İşte o haritalar! Türkiye durduracak: 5 ülkeden 14 ülke çıkartacaklar

Son Dakika: İşte o haritalar! Türkiye durduracak: 5 ülkeden 14 ülke çıkartacaklar

Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tomar, “ABD, İsrail ve Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkeleri, İran’ın nüfuzundan rahatsız. ABD, İran etkisinden rahatsız olan bu ‘beş benzemez’den İran karşıtı bir konsorsiyum oluşturmaya çalışıyor. Bölünme Irak’ın üniter yapısını destekleyen Türkiye’nin çıkarlarına da aykırı. Türkiye’nin engellemeye çalışacağı bir senaryo bu” dedi.

 

“5 ÜLKEDEN 14 ÜLKE ÇIKARMA PLANLARI HAZIR”

ABD Harp Akademisi’nden emekli bir yarbay ve askeri analist olan Ralph Peters’ın hazırladığı ve 2006 yılında ABD’nin prestijli dergilerinden Armed Forces’da yayımlanan bir haritada, birçok Orta Doğu ülkesi gibi Irak’ın da parçalanmış olarak gösterildiğini hatırlatan Dr. Ertem, benzer bir haritanın 2013 yılında ABD’nin New York Times Gazetesi’nde de yayımlandığını söylerek o haberden şu bilgileri paylaştı: “New York Times’ın ünlü yazar ve analistlerinden Robin Wright, ‘How 5 Countries Could Become 14’ (5 ülke nasıl 14 ülke olur?) başlıklı yazısında, Irak’ın Ralph Peters’ınkine benzer şekilde 3 parçaya bölündüğü bir Orta Doğu haritası yayımlamıştır. Haritada ülkenin batısı ‘Sünnistan’ olarak adlandırılmıştı. Aynı yazıda, Orta Doğu’da Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 5 ülkenin bölünerek 14 yeni ülkenin ortaya çıkabileceği iddiası da yer almıştı.”

 

2006’DA ARMED FORCES’DA YAYIMLANAN HARİTA

2013 YILINDA NEW YORK TİMES’DA YAYIMLANAN HARİTA

İŞTE ANADOLU AJANSI’NIN GEÇTİĞİ HABERİN DETAYLARI…

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar, Irak’ta Sünnilerin dışlanması ve dışlanan bu grupların DEAŞ gibi terör örgütlerine dönüşmesinden sonra Irak’ta bir Sünni özerk bölge iddialarının ortaya atıldığını hatırlattı. “Bu plan özellikle İranlı General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin hemen ardından tekrar gündeme geldi.” diyen Tomar, “Bağdat hükümetinin ABD birliklerini ülkeden çıkarma kararından sonra, Beyaz Saray uzun yıllar önce hazırladığı Irak’ta ‘Sünni Enbar Özerk Bölgesini’ kurma planını yeniden devreye soktu” yorumunu yaptı.

“ÖZERK BÖLGE KURMA GÖREVİ SUUDİ ARABİSTAN’A VERİLDİ”

İran’ın Irak üzerinden Suriye, Lübnan ve Hizbullah’a uzanması ve bu yolla İsrail’i tehdit etmesinin bu projeyi yeniden tetiklediğini kaydeden Tomar, şöyle konuştu: “Bu yolla, ABD, Irak’taki en önemli müttefiki Kürtler ile ilişkilerini sürdürebileceği gibi, Şii ağırlıklı Irak merkezi yönetimi tarafından kendilerini dışlanmış hisseden Sünni bölgesinde hakimiyet kurarak İran’ın Suriye’ye ulaşmasını da engellemiş olacak. Bu aynı zamanda Irak’ın batısında DEAŞ gibi örgütlerin neşv-ü nema bulmasını engelleyecek bir proje olarak da görülüyor. ABD’liler, Kürtlerin ve Sünnilerin; Şii yönetimin ve İran’ın baskısı karşısında bunu kabul edeceklerini öngörüyor. Irak’ta ‘Sünni Anbar Özerk Bölgesini’ kurma görevinin Suudi Arabistan’a verildiğine dair iddialar da var. Ama ben burada uygulamadan ziyade Suudi Arabistan’dan maddi destek alınacağını düşünüyorum. Uygulamayı ABD yapacaktır. ABD başkanı bunun faturasını Körfez ülkelerine ödetmek isteyecektir. Bu konuda toplantılar yapıldığı doğrudur. Böylece İran’a ve Şii etkisine karşı, Kürtler, Sünniler ve Körfez’i birleştirerek Irak’ta ABD yönetiminde bir Sünni yapılanma öngörülüyor.”

Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar....

“PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI”

Irak’ta Sünni Anbar Özerk Bölgesini kurma planının gerçekleşmesi durumunda Irak’ın bölünebileceğine dair endişelerle ilgili değerlendirmede bulunan Tomar şu ifadeleri kullandı: “Şayet bu proje uygulamaya konulursa zaten pamuk ipliğiyle birbirine bağlı olan Irak 3 parçaya bölünmüş olur. Bu parçalanmayı sadece Suudi Arabistan’a yüklemek yanlış olur. Bu, ABD’nin isteği ve ABD bunu Körfez’in maddi desteğiyle yapmayı planlıyor. Çünkü ABD, İsrail ve Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkeleri, İran’ın nüfuzundan rahatsız. Irak içerisinde ise hem Kürtler hem de Sünniler Şii ağırlıklı merkezi hükümetten rahatsızlar. ABD, İran etkisinden rahatsız olan bu ‘beş benzemez’den İran karşıtı bir konsorsiyum oluşturmaya çalışıyor. Tabii bir de Suriye’nin doğusundaki müttefikleri PYD/YPG var. Böylece İran’ı göstererek hepsini koruma altına almış oluyor.”

“AKDENİZ’E ÇIKMA PLANLARI ALT ÜST EDİLECEK”

Prof. Dr. Cengiz Tomar, ABD’nin, Irak’ta Sünni Anbar Özerk Bölgesini kurma planının gerçekleşmesi durumunda Irak’ın tamamen parçalanacağını, bunun da tüm bölgeyi etkileyeceğini kaydetti. Bu durumun İran’ın kara yoluyla Suriye ve Lübnan’a yani Akdeniz’e çıkma planlarını alt üst edeceğini savunan Tomar, şöyle devam etti: “Bölünme Irak’ın üniter yapısını destekleyen Türkiye’nin çıkarlarına da aykırı. Türkiye’nin engellemeye çalışacağı bir senaryo bu. Plan, benim hep bahsettiğim ABD tarafından oluşturulan ve Güney cephesi adını verdiğim Körfez ülkeleri, Mısır ile bunlara eklemlenmiş İsrail üzerinden bir ABD projesi. Şimdi akıllara ‘kavga Suriye’de değil Irak’ta mı sürecek?’ sorusu geliyor. Suriye’de şimdilik İdlib hariç bir konsolidasyon oldu. Ancak özellikle Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden hemen önce Irak’ta ABD çıkarlarına İran tarafından yapılan saldırılar ve ABD’nin buna Kasım Süleymani ile cevap vermesi cepheyi Irak’a kaydırdı. İran’a karşı mücadele, şimdiki bilgilerimizle, Irak üzerinde yapılacak gibi görünüyor.”

Prof. Dr. Tomar...

“5 ÜLKEDEN 14 ÜLKE ÇIKARMA PLANLARI HAZIR”

İstanbul Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Barış Ertem ise ABD’nin 3 özerk parçadan oluşan bölünmüş bir Irak düşüncesinin ortaya çıkışının yaklaşık 15 yıl öncesine dayandığını belirtti.

ABD Harp Akademisi’nden emekli bir yarbay ve askeri analist olan Ralph Peters’ın hazırladığı ve 2006 yılında ABD’nin prestijli dergilerinden Armed Forces’da yayımlanan bir haritada, birçok Orta Doğu ülkesi gibi Irak’ın da parçalanmış olarak gösterildiğini hatırlatan Dr. Ertem, “Haritada Irak’ın kuzeyi ‘Free Kurdistan’ (Bağımsız Kürdistan), Basra kıyıları ‘Arab Shia State’ (Şii Arap Devleti) ve batısı da Anbar Eyaleti merkez olacak şekilde ‘Sunni Iraq’ olarak adlandırılmıştır” dedi.

BENZER HARİTA 2013’DE DE YAYINLANDI

Benzer bir haritanın 2013 yılında ABD’nin New York Times Gazetesi’nde de yayımlandığını da hatırlatan Dr. Erten şu bilgileri paylaştı:

“New York Times’ın ünlü yazar ve analistlerinden Robin Wright, “How 5 Countries Could Become 14” (5 ülke nasıl 14 ülke olur?) başlıklı yazısında, Irak’ın Ralph Peters’ınkine benzer şekilde 3 parçaya bölündüğü bir Orta Doğu haritası yayımlamıştır. Haritada ülkenin batısı “Sünnistan” olarak adlandırılmıştı. Aynı yazıda, Orta Doğu’da Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 5 ülkenin bölünerek 14 yeni ülkenin ortaya çıkabileceği iddiası da yer almıştı.”

