evlere ihtiyacı kadar kilovat/saat büyüklükte bir enerji santraline ortak oluyorsunuz, artık o sizin oluyor ve Litvanya devleti de yüzde 30 destek sağlıyor. 4-5 sene geri ödemesiz yapılan bu yatırımda sadece nakliye bedeli ödeniyor. En çok ticaret açığını enerjiden veriyoruz. Bu sistem bana güzel geldi. Ben de Litvanya Enerji Bakanından projeye ilişkin bilgi istedim. Konu bizim Bakanlığımızın konusu değil. Önümüzdeki hafta bize bilgilendirme notu geldiğinde bunu Enerji Bakanımızla paylaşmayı düşünüyorum.”

KAYNAK: AA

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