“MEZHEP SAVAŞLARI ŞİDDETLENİRSE TÜRKİYE AÇISINDAN OLUMSUZ SONUÇLARI OLUR”

Dr. Ertem, ABD’nin Irak’ın batısındaki Selahaddin bölgesinde özerk bir “Sünni devlet” kurmak istemesinin en önemli sebeplerinden birinin de zengin petrol rezervlerini kontrol altına almak olduğunu savundu.

Irak’ta istikrarı bozacak ve mezhep çatışmasını daha da şiddetlendirecek olan böyle bir gelişmenin, Türkiye’nin sınır güvenliği ve bölgeye yönelik planları açısından son derece olumsuz sonuçlara neden olacağının altını çizen Dr. Ertem, sözlerini şöyle tamamladı: “Son zamanlarda gerçekleşen birkaç gelişmeye bakılırsa, Irak’ın batısında Anbar Eyaleti merkezli bir Sünni özerk bölge kurulması şeklindeki ABD planının yürütmesini Suudi Arabistan’ın devraldığını söylemek mümkündür. Suudi Arabistan’da bu amaçla birkaç toplantı yapıldığı bilinmektedir. Bu toplantıların ilki 2019 yılının Mayıs ayında, Anbar Eyaleti’nden bazı politikacı ve iş adamlarının da katılımıyla gerçekleşmiştir. Toplantının, Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı tarafından organize edildiği düşünülmektedir. Üç hafta kadar sonra Amman’da yapılan ikinci bir toplantının ardından, bu konudaki üçüncü ve son toplantı bu Ocak ayında Dubai’de düzenlenmiştir. Toplantıya Irak Meclisi Başkanı Muhammed el-Halbusi de katılmıştır. “Gizli” olduğu iddialarına karşın, bu toplantıyla ilgili haberler ve katılımcı listesinin bir kısmı bazı medya kanallarında da yer almıştır.”

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Son Dakika: İşte o haritalar! Türkiye durduracak: 5 ülkeden 14 ülke çıkartacaklar

Son Dakika: İşte o haritalar! Türkiye durduracak: 5 ülkeden 14 ülke çıkartacaklar

Son Dakika Haberi: Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tomar, “ABD, İsrail ve Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkeleri, İran’ın nüfuzundan rahatsız. ABD, İran etkisinden rahatsız olan bu ‘beş benzemez’den İran karşıtı bir konsorsiyum oluşturmaya çalışıyor. Bölünme Irak’ın üniter yapısını destekleyen Türkiye’nin çıkarlarına da aykırı. Türkiye’nin engellemeye çalışacağı bir senaryo bu” dedi.

 

“5 ÜLKEDEN 14 ÜLKE ÇIKARMA PLANLARI HAZIR”

ABD Harp Akademisi’nden emekli bir yarbay ve askeri analist olan Ralph Peters’ın hazırladığı ve 2006 yılında ABD’nin prestijli dergilerinden Armed Forces’da yayımlanan bir haritada, birçok Orta Doğu ülkesi gibi Irak’ın da parçalanmış olarak gösterildiğini hatırlatan Dr. Ertem, benzer bir haritanın 2013 yılında ABD’nin New York Times Gazetesi’nde de yayımlandığını söylerek o haberden şu bilgileri paylaştı: “New York Times’ın ünlü yazar ve analistlerinden Robin Wright, ‘How 5 Countries Could Become 14’ (5 ülke nasıl 14 ülke olur?) başlıklı yazısında, Irak’ın Ralph Peters’ınkine benzer şekilde 3 parçaya bölündüğü bir Orta Doğu haritası yayımlamıştır. Haritada ülkenin batısı ‘Sünnistan’ olarak adlandırılmıştı. Aynı yazıda, Orta Doğu’da Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 5 ülkenin bölünerek 14 yeni ülkenin ortaya çıkabileceği iddiası da yer almıştı.”

 

2006’DA ARMED FORCES’DA YAYIMLANAN HARİTA

2013 YILINDA NEW YORK TİMES’DA YAYIMLANAN HARİTA

İŞTE ANADOLU AJANSI’NIN GEÇTİĞİ HABERİN DETAYLARI…

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar, Irak’ta Sünnilerin dışlanması ve dışlanan bu grupların DEAŞ gibi terör örgütlerine dönüşmesinden sonra Irak’ta bir Sünni özerk bölge iddialarının ortaya atıldığını hatırlattı. “Bu plan özellikle İranlı General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin hemen ardından tekrar gündeme geldi.” diyen Tomar, “Bağdat hükümetinin ABD birliklerini ülkeden çıkarma kararından sonra, Beyaz Saray uzun yıllar önce hazırladığı Irak’ta ‘Sünni Enbar Özerk Bölgesini’ kurma planını yeniden devreye soktu” yorumunu yaptı.

“ÖZERK BÖLGE KURMA GÖREVİ SUUDİ ARABİSTAN’A VERİLDİ”

İran’ın Irak üzerinden Suriye, Lübnan ve Hizbullah’a uzanması ve bu yolla İsrail’i tehdit etmesinin bu projeyi yeniden tetiklediğini kaydeden Tomar, şöyle konuştu: “Bu yolla, ABD, Irak’taki en önemli müttefiki Kürtler ile ilişkilerini sürdürebileceği gibi, Şii ağırlıklı Irak merkezi yönetimi tarafından kendilerini dışlanmış hisseden Sünni bölgesinde hakimiyet kurarak İran’ın Suriye’ye ulaşmasını da engellemiş olacak. Bu aynı zamanda Irak’ın batısında DEAŞ gibi örgütlerin neşv-ü nema bulmasını engelleyecek bir proje olarak da görülüyor. ABD’liler, Kürtlerin ve Sünnilerin; Şii yönetimin ve İran’ın baskısı karşısında bunu kabul edeceklerini öngörüyor. Irak’ta ‘Sünni Anbar Özerk Bölgesini’ kurma görevinin Suudi Arabistan’a verildiğine dair iddialar da var. Ama ben burada uygulamadan ziyade Suudi Arabistan’dan maddi destek alınacağını düşünüyorum. Uygulamayı ABD yapacaktır. ABD başkanı bunun faturasını Körfez ülkelerine ödetmek isteyecektir. Bu konuda toplantılar yapıldığı doğrudur. Böylece İran’a ve Şii etkisine karşı, Kürtler, Sünniler ve Körfez’i birleştirerek Irak’ta ABD yönetiminde bir Sünni yapılanma öngörülüyor.”

Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar....

“PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI”

Irak’ta Sünni Anbar Özerk Bölgesini kurma planının gerçekleşmesi durumunda Irak’ın bölünebileceğine dair endişelerle ilgili değerlendirmede bulunan Tomar şu ifadeleri kullandı: “Şayet bu proje uygulamaya konulursa zaten pamuk ipliğiyle birbirine bağlı olan Irak 3 parçaya bölünmüş olur. Bu parçalanmayı sadece Suudi Arabistan’a yüklemek yanlış olur. Bu, ABD’nin isteği ve ABD bunu Körfez’in maddi desteğiyle yapmayı planlıyor. Çünkü ABD, İsrail ve Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkeleri, İran’ın nüfuzundan rahatsız. Irak içerisinde ise hem Kürtler hem de Sünniler Şii ağırlıklı merkezi hükümetten rahatsızlar. ABD, İran etkisinden rahatsız olan bu ‘beş benzemez’den İran karşıtı bir konsorsiyum oluşturmaya çalışıyor. Tabii bir de Suriye’nin doğusundaki müttefikleri PYD/YPG var. Böylece İran’ı göstererek hepsini koruma altına almış oluyor.”

“AKDENİZ’E ÇIKMA PLANLARI ALT ÜST EDİLECEK”

Prof. Dr. Cengiz Tomar, ABD’nin, Irak’ta Sünni Anbar Özerk Bölgesini kurma planının gerçekleşmesi durumunda Irak’ın tamamen parçalanacağını, bunun da tüm bölgeyi etkileyeceğini kaydetti. Bu durumun İran’ın kara yoluyla Suriye ve Lübnan’a yani Akdeniz’e çıkma planlarını alt üst edeceğini savunan Tomar, şöyle devam etti: “Bölünme Irak’ın üniter yapısını destekleyen Türkiye’nin çıkarlarına da aykırı. Türkiye’nin engellemeye çalışacağı bir senaryo bu. Plan, benim hep bahsettiğim ABD tarafından oluşturulan ve Güney cephesi adını verdiğim Körfez ülkeleri, Mısır ile bunlara eklemlenmiş İsrail üzerinden bir ABD projesi. Şimdi akıllara ‘kavga Suriye’de değil Irak’ta mı sürecek?’ sorusu geliyor. Suriye’de şimdilik İdlib hariç bir konsolidasyon oldu. Ancak özellikle Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden hemen önce Irak’ta ABD çıkarlarına İran tarafından yapılan saldırılar ve ABD’nin buna Kasım Süleymani ile cevap vermesi cepheyi Irak’a kaydırdı. İran’a karşı mücadele, şimdiki bilgilerimizle, Irak üzerinde yapılacak gibi görünüyor.”

Prof. Dr. Tomar...

“5 ÜLKEDEN 14 ÜLKE ÇIKARMA PLANLARI HAZIR”

İstanbul Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Barış Ertem ise ABD’nin 3 özerk parçadan oluşan bölünmüş bir Irak düşüncesinin ortaya çıkışının yaklaşık 15 yıl öncesine dayandığını belirtti.

ABD Harp Akademisi’nden emekli bir yarbay ve askeri analist olan Ralph Peters’ın hazırladığı ve 2006 yılında ABD’nin prestijli dergilerinden Armed Forces’da yayımlanan bir haritada, birçok Orta Doğu ülkesi gibi Irak’ın da parçalanmış olarak gösterildiğini hatırlatan Dr. Ertem, “Haritada Irak’ın kuzeyi ‘Free Kurdistan’ (Bağımsız Kürdistan), Basra kıyıları ‘Arab Shia State’ (Şii Arap Devleti) ve batısı da Anbar Eyaleti merkez olacak şekilde ‘Sunni Iraq’ olarak adlandırılmıştır” dedi.

BENZER HARİTA 2013’DE DE YAYINLANDI

Benzer bir haritanın 2013 yılında ABD’nin New York Times Gazetesi’nde de yayımlandığını da hatırlatan Dr. Erten şu bilgileri paylaştı:

“New York Times’ın ünlü yazar ve analistlerinden Robin Wright, “How 5 Countries Could Become 14” (5 ülke nasıl 14 ülke olur?) başlıklı yazısında, Irak’ın Ralph Peters’ınkine benzer şekilde 3 parçaya bölündüğü bir Orta Doğu haritası yayımlamıştır. Haritada ülkenin batısı “Sünnistan” olarak adlandırılmıştı. Aynı yazıda, Orta Doğu’da Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 5 ülkenin bölünerek 14 yeni ülkenin ortaya çıkabileceği iddiası da yer almıştı.”

“MEZHEP SAVAŞLARI ŞİDDETLENİRSE TÜRKİYE AÇISINDAN OLUMSUZ SONUÇLARI OLUR”

Dr. Ertem, ABD’nin Irak’ın batısındaki Selahaddin bölgesinde özerk bir “Sünni devlet” kurmak istemesinin en önemli sebeplerinden birinin de zengin petrol rezervlerini kontrol altına almak olduğunu savundu.

Irak’ta istikrarı bozacak ve mezhep çatışmasını daha da şiddetlendirecek olan böyle bir gelişmenin, Türkiye’nin sınır güvenliği ve bölgeye yönelik planları açısından son derece olumsuz sonuçlara neden olacağının altını çizen Dr. Ertem, sözlerini şöyle tamamladı: “Son zamanlarda gerçekleşen birkaç gelişmeye bakılırsa, Irak’ın batısında Anbar Eyaleti merkezli bir Sünni özerk bölge kurulması şeklindeki ABD planının yürütmesini Suudi Arabistan’ın devraldığını söylemek mümkündür. Suudi Arabistan’da bu amaçla birkaç toplantı yapıldığı bilinmektedir. Bu toplantıların ilki 2019 yılının Mayıs ayında, Anbar Eyaleti’nden bazı politikacı ve iş adamlarının da katılımıyla gerçekleşmiştir. Toplantının, Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı tarafından organize edildiği düşünülmektedir. Üç hafta kadar sonra Amman’da yapılan ikinci bir toplantının ardından, bu konudaki üçüncü ve son toplantı bu Ocak ayında Dubai’de düzenlenmiştir. Toplantıya Irak Meclisi Başkanı Muhammed el-Halbusi de katılmıştır. “Gizli” olduğu iddialarına karşın, bu toplantıyla ilgili haberler ve katılımcı listesinin bir kısmı bazı medya kanallarında da yer almıştır.”

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Filistin’de Öfke Cuması sürüyor! Protestolarda 3 kişi gözaltına alındı, bilinen 12 yaralı var

Filistin'de Öfke Cuması sürüyor! Protestolarda 3 kişi gözaltına alındı, bilinen 12 yaralı var

ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde barış planını açıklamasının ardından Filistinliler bugünü “Öfke Cuması” olarak adlandırdı. Protesto gösterileri düzenleyen Filistinliler, İsrail polisinin sert müdahalesi ile karşılaştı. 

İsrail polisi Mescid-i Aksa'da cemaate saldırdı: 10 yaralı

İSRAİL POLİSİ 10 FİLİSTİNLİYİ YARALDI, 3 KİŞİYİ DE YARALADI

İsrail polisinin, sabah namazı sonrası işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’yı basarak cemaate saldırması sonucu 10 Filistinli yaralandı. Mescid-i Aksa’daki sağlık kaynakları, İsrail polisinin saldırısında 10 Filistinlinin yaralandığını, 3 Filistinlinin ise Harem-i Şerif’ten çıkarken gözaltına alındığını aktardı. 

İsrail ordusu Kudüs'te 2 Filistinliyi yaraladı

KUDÜS’TE DE 2 KİŞİ YARALANDI

İsrail ordusu, işgal altındaki Kudüs’ün kuzeyindeki Kalendiye’de 2 Filistinliyi yaraladı.

OSLO ANLAŞMALARI FESHEDİLDİ

Filistin yönetimi, İsrail ile imzalanan Oslo Anlaşmalarını feshettiklerini duyurdu. Fetih Hareketi Merkezi Komite Üyesi ve Filistin Sivil İşler Bakanı Huseyin eş-Şeyh, Filistin yönetiminin, İsrail ile ilki 1993’te imzalanan Oslo Anlaşmalarını feshettiğini belirtti. Şeyh, tek taraflı sözde barış planının açıklanmasının ardından “İsrail’e, Filistin yönetiminin, aralarındaki anlaşmalara bağlı kalmayacağı iletildi.” ifadesini kullandı.

Mescid-i Aksa minberinden ABD'nin sözde barış planına tepki

MÜFTÜDEN ÇARPICI SÖZLER: İBRET ALMADINIZ MI?

 

Arap ülkelerinin Filistin davasını yalnız bırakmamaları gerektiğini vurgulayan Şeyh Hüseyin, “Bugün Kudüs’ü hedef alanlar yarın sizi hedef alacaklar. Irak’ı yıktıklarında bunu görmeniz gerekiyordu. İşte Suriye’yi de yıktılar. İbret almadınız mı?” ifadelerini kullandı.

Kudüs ve Filistin Müftüsü Şeyh Muhammed Hüseyin, Mescid-i Aksa’daki cuma hutbesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde barış planına tepki göstererek, İslam dünyasından Filistin’e sahip çıkmalarını istedi.

 

İSRAİL HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

AFP’nin geçtiği son dakika bilgisine göre, İsrail’in Gazze’nin doğusunda bulunan Refah’a hava saldırısı düzenlendi.

Palestinians inspect the site of an Israeli airstrike in Rafah in the southern Gaza Strip, on January 31, 2020.

“FİLİSTİNLİLER ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ MEMNUNİYETLE KARŞILADILAR”

Kanal 7 Dış Haberler Koordinatörü Taha Dağlı, Mustafa Yıldız’ın Ülke Tv’de sunduğu Odak Noktası’na Kudüs’ten bağlandı ve önemli açıklamalarda bulundu.

TAHA DAĞLI ile ilgili görsel sonucu“Cuma namazı sonrası Filistinliler Mescid-i Aksa ve Kubbetussahra’da Trump’ın sözde Barış Planını protesto ettiler. Filistinliler bugünü Öfke Cuması olarak adlandırdılar ve her yerde ABD, İsrail ve Arap ülkeleri protesto edildi. Yarın Mısır’da Arap Birliği toplantısı var. Mahmud Abbas da orada olacak. Arap ülkeleri Abbas’a bu planı kabul etmesi için baskı yapacaklar ama Abbas’ın bu planı asla kabul etmeyeceği bilinen bir gerçek. Bu sözde barış anlaşması sonrası İsrail planı cebine koydu. İsrail, bundan sonra Filistin’i barış planını kabul etmedi diyerek tehdit edecek ve işgale yeltenecek. Bugün sokakta olan Filistinliler özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini büyük memnuniyetle karşıladılar. Türkiye’nin yanlarında olmasından çok mutlular. Bunu diğer Arap ülkelerinde görmedikleri için bu ülkelere de kızgınlar.” 

KAYNAK: AA, HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Mehmet Acet: İsrail’in pervasızlığının arkasındaki gerekçe

Mehmet Acet: İsrail'in pervasızlığının arkasındaki gerekçe

Kanal7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 Yazarı Mehmet Acet, bugünkü köşe yazısında İsrail medyasının MİT Başkanı Hakan Fidan’ı hedef almasının arkasında yatan gerçekleri yazdı. Acet’in yazısı şöyle:

Malum, İsrail’de aşırı sağ eğilimli Makor Rishon gazetesi, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ı hedef gösteren bir makale yayınladı.

Pervasızlıkta sınır tanımayan bu gazetenin bir başka özelliği de Başbakan Netanyahu’ya yakın bir çizgide hareket ediyor olması.

Yayınlanan haber, MİT Başkanı Fidan’ı, Bağdat havaalanında öldürülen Kasım Süleymani ile karşılaştırıp resmen hedef gösteriyor.

Şu ifadelere bir bakar mısınız?

“Şimdi Kasım Süleymani, yerin üç arşın altında yattığına göre, onun ikizi olan Türk İstihbarat Servisi (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı geldi.”

Afrika gezisi sırasında kendisine eşlik eden gazetecilerin konuyla ilgili sorularına muhatap olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, habere hem tepki gösterdi, hem de Hakan Fidan’a sahip çıkan sözler sarf etti.

Şöyle dedi Erdoğan:

“Eğer biz İsrail medyasına göre hareket belirleyeceksek vay halimize. İsrail medyası da istihbarat başkanımız için -imalı vurgu ile- böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz. Hayırlı olsun!”

İsrail ya da ABD’deki Yahudi lobisi kaynaklı, aynı amaç doğrultusunda doğrudan MİT Başkanı’nı hedef alan haber ve yorumlar daha önce de çıkmıştı.

2013’te ABD’de yayınlanan Jewish Press isimli bir haftalık gazete, bu türden pervasızlığı daha da öteye taşıyarak, ancak bir terör örgütü mensubu ya da liderinin kullanabileceği  ifadelere yer vermişti.

Bitmedi…

Bir ara İsrail’de Savunma Bakanlığı yapan Ehud Barak, yaptığı açıklamada, yine Hakan Fidan’ı doğrudan hedefe koyan ifadeler kullanmıştı.

2013’ün sonbaharında ise, ABD basınında ‘dar alanda paslaşmalarla’ ortaya çıktığı besbelli olan aynı minvalde yeni bir karalama kampanyası karşımıza çıkmıştı.

Wall Street Journal ve Washington Post gazetelerinde Yahudi lobisiyle ilişkileri bilinen isimlerin kaleme aldığı makalelerde hedef, doğrudan yine Türk istihbaratı ve Hakan Fidan olmuştu.

Peki, bu haberlerin, köşe yazılarının adrese teslim karalama kampanyalarının sebebi neydi?

Aradan yıllar geçtikten sonra, yeniden güncellenen bu tehdit dilinin arkasında neler olabilir?

Birinci sebep, Mayıs 2020’da görevi başında 10’uncu yılını geride bırakacak olan Hakan Fidan’ın Tel Aviv’in arzu ettiği ‘sınırlar’ içerisinde hareket etmiyor oluşu.

Mesele, Türk istihbaratına ve başındaki isme nüfuz edememenin ortaya çıkardığı rahatsızlığın saldırganca bir dile çevrilmesi meselesi.

İşin bir yönünde böyle bir gerçek var.

Diğer yönünde ise, MİT’in ‘sınır aşan’ faaliyetlerinin ürettiği rahatsızlık bulunuyor.

Hakan Fidan, yürütmekte olduğu işin doğası gereği, kamuoyuna açık bir faaliyet yürütmüyor.

Ancak, sözlerinin/tezlerinin/eylemlerinin gücünün, ilgi alanına giren coğrafyalarda Türkiye lehine ciddi bir etkinlik sağladığı biliniyor.

Yani, muhatapları tarafından dediklerine kulak verilen bir isim Hakan Fidan.

İsrail’i rahatsız eden bir başka konu, MİT’in yine Hakan Fidan döneminde diplomasinin ‘arka kanallarını’ güçlü şekilde kullanır hale gelmesi, sahadaki etkinliğinin artması olsa gerek.

Kasım Süleymani, kırıp dökerek, İran’ın yayılmacı politikalarının arkasını katliamlarla besleyerek yöneten bir isimdi.

Bu yöntemin, İsrail’in Ortadoğu coğrafyasına dönük yaklaşımıyla ters düştüğünü söylemek mümkün değil.

Çünkü mezhep savaşları, yıkımlar, devlet otoritesinin kaybolması, en fazla Tel Aviv’in işine geliyor.

Böyle bir karşılaştırma üzerinden Kasım Süleymani ile Hakan Fidan’ı yan yana getirmekse, ne sağlıklı bir analiz sonucu olabilir, ne de iyi niyetli bir yaklaşım.

Türkiye’nin sınırlar ötesinde karşılık bulan Soft Power/Yumuşak Gücü’nün etkili bir istihbarat mekanizmasıyla pekişmesi demek, doğal bir sonuç olarak İsrail’in bu durumdan rahatsız olması anlamına geliyor.

Bu pervasızlığın arkasındaki gerekçeler bunlar.

Türkiye’nin dış politikasının ve bu politikanın arkasını dolduran istihbarat politikasının ‘bağımsız’ bir renge bürünmesinin ‘çıktıları’ bunlar.

Emperyalizm denilen şey, tam da böyle bir tutuma karşılık gelmiyor mu?

Peki ya, emperyalizm deyince mangalda kül bırakmayanların bu türden kampanyalar ortaya çıktığında gömüldükleri derin sessizlik için ne demeli?

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Türkiye’den skandal anlaşmaya tepki: İsrail’in sınırı neresidir?

Türkiye'den skandal anlaşmaya tepki: İsrail’in sınırı neresidir?

İletişim Başkanlığı’ndan ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistin-İsrail meselesine yönelik sözde barış planına ilişkin çok sert tepki geldi.

 

Yapılan açıklama şu şekilde;

İSRAİL’İN SINIRI NERESİDİR?

 

Kudüs bir arsa değil, Filistinlilerin vatanıdır

ABD’nin sözde barış planı ölü doğmuştur. Bu plan, iki devletli çözümü öldürmeyi ve Filistin topraklarını gasbetmeyi hedefleyen bir ilhak planıdır. Filistin halkı ve toprakları parayla satın alınamaz.

Kudüs kırmızı çizgimizdir. İsrail’in işgal ve zulmünü meşrulaştırmaya yönelik adımlara izin vermeyeceğiz. Kardeş Filistin halkının daima yanında olacağız. Filistin topraklarında bağımsız Filistin için çalışmaya devam edeceğiz.

Filistin’in kabul etmeyeceği hiçbir planı desteklemeyeceğiz. İşgal politikalarına son vermeden Ortadoğu’ya barış gelemez.

Kudüs İslam’ın kalbi ve Filistin Devleti’nin başkentidir.

-Filistin’in bağımsızlığı ABD Başkanı Trump’ın açıkladığı sözde Orta Doğu Barış Planı ile bir kez daha yok sayıldı. Bu sözde plana göre;

-Kudüs tamamen İsrail’e bırakıldı!

-Batı Şeria’da kurulan kanunsuz yerleşim yerleri İsrail egemenliğine bırakıldı.

– Filistinlilere sadece tünellerle birbirine bağlanacak Batı Şeria’da küçük bir toprak parçası ile Gazze vaat edildi.

PEKİ İSRAİL’İN İŞGAL SÜRECİ FİLİSTİN’İ NASIL ETKİLEDİ?

-1917 Balfour deklarasyonu ile Yahudilere Filistin’de devlet vaad edildi ve Filistin’e Yahudi  göçü başladı.

-1947 BM taksim kararı verdi ancak günümüze kadar İsrail bu kararda Filistin’e verilen toprakların %85’ini işgal etti.

-1948 İsrail kuruldu ve ardından Arap savaşında Batı Kudüs’ü ele geçirdi

-1967 İsrail 6 gün savaşlarında Doğu Kudüs’ü işgal etti

-1980 İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. BM bu kararı tanımadı ve Kudüs’te diplomatik temsilciliği bulunan ülkelerden temsilciliklerini kutsal şehir Kudüs’ten Tel Aviv’e taşıması istendi.

-2000 İsrail başbakanı Ariel Şaron Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi ve ikinci intifada başladı.

-2003 İsrail Yahudileri Mescid-i Aksa’nın avlusuna almaya başladı. Müslümanların bölgeye girişini sınırlandırdı.

-2016 BM Doğu Kudüs ve diğer Filistin topraklarında yasadışı yerleşim faaliyetlerinin sonlandırılmasını talep etti.

-2017 ABD, BM bu kararı kınamış olmasına rağmen Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını duyurdu.

-2017 BMGK ABD’nin Kudüs kararını geri almasını öngören tasarıyı onayladı.

-2020 Trump uluslararası hukuku, bölgesel barışı ve Filistin’in bağımsızlığını görmezden gelerek sözde Orta Doğu barış planını açıkladı.

Kudüs, bütün ve bağımsız Filistin devletinin başkentidir.
Yalnızca her iki taraf için kabul edilebilir, müzakere edilen iki devletli çözüm Filistinliler ile İsrailliler arasında kalıcı barışı getirebilir.

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Türkiye’den çok net Hakan Fidan çıkışı: Osmanlı dönemindeki gibi…

Türkiye'den çok net Hakan Fidan çıkışı: Osmanlı dönemindeki gibi...

Bakan Çavuşoğlu, Küresel Gazeteciler Konseyi Yönetim Kurulu üyelerini kabulünde, gündeme ilişkin açıklamada bulundu. 

 

 

“TÜRK İSTİHBARATI İLK DEFA BUNU YAPIYOR”

İsrail’de Makor Rishon gazetesinin, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ı hedef gösteren makale yayımlanması ile ilgili olarak, “Demek ki iyi yoldayız” diyen Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“İyi şeyler yapıyoruz. Türkiye artık birçok oyunu sahada bozuyor. Libya’daki oyunu bozuyor. Libya’da arka tarafta İsrail’in olduğunu herkes biliyor. İsrail ile ilişkilerimiz ortada ama bizim İsrail’i hedef alan, İsrail’e düşmanlık içeren istihbaratın doğrudan çalışması yok. İstihbaratımız ne yapıyor. Aksine, onların bu tür faaliyetlerini ortaya çıkarıyor. Aynı şekilde birçok oyunu bozarak dengeleri değiştiriyor. Güçlü şekilde hareket ediyoruz. İlk defa gerçekten Türk istihbaratı da böyle politikalar izliyor. Oyunları bozuyor ya da açığa çıkarıyor. Osmanlı döneminde olduğu gibi.” 

 

 

‘PLAN ÖLÜ DOĞDU’

Bakan Çavuşoğlu, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun açıkladığı sözde İsrail-Filistin Barış Planı’na yönelik eleştiriler de bulunarak, şöyle konuştu:

“Sözde Yüzyılın Barış Planı’nın ölü doğduğu aşikar. Tek taraflı hazırlanmış bir plan. Aslında daha önce ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyınca tarafsızlığını yitirmiş oldu. Herkes bu planın içinde ne olmayacağını biliyordu. Filistinlilerin haklarının olmayacağını biliyordu. Bir plan açıklanırken Trump’ın yanında Netenyahu var. Bu görüntü bile esasen dengeli bir şey olsa Netenyahu orada olmazdı. Hem Filistin hem Orta Doğu Barış Planı açıklanıyor hem de Netenyahu Trump’ın hemen yanında duruyor. Bu plan, Netenyahu’nun seçim kampanyasına destektir. Bu planın barış getireceği falan yok, getirmez de. İslam coğrafyasının tepkimesini daha göremedik. İslam dünyasının gerçek anlamda tepkimesini Cidde’de göreceğiz.”

DOĞU AKDENİZ MESAJI: HAKLARIMIZI YEDİRMEYECEĞİZ

Doğu Akdeniz’deki son durum ile ilgili de açıklama yapan Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta bir ilerleme için paylaşımın olması gerektiğini söyleyerek, “Doğu Akdeniz’de çözümün tek seçeneği var; Rumlar ve Yunanistan paylaşıma hazır olacak. Biz kendi çıkarlarımız ve Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını korumak için adım attık. Rumlar çözüme yanaşmadığı sürece haklarımızı yedirmeyeceğiz. Kararlılığımız devam ediyor” dedi. 

“RUSYA AĞIRLIĞINI KOYARSA BİZ BU İŞİ ÇÖZERİZ”

Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ sorunu ile ilgili de “Karabağ’da çözüm bulmak için çaba sarf ediyoruz. Rusya ağırlığını koyarsa biz bu işi çözeriz. Bu yıl da Karabağ meselesine ağırlık vereceğiz” değerlendirmesinde bulundu. 

KAYNAK: DHA
Yedi Gündem

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail Hakan Fidan’ı hedef gösteriyorsa doğru yoldayız

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail Hakan Fidan'ı hedef gösteriyorsa doğru yoldayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üç günlük Afrika gezisinin ardından yurda döndü. Erdoğan, bu kapsamda Cezayir, Gambiya ve Senegal’i ziyaret etti. Erdoğan’ın gezisi 3 gün sürdü. Seyahatin son durağı Senegal sonrası dönüş yolunda uçakta Haber7.com yazarı, Ülke TV programcısı Esra Elönü’ün de olduğu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan İdlib’ten, F35’e, Hakan Fidan’ın İsrail tarafından hedef gösterilmesine dair birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. 

 

 

“AFRİKA ÜLKELERİ İLE POLİTİKAMIZ KAZAN – KAZAN”

Afrika ziyaretimizin ikinci ayağı olan Gambiya’ya Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyareti hem ikili ilişkilerimiz hem Afrika politikamız bağlamında önemsiyorum. Gambiya ile “gençlik ve spor” ile “arşiv” alanlarında olmak üzere iki iş birliği anlaşması imzaladık. Bunlar ülkelerimiz arasındaki kültürel ve sosyal ilişkileri güçlendirecektir. Türk ve Gambiya iş adamlarının katılımıyla yapılan iş forumu yeni imkanlara vesile olacaktır. Gambiya FETÖ okullarını Afrika’da kapatan ilk ülkedir. Rohingya Müslümanları konusunda Gambiya’nın gösterdiği hassasiyet memnuniyet verici. Diğer Afrika ülkeleri ile olduğu gibi Gambiya ile de karşılıklı saygı ve çıkar temelinde kazan-kazan ilişkisini geliştirmeye devam edeceğiz.

 

 

“GELECEĞE YÖNELİK ÇOK GÜÇLÜ ADIMLAR ATIYORUZ”

Ardından son durağımız Senegal, Afrika ziyaretimizin üçüncü ayağı idi. Senegal ile iyi ilişkilerimiz var ve her gün güçleniyor. Ekonomi, ticaret enerji, altyapı müteahhitlik, savunma ve balıkçılık alanında büyük potansiyele sahip. 400 milyon dolar ticaret hedefimize ulaştık fakat geçen yıl biraz gerileme oldu, bu hedefin ötesine geçmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi birlikte belirlediğimiz hedef 1 milyar dolar. Bugün 7 anlaşma imzaladık. Böylece ilişkilerimizin ahdi zeminini güçlendiriyoruz. İş forumunda yeni yatırım imkanlarını ele aldık ve iş adamlarımızı bir araya getirdik. Senegal, FETÖ ile mücadelede yanımızda duran bir ülkedir.  Maarif Vakfı şu anda 13 okulla eğitim veriyor. Senegal ile özellikle öğrencilerine de burs verme suretiyle geleceğe yönelik ilişkilerimizi çok daha güçlü hale getireceğiz. Dördüncü kez ziyaret ettiğim Senegal bu sefer çok daha farklıydı. Türk müteahhitlerin burada yaptıkları yatırımlarla geleceğe yönelik güçlü adımlar atıyoruz.

Bizim Afrika vizyonumuz karşılıklı saygı temelinde kazan-kazan ilkesine dayanıyor. Afrika ile özel ilişkilerimiz var, geçmişimizde sömürgecilik yok. Afrika’yı pazar değil, ortak olarak görüyoruz. Afrika’da özellikle Senegal’in çok farklı bazı özellikleri de var. Adeta buradan Amerika’ya, değişik yerlere Goree adasından köle ticareti yapılırdı. Hakikaten orası çok çok farklı bir yer. Ben orayı ziyaret ettim ve orada kölelerin nasıl zincirlere vurulduğunu, zincirlere vurulan kölelerin nasıl kadırgalarla vesaire ta ABD’ye kadar gönderildiğini bize rehber olan arkadaş anlatmıştı.

SORU: 2’si Fransız, 1’i İngiliz, 3 eski sömürge ülkesini ziyaret ettiniz. Neler gözlemlediniz? Onlar Türkiye’ye nasıl bakıyor. Hem Senegal’de hem de Cezayir’de halk Fransa’ya tepkili. Fransa’dan hala buraya ilişik diye bahsediyorlar. Gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Özellikle Cezayir’de Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdulmecid Tebbun Fransa’ya çok farklı bakıyor. Hatta ben kendisinden bir şey rica ettim. Çünkü bana öyle bir rakam verdi ki; bu rakamı öyle zannediyorum ki dünyada siyasi liderler de pek bilmiyor. 130 yılda 5 milyondan fazla Cezayirlinin Fransızlar tarafından öldürüldüğünü söylüyor. Dedim ki “Bana bunun belgelerini gönderirseniz, çok memnun olacağız.” Biz milyonlarca biliyorduk da böyle bir rakamı tahmin etmiyordum. Tabi Fransızlar katliamı sadece Cezayir’de değil; Ruanda’da da yaptılar. Yani, birçok Kuzey Afrika ülkesi Fransızların bu tür katliamına tarihte şahit oldu. Bunu bir (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron bilmiyor. Macron’a söylediğimiz zaman kendisi “tarih dersi mi veriyoruz?” diyor, böyle bir durum var.

“KISA ZAMANDA KENDİLERİNİ TOPARLAYABİLİRLER”

Tabi Senegal’de de şu anda oraya yönelik olumlu bir bakış yok. Gambiya maalesef işte gördük 3 ülke içinde en fakiri. Gambiya’da da bazı imkanlar var, onların değerlendirilmesi lazım. Bunları kendilerine söyledik. Mesela limanları var. “Bunların işletilmesi noktasında firmalarımız deneyimlidir, size sömürülecek yer diye bakmazlar. Eğer bunu firmalarımız alırsa siz de çok ciddi kazanımlar elde edersiniz.” dedik. Örneğin; Gine’nin limanını firmalarımız işletiyor şu anda. Eskiden yılda 1 milyon, bilemedin 2 milyon gibi bir gelir elde ederken şu anda 20 milyonun üzerinde yıllık gelir elde ediyorlar. Ayrıca bu rakam sürekli büyüdüğü gibi, “Oradaki araçların hepsini yeniledik” diyor arkadaşlar. Tabi şu anda (Senegal Cumhurbaşkanı Macky) Sall’in dünyada farklı bir konumu var ama toplamda gayri safi milli hasılaya bakınca bunun çok daha artması lazım. Cezayir ise özellikle doğalgaz, petrol bu noktada iyi.  Onlar da kısa zamanda kendini toparlayabilir.

“KIŞI SIKINTISIZ BİR ŞEKİLDE ATLATACAĞIZ”

SORU: Önceki gece Amerikan Başkanı Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiniz. İki taraftan yapılan açıklamada Libya, İdlib ve Doğu Akdeniz konusunun konuşulduğu açıklandı. Bu kritik başlıklarda Ankara’nın mesajları ne oldu?

Önceki akşam Libya’yı konuştuk. Libya ile ilgili olarak da sadra şifa konular değil. Ağırlıklı olarak Sayın Trump’la bir nezaket konuşması oldu. Elazığ, Malatya depremini gündeme getirdi. “Bize düşen ne var, ne yapabiliriz? Bizde depremlerle ilgili çokça alet edevat var, gönderebiliriz” dediler. Şu anda çok çok teşekkür ediyoruz, biz bu aşamaları aşmış vaziyetteyiz. Tabi 41 vatandaşımız öldü, Allah’tan rahmet diliyoruz. Bunun yanında ciddi sayıda kurtarılan vatandaşlarımız var. 1.600’e yakın yaralı vardı, bu yaralıların kahir ekseriyeti ayakta tedavi ile evlerine döndüler. 60-70 tedavisi devam eden var. Yoğun bakımda olan hemen hemen kalmadı gibi. Onlar da bugün odalarına çıkacaklardı. Elazığ’da Şehir Hastanemiz gerçekten çok ciddi iş görüyor. Hastalar oraya gelerek tedavilerini oldular. Şu an enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Enkaz kaldırmanın yanında, yeni bir adım daha attık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın gerek Elazığ’da gerekse Malatya’da elinde rezerv konut varsa -ki bunlar TOKİ’nin konutları biliyorsunuz, 400 kadar bu tür konut var-  şu anda evsiz kalanlara, acil olanlara bu konutlardan dağıtmaya başlayacaklar. Malatya büyükşehir olduğu için -köy değil, mahalle diyoruz- o mahallelere tek kat konut ve bu konutların yanına da ahırlarını yapmak suretiyle çalışmalarını yoğun bir şekilde başlatıyorlar. Şehir merkezlerinde gerek Malatya gerek Elazığ’da zemin etütlerini en ideal noktada yapacağız. Zemin etütlerinden sonra da buralarda inşaatları başlatacağız ki bu bizim için 3-4 aylık, bilemedin 5 aylık iştir. Amacımız şehir merkezlerindeki binaları da yapıp vatandaşların buralardaki konutlara taşınmalarını sağlamaktır. Şu anda da (Çevre ve Şehircilik Bakanı) Murat Bey’den bunları öğrendim, süratle çalışmayı başlatıyorlar ve adımları da inşallah atıyoruz. Tabi bütün bunların dışında elimizdeki çadırları, konteyneri planlı bir şekilde dağıttılar. Kışı sıkıntısız veya en az sıkıntıyla atlatmayı planlıyoruz.

“KUDÜS’E ASLA SIRTIMIZI DÖNMEYİZ”

SORU: Beyaz Saray’ın “yüzyılın anlaşması” olarak nitelendirildiği barış planı, -biz uçaktayken- Trump tarafından duyuruldu. Bu bağlamda Ankara’nın plana yaklaşımı nedir?

Biz buraya girerken açıklama devam ediyordu. Önceki akşamki konuşmada Sayın Trump’a, “Bu metni bize gönderirseniz, içeriğinde ne var görürüz, ona göre de atmamız gereken adımları veya tavrı belirleriz” dedik. Zaten önümüzdeki hafta içerisinde de Cidde’de İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı olacak. O toplantıya Dışişleri Bakanımız da katılacaklar. Bizim bu konudaki tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs’ün İsrail’e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldubittiler oluşturma gayretidir. Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail’in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin’in ve Kudüs-ü Şerif’in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz.

“İSRAİL FİDAN’I HEDEF ALDIYSA DOĞRU YOLDAYIZ”

SORU: Özellikle İsrail medyasında ki Netanyahu’ya yakın aşırı sağ medyada Türkiye’nin güvenlik bürokrasisini hedef alan yayınlar var. Bugünlerde de bir tane yayınlandı. Kasım Süleymani’nin ardından MİT Başkanı Hakan Fidan hedef gösteriliyor. Ne söylersiniz?

Eğer biz İsrail medyasına göre hareket belirleyeceksek vay halimize. İsrail medyası da istihbarat başkanımız için -imalı vurgu ile- böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz. Hayırlı olsun!

“KILIÇDAROĞLU’NUN DOĞRU SÖYLEDİĞİ HİÇBİR ŞEY YOK”

SORU: Ülkemizde yaşanan son yıllardaki depremlerden sonra iki tavır ortaya çıkıyor. Devletin tavrı, muhalefetin tavrı… Devletin tavrı son 17 yılda birçok depremde milletle dayanışma içinde. Muhalefet ise deprem üzerinden siyaset yapıyor. Millet ittifakının bileşenleri de medyasıyla STK’larıyla başka bir algı oluşturuyor. Son olarak Kemal Kılıçdaroğlu “Deprem vergileri nereye harcandı?” dedi. Bu tavrı sormak isterim. İkinci olarak devletin 1999 öncesi tavrıyla bugünkü tavrını değerlendirebilir misiniz?

Bu adamın doğru söylediği bir şey yok. Yalanlar zincirine yeni bir yalan ilave ediyor. Ben şu anda Sivrice depremine CHP’li belediye ne kadar yardım yapmış bunun üzerinde duracak değilim. Ben sadece şunu söyleyeyim. Bütün il, ilçe, belediyelerde, mahallelerde, Allah’a hamdolsun, bir tarafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere, bütün bakan arkadaşlarım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Bey, öbür tarafta (AK Parti) Genel Başkan Vekili olarak Numan Bey, tüm vekiller, kadın kollarımız bölgede seferber oldu, çalıştılar ve aç açık bırakmamak için ne gerekiyorsa yaptılar. Bir defa Kılıçdaroğlu’nun ne kabinemizi ne bizim şu andaki o bölgede çalışan milletvekillerimizi falan ağzına almasını yakıştıramam. Onların böyle bir derdi olamaz. Acaba kendisi oraya gitti mi? Gitmedi. Şimdi bundan sonra herhalde gider; ben söylüyorum ya… Niye gitmedi? Bu ciğer meselesi, ruh meselesi ondan… Bunda öyle bir ruh yok.  Biz elhamdülillah Van’da da Simav’da da Sakarya’da da… Ben cezaevinden çıktım, ilk gittiğim yer Sakarya, Düzce’dir. O zaman belediye başkanı sıfatım yoktu. Bütün oraları dolaştık. Biz derdimiz var. Onun böyle bir derdi yok. Soruyorlar şimdi. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bir para hangi amaç için toplanmışsa bugüne kadar o gaye için harcanmıştır. Onun dışında bir yere biz bu tür paraları harcama diye bir tavrın içinde olmadık, olmayız. Şu anda arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Eğer bu vatandaş dayanışma için elinde ne var ne yok götürüyorsa, tek sebebi var: İnanıyor da onun için götürüyor. Bu hükümete inanıyor. İnanmasa götürür mü? Ben “Sizlere her şeyi veririm” diyor. Şimdi bir kampanya daha başlattık. Önce vekillerle dedik ki; biz buraya elimizden gelen desteği verelim. Herhangi bir rakam belirlemiyoruz. Kim ne kadar verecekse milletvekili arkadaşlarımız versinler. Bunları hesabımızda toparlayacağız sonra da grup başkanımız herhalde AFAD’a aktarma yoluna gidecektir. Bunlar ise yatıyor kalkıyor “o parayı nereye, bu parayı nereye harcadınız?” Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da Bay Kemal’e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok. Bütün bu harcamalar nasıl yapılıyor, bunlara bakmıyor ki… Bütün bu konutlar nereye yapılacak? Bunun tarih en büyük şahididir. İki de bir kalkıp gaziler ve şehitlerle alakalı şeyleri konuşuyor. Niye? Aldatırız! Yaptıkları iş bu. Onun için bunların haftalık grup toplantısında yaptıkları konuşmalar da pek kayda değer değil.

“TÜRKİYE’Yİ KARALAMA KAMPANYASI TUTMAZ”

Soru: Terör örgütü PKK’nın Suriye’de DEAŞ’lıları para karşılığı salıverdiği, para vermeyenlerin ise çocuklarının zorla terör örgütüne devşirildiği yolunda güvenlik ve istihbarat raporlarına yansıyan bilgiler var. İki terör örgütüyle de mücadele eden bir ülke olarak Türkiye’nin bu konuya ilişkin uluslararası kamuoyuna mesajı nedir?

Bu konuyla ilgili uluslararası camiaya dedik ki “Siz hep Türkiye’yi  karalama kampanyaları yaptınız. Biz ne yaptık? En önemli adım olarak El-Bab’da 3 bin DEAŞ’lıyı  etkisiz hale getirdik. Burayı bir sükunete kavuşturduk. Şimdi biz yakaladıkça DEAŞ’lıları kendi ülkelerine gönderiyoruz. Bunların içinde Alman’ı, İtalyan’ı, Fransız’ı var. Hepsini evlerine gönderiyoruz ama bunların ülkeleri, bunları takip etmiyor ki. Türkiye’ye iftira at, tutmazsa iz bırakır anlayışıyla lekelemeye çalışıyorlar ama biz de görevimizi yapacağız, dik duracağız. Şu anda biz DEAŞ’ın üst düzey kişilerini yakaladık. Bağdadi’nin kız kardeşi, eniştesi, damadına kadar yakaladık. Bunlar elimizde. Bunların reklamını yapalım diye bir derdimiz de yok. Şu anda bunlar bizim elimizde.

“DAEŞ’Lİ TERÖRİSTLERİN ÇOCUKLARI İÇİN ABD’DEN SES ÇIKMADI”

SORU: Tüm dünyadan gelen DEAŞ’li teröristlerin 7-8 bin çocuğu olduğu iddia ediliyor…

Bu söylediğiniz şeyler tüm dünyadan gönderilen DEAŞ’lıların çocukları. Tabi bunlar, dünyanın DEAŞ noktasında oynadığı oyunun çok açık ve net göstergesi. Mesela “cezaevi” dediler. Onlar cezaevinden başka her şeye benzer. Ondan sonra bir kısmını parayla bir kısmını farklı düşüncelerle serbest bıraktılar. Hatta bir telefon görüşmesinde Sayın Trump “Bunları alır mısınız?” gibi bir teklifte bulundu. “Oturalım konuşalım, nasıl bir çözüm buluruz?” dedik. Ama sonra takibi gelmedi. “Bakanlarımız görüşsünler” dedik, takibi gelmedi.

“DİYARBAKIR ANNELERİNİN YANINDAYIZ”

SORU: CHP şu anda ana muhalefet gibi görünüyor ama ana muhalefetten ziyade analara muhalefet eden bir tarzı var. Diyarbakır’da HDP İl Binası’nın önünde çalınmış evlatlarını bekleyen anneler var. Onlar ana gündemden düşmek istemiyorlar ve sizlere teşekkür ediyorlar. Onlara bir mesajınız var mı?

Diyarbakır’daki bu annelerin bir kısmı deprem bölgesine gelecek kadar bu noktada annelik duygusunu yaşamak istediler. Bu çok çok asil bir hareketti. Eşim, Aile ve Çalışma Bakanımız, bazı bakan arkadaşlarımız oraya gitti. Derdimiz, oradaki hanım kardeşlerimiz olsun, babalar olsun bir güvence temin edebilmek. Yavaş yavaş çözülmeye de başladılar. Son olarak 6-7’yi buldu gelen çocuklar. Bunun gerisi de gelecek diye düşünüyorum. Akışına bırakamayız. Takipçisiyiz. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Er ya da geç onlar değil; biz kazanacağız. Terörün kazanması mümkün değil. Biz bu işi köşeye sıkıştıra sıkıştıra sonunda toparlayıp alacağız. İşte dağdakilerin hali ortada. Öbür tarafta Kuzey Irak’taki durum ortada. Şu an itibarıyla Türkiye olarak biz Orta Doğu’da masada belirleyici ülkeyiz. Sağa sola yalpalayan ülke değiliz. Görüştüğümüz tüm liderler, İslam dünyasında da bölgede de Türkiye’nin çok farklı konumunu kabul ediyorlar. Ama bu bizi asla şımartmamalı ve rehavete sevk etmemeli. Hem madden hem manen güçlü olacağız ve mağdur, mazlum insanların imdatlarına yetişeceğiz.

SORU: İHA’lar depremde kullanıldı mı?

Evet. Koordinat belirlemelerinde kullanıldı.

Yedi Gündem

Abone Ol

AK Parti’den önemli açıklamalar

AK Parti'den önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik basın toplantısı düzenliyor. Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

 

“(Elazığ depremi) Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz.

BELÇİKA’DA TEPKİ ÇEKEN PKK KARARI

Belçika’da insanlığın evrensel değerleri bir kere daha teröre kurban edildi. PKK terör örgütüne yönelik Belçika mahkemelerinin aldığı bu karar, Belçika mahkemelerinin hukuki her türlü normdan uzaklaştığının açık bir ifadesidir. Avrupa Birliği başta olmak üzere, ABD, Kanada gibi pek çok ülkenin terör örgütü olarak kabul ettiği bu örgüte sahip çıkması, Belçika’nın terör konusunda zaafa düştüğünü göstermektedir.

ABD’NİN SÖZDE BARIŞ PLANINA TEPKİ

Dün ABD Başkanı Trump barışla hiçbir alakası olmayan planı açıkladı. Kudüs’ü bir yandan İsral’in bölünemez başkenti ilan ediyor, arkasından da başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’den bahsediyor. Bu yaklaşım bile başlı başına Filistin halkının meşru taleplerinin nasıl yok edilmeye çalıştığını göstermektedir.

İsrail’in güdümü altında Filistinlilere yönelik işgal yönetimi mekanizması kurulmak istenmektedir. Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın ‘Kudüs satılık değildir’ açıklaması son derece yerindedir.

BARIŞ DEĞİL İŞGAL PLANI!

Fiilen İsrail’in saldırganlığını madde madde yazmışlar, hatta İsrail hükümetinin cesaret edemeyeceği şeyleri bile madde madde yazmışlar. Bu barış değil, işgal planı.

ABD Başkanları şu ana kadar arabulucu rolü üstlenirlerdi. İlk defa bir ABD Başkanı Filistin tarafına sormadan böyle bir adım attı. İki tarafın olmadığı bir şeye plan demesi mümkün değil. Ortada müzakere yok.

Yaklaşık 80 sayfa. Her bir maddesinde İsrail’in saldırganlık politikasının daha pervasızca harekete geçmesi için ortaya konmuş yaklaşımlar var. Olmayan bir devlet vadediyorlar.”

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Sözde Orta Doğu Barış Planı’na Türkiye’den peş peşe tepkiler

Sözde Orta Doğu Barış Planı'na Türkiye'den peş peşe tepkiler

ABD’nin sözde Orta Doğu barış planına tepkiler artıyor

GALERİNİN DEVAMI



<p>Gazze’nin kuzeyindeki Cibalya Mülteci Kampı’nda toplanan bir grup Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Orta Doğu barış planını protesto etti.</p>
<p>
”/> <img src= 

<p>İsrail’in Hayfa kentinde toplanan bir grup Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Orta Doğu barış planını protesto etti.</p>
<p>
”/> <img src=

ABD ve İsrail, Filistin’i saf dışı bırakmak için devreye soktukları sözde barış anlaşması olan ”Yüzyılın Anlaşması” planının detaylarını kameralar karşısında dünyaya ilan etti. Bu karara göre Kudüs’ün İsrail’in Başkenti olacağını iddia eden ABD Başkanı Donald Trump, ”Benim başkanlık dönemimde size (İsrail’e) istediğiniz her şey verildi” açıklamasında bulundu.

 

Bu skandal kararın ardından Türkiye’den peş peşe açıklamalar geliyor…

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN ORTA DOĞU BARIŞ PLANI AÇIKLAMASI

Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada bu anlaşmanın ölü doğduğu bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ”ABD’nin sözde (Orta Doğu) barış planı ölü doğmuştur. ABD’nin sözde (Orta Doğu) barış planı ölü doğmuştur. Filistin halkı ve toprakları parayla satın alınamaz” ifadelerine yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında öngörülen İsrail ve Filistin devletlerinin sınırlarını gösteren bir haritayı paylaştı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, ABD’nin Filistin-İsrail meselesine yönelik sözde barış planına ilişkin açıklamalarda bulundu. Altun, “Bu sözde “barış planı”, İsrail’in işgalini ve yerleşim birimlerini meşru kılmaya yönelik bir açıklamadan başka bir şey değildir. Ne uygulanabilir bir plandır ne de sahadaki duruma dair adil bir değerlendirme içermektedir. Plan, Filistinlilerin isteklerini ezip geçerken İsrail’i tatmin etmek amacındadır. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına bütün dünya karşı çıkıyor. Bu planla birlikte Kudüs tamamen İsrail’e verilmek isteniyor. Kudüs İsrail’e ait değildir ve Kudüs’ü birilerine teklif etmek de üçüncü tarafların kararı olamaz. Her iki tarafın da desteği, anlaşması ve onayı olmadan açıklamalar yapmak bölgeye istikrarsızlık getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. ABD ve İsrail’in tek taraflı attığı adımlar bölgeye yeteri kadar kan ve gözyaşı olarak dönmüş durumdadır. Netanyahu kendi siyasi geleceği için siyasi bir oyun oynuyor. Ülkesinde baskı altında. Barış gibi hassas bir meseleyi sorumsuzca kullanarak siyasi kazanımlar elde etmeye çalışıyor. Mart ayında yapılacak seçimler yaklaşırken kutsal bölgeleri siyasete alet etmesine izin verilemez. Bu plan, bölgenin kendi meseleleriyle, dışarıdan bir müdahale olmadan ilgilenmesi gerektiğinin bir göstergesi. Bazı Körfez ülkeleri, eşitlik, adalet ve barışla uzaktan yakından alakası olmayan bu planı destekliyor gibi gözüküyor. Bu ülkelerin, Arap ve Müslüman kamuoyuna hesap vermeleri gerekecek” dedi.

SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI VARANK’TAN TEPKİ

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sosyal medya hesabından Kubbet-üs Sahra görseli ile ingilizce paylaşımda bulundu.

Varank, ”Kudüs satılık değil.” ifadelerini kullandı.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL: KUDÜS, ÖZGÜR FİLİSTİN’İN BAŞKENTİDİR

ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında Trump’ın Kudüs hakkında ilan ettiği kararın ardından Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, resmi Twitter hesabından bir paylaşımda bulundu.

”Kudüs özgür Filistin’in başkentidir” açıklamasında bulunan Gül, ”Kudüs, miracın kapısı, insanlığın ortak mirası, özgür Filistin’in başkentidir.” ifadelerini kullandı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ABD’nin skandal Kudüs kararının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Bilinmelidir ki Kudüs Filistin Devletinin ebedi başkentidir.” ifadesini kullandı.

Erbaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

İnsanlığın kadim şehri ve İslam’ın ilk kıblesi Kudüs’ün haksız bir teşebbüsle karşı karşıya olduğuna işaret eden Erbaş, “İnsanlığı, kadim geleneği, uluslararası hukuku hiçe sayan pervasız bir anlayış Kudüs’ü Filistin coğrafyasında haksız bir yaklaşımla İsrail’in başkenti yapma gayreti içindedir. Bilinmelidir ki Kudüs Filistin Devleti’nin ebedi başkentidir.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP: KUDÜS KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Türkiye Büyük Millet Başkanı Mustafa Şentop, ABD ve İsrail ortak kararına sert tepki göstererek, ”Kudüs, daima kırmızı çizgimizdir.” açıklamasında bulundu.

Şentop, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı sözde Orta Doğu barış planına yönelik, Twitter’daki hesabından açıklamada bulundu. 

Şentop, ”Bugün ABD Başkanınca ilan edilen tek taraflı ‘Plan’, Filistin meselesini, Kudüs’ün statüsünü kavramaktan uzak bir girişimdir ve sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Türkiye’nin Filistin meselesinde tavrı uluslararası hukuk ve meşruiyet eksenindedir. Kudüs ise daima kırmızı çizgimizdir.” ifadelerini kullandı.

 

 

NUMAN KURTULMUŞ: KUDÜS İSLAM DÜNYASI’NIN KALBİDİR

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’e ilişkin açıklamasına yönelik, “Hayır, Trump. Kudüs, İslam dünyasının kalbi ve Filistin Devleti’nin Başkentidir.” ifadelerini kullandı. 

Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak yaptığı paylaşımda Kurtulmuş, “Hayır, Trump. Kudüs, İslam dünyasının kalbi ve Filistin Devleti’nin Başkentidir.” değerlendirmesinde bulundu.

BÜLENT TURAN: KUDÜS GÖZBEBEĞİMİZDİR, NEFESİMİZDİR

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ABD’nin skandal kararı sonrası sosyal medya hesabı Twitter’dan karara tepki gösterdi.

Turan, ”Kudüs; gözbebeğimizdir, nefesimizdir. Filistin’in geleceği km’lerce uzaktan sözde barış planlarıyla çizilemez. Yüzyıllık plan, tarihe kara bir leke olarak geçecek. Filistin’de barış ortamının tesisi yerine gerilimi tercih etmek yüzyıllar boyu daha kayıp demek.” açıklamalarında bulundu.

KIZILAY GENEL BAŞKANI KEREM KINIK: FİLİSTİN BAĞIMSIZ BİR DEVLETTİR

Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’ın ABD ve İsrail’İn ortak kararına karşı durarak sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Kınık, ”Filistin bağımsız bir devlettir, başkenti Kudüs’tür ve miracın durağı Kudüs tüm insanlığın ortak kutsalıdır.” ifadelerini kullandı.

‘YÜZYILIN HUKUKSUZLUĞU’

AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, twitter hesabından kararı hukusuzluk olarak değerlendirdi.

Şenocak, ”Bu yüzyılın anlaşması değil, olsa olsa yüzyılın hukuksuzluğu olur. ABD Başkanı Trump’ın sözde Orta Doğu Barış Planı ve Kudüs’ün İsrail’in bölünmez başkenti olarak tanınması asla kabul edilemez. Kudüs Filistin’in başkentidir. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir.” ifadelerini kullandı.

KUDÜS YALNIZ DEĞİLDİR

AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, “Kudüs dün olduğu gibi bugün de ve daima kırmızı çizgimizdir. Kudüs yalnız değildir.” ifadesini kullandı.

Şahin, ABD Başkanı Donald Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

İsrail zulmünü ve işgalini meşru göstermeye dönük hiçbir adımın kabul edilemeyeceğini vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

“ABD’nin aslında bir ilhak planı olan sözde barış planı, sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Kudüs dün olduğu gibi bugün de ve daima kırmızı çizgimizdir. Kudüs yalnız değildir.” 

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol