Filistin’de Öfke Cuması sürüyor! Protestolarda 3 kişi gözaltına alındı, bilinen 12 yaralı var

Filistin'de Öfke Cuması sürüyor! Protestolarda 3 kişi gözaltına alındı, bilinen 12 yaralı var

ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde barış planını açıklamasının ardından Filistinliler bugünü “Öfke Cuması” olarak adlandırdı. Protesto gösterileri düzenleyen Filistinliler, İsrail polisinin sert müdahalesi ile karşılaştı. 

İsrail polisi Mescid-i Aksa'da cemaate saldırdı: 10 yaralı

İSRAİL POLİSİ 10 FİLİSTİNLİYİ YARALDI, 3 KİŞİYİ DE YARALADI

İsrail polisinin, sabah namazı sonrası işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’yı basarak cemaate saldırması sonucu 10 Filistinli yaralandı. Mescid-i Aksa’daki sağlık kaynakları, İsrail polisinin saldırısında 10 Filistinlinin yaralandığını, 3 Filistinlinin ise Harem-i Şerif’ten çıkarken gözaltına alındığını aktardı. 

İsrail ordusu Kudüs'te 2 Filistinliyi yaraladı

KUDÜS’TE DE 2 KİŞİ YARALANDI

İsrail ordusu, işgal altındaki Kudüs’ün kuzeyindeki Kalendiye’de 2 Filistinliyi yaraladı.

OSLO ANLAŞMALARI FESHEDİLDİ

Filistin yönetimi, İsrail ile imzalanan Oslo Anlaşmalarını feshettiklerini duyurdu. Fetih Hareketi Merkezi Komite Üyesi ve Filistin Sivil İşler Bakanı Huseyin eş-Şeyh, Filistin yönetiminin, İsrail ile ilki 1993’te imzalanan Oslo Anlaşmalarını feshettiğini belirtti. Şeyh, tek taraflı sözde barış planının açıklanmasının ardından “İsrail’e, Filistin yönetiminin, aralarındaki anlaşmalara bağlı kalmayacağı iletildi.” ifadesini kullandı.

Mescid-i Aksa minberinden ABD'nin sözde barış planına tepki

MÜFTÜDEN ÇARPICI SÖZLER: İBRET ALMADINIZ MI?

 

Arap ülkelerinin Filistin davasını yalnız bırakmamaları gerektiğini vurgulayan Şeyh Hüseyin, “Bugün Kudüs’ü hedef alanlar yarın sizi hedef alacaklar. Irak’ı yıktıklarında bunu görmeniz gerekiyordu. İşte Suriye’yi de yıktılar. İbret almadınız mı?” ifadelerini kullandı.

Kudüs ve Filistin Müftüsü Şeyh Muhammed Hüseyin, Mescid-i Aksa’daki cuma hutbesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde barış planına tepki göstererek, İslam dünyasından Filistin’e sahip çıkmalarını istedi.

 

İSRAİL HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

AFP’nin geçtiği son dakika bilgisine göre, İsrail’in Gazze’nin doğusunda bulunan Refah’a hava saldırısı düzenlendi.

Palestinians inspect the site of an Israeli airstrike in Rafah in the southern Gaza Strip, on January 31, 2020.

“FİLİSTİNLİLER ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ MEMNUNİYETLE KARŞILADILAR”

Kanal 7 Dış Haberler Koordinatörü Taha Dağlı, Mustafa Yıldız’ın Ülke Tv’de sunduğu Odak Noktası’na Kudüs’ten bağlandı ve önemli açıklamalarda bulundu.

TAHA DAĞLI ile ilgili görsel sonucu“Cuma namazı sonrası Filistinliler Mescid-i Aksa ve Kubbetussahra’da Trump’ın sözde Barış Planını protesto ettiler. Filistinliler bugünü Öfke Cuması olarak adlandırdılar ve her yerde ABD, İsrail ve Arap ülkeleri protesto edildi. Yarın Mısır’da Arap Birliği toplantısı var. Mahmud Abbas da orada olacak. Arap ülkeleri Abbas’a bu planı kabul etmesi için baskı yapacaklar ama Abbas’ın bu planı asla kabul etmeyeceği bilinen bir gerçek. Bu sözde barış anlaşması sonrası İsrail planı cebine koydu. İsrail, bundan sonra Filistin’i barış planını kabul etmedi diyerek tehdit edecek ve işgale yeltenecek. Bugün sokakta olan Filistinliler özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini büyük memnuniyetle karşıladılar. Türkiye’nin yanlarında olmasından çok mutlular. Bunu diğer Arap ülkelerinde görmedikleri için bu ülkelere de kızgınlar.” 

KAYNAK: AA, HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Başkan Erdoğan’dan tarihi ‘Kudüs’ resti

Başkan Erdoğan'dan tarihi 'Kudüs' resti

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, tek taraflı skandal Ortadoğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

BAŞKAN ERDOĞAN’DAN TARİHİ REST

Başkan Erdoğan, , 5. Anadolu Medya Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, skandal karara çok sert tepki gösterdi.

 

 

“KUDÜS SATILIK DEĞİLDİR MİLLİ ÇİZGİMİZDİR”

Erdoğan: “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Bu konuyu bugün MGK toplantısında da ele aldık. Kudüs satılık değildir. Kimse ‘birşeyler verelim de siz burayı bize bırakın’ edepsizliğine de girmesinler.’100 yüzyılın anlaşması’ diyorlar. Ne anlaşması ya! Bu bir işgal projesidir. Kudüs satılık değildir. Kimse ‘birşeyler verelim de siz burayı bize bırakın’ edepsizliğine de girmesinler. Türk Milleti olarak Filistin’e bakışımız, cennetmekan Sultan Abdülhamit Han’ın neyse, bizim de bugün bakışımız odur.’‘ ifadelerini kullandı.

 

 

ABD’nin sözde Orta Doğu barış planına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakıyorsunuz Filistin’de kadınlar, eşinin silahlarla özellikle sürüklendiğini görünce ona sarılmak istiyor ama İsrail’in o malum tipleri silahla tekme tokat gelip o kadınların üzerine gidiyor. Hani bunların kadın hakları, hani bunların kadınlara saygısı. Yeri geldiği zaman İsrail’e karşı bu kadar müşfik davrananlar İsrail’in zulmüne karşı, bu attığı adımlara karşı niye sessiz duruyorlar. Yüz yılın anlaşması diyorlar. Yarın asıl konuşmamı yapacağım. Ne anlaşması ya. Bu bir işgal projesidir. BM Genel Kurulunda haritayı göstermiştim. 1947 yılında Filistin neydi İsrail neydi. O gün ki Filistin ile bugün ki Filistin’e bakıyorsunuz tamamen yer değiştirmiş. Utanmadan, sıkılmadan dünyaya diyorlar ki Filistin’e şimdi biz yeni haklar getiriyoruz. Bırakın bu yalanı, kimi aldatacaksınız ya. Hayatınız bunlarla geçmiş. Bir tarafta bakıyorsunuz Trump yanına almış malum kişiyi, karşılarındakilere hitap ediyorlar ve oradan toplayacakları alkışlara bakıyorlar. O alkışlarla siz dünyanın kaderini değiştiremezsiniz, Filistin’in kaderini ise hiç değiştiremezsiniz. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir ve bugün ki MGK toplantımızda da açıkladığımız basın açıklamasında özellikle bu konuya değindik yarın da yapacağım konuşmamda bu konu üzerinde hassasiyetle duracağım ama bizim Türk milleti olarak Filistin’e bakışımız cennet mekan Sultan Abdülhamid Han neyse bizim de bakışımız odur. Kudüs satılık değildir. Kimse bir şeyler verelim de siz burayı bize bırakın deme edepsizliğine girmesinler. İnanıyorum ki binlerce Filistinli kardeşim oradaki bu mücadeleyi kanları pahasına vermeye devam edecektir, bizler de buna hazırız” açıklamasını yaptı.

‘İLETİŞİM SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ’

“Dünyanın tüm güçlerinin cirit attığı yerlerde Türkiye en temel haklarını savunmak için varlık gösterdiğinde adeta kıyamet kopartılıyor” diyen Erdoğan, “İstiklalimize ve istikbalimize kasteden darbecileri bağırlarına basanlar verdiğimiz şehitleri ve gazileri yok sayıyor. Şu anda Almanya’nın caddelerinde PKK’lı teröristler FETÖ, DEAŞ cirit atıyor. Lafı geldiğinde de DEAŞ’lılar sizde diyorlar. Utanın. Biz DEAŞ’ı El Bab’ta anında derdest ettik. Biz bu kadar hassasız bu konuda. Terörle mücadelede bu hassasiyetimiz aynen devam ediyor. Biz bu durum karşısında ne yapacağız. Şahsım başta olmak üzere tüm arkadaşlarımızla her fırsatta muhataplarımıza gerçekleri anlatıyoruz. Uluslararası camiada çekinmeden anlatıyoruz fakat siyasetçiler ve medya ile onlar üzerinden geniş toplum kesimlerine bu gerçekleri gösterme hususunda ciddi sıkıntılarımız var. Bunun için bir iletişim seferberliği başlatmalıyız. Resmi beyanların ve kanalların kamuoyu oluşturmada etkisi sivil inisiyatiflere göre daha sınırlı kalıyor. Bu bakımdan medya mensuplarımız başta olmak üzere sivil girişimlerden daha güçlü destek bekliyoruz. Her biriniz kendi kontaklarımızı kendi etki alanımızı kendi imkanlarımızı sonuna kadar kullanarak Türkiye’nin ve Türk milletinin her alandaki duruşunu doğru bir şekilde dünya kamuoyunun gündemine taşımalıyız. Yurt dışında gazeteciler gazetecilere, iş insanları iş insanlarına, bilim insanları bilim insanlarına, vatandaş vatandaşa hakikatleri anlattığında kısa sürede ülkemizle ilgili olumsuz havanın dağılacağına inanıyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Yedi Gündem

Abone Ol

Başkan Erdoğan’dan tarihi ‘Kudüs’ resti

Başkan Erdoğan'dan tarihi 'Kudüs' resti

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, tek taraflı skandal Ortadoğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

BAŞKAN ERDOĞAN’DAN TARİHİ REST

Başkan Erdoğan, , 5. Anadolu Medya Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, skandal karara çok sert tepki gösterdi.

 

 

“KUDÜS SATILIK DEĞİLDİR MİLLİ ÇİZGİMİZDİR”

Erdoğan: “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Bu konuyu bugün MGK toplantısında da ele aldık. Kudüs satılık değildir. Kimse ‘birşeyler verelim de siz burayı bize bırakın’ edepsizliğine de girmesinler.’100 yüzyılın anlaşması’ diyorlar. Ne anlaşması ya! Bu bir işgal projesidir. Kudüs satılık değildir. Kimse ‘birşeyler verelim de siz burayı bize bırakın’ edepsizliğine de girmesinler. Türk Milleti olarak Filistin’e bakışımız, cennetmekan Sultan Abdülhamit Han’ın neyse, bizim de bugün bakışımız odur.” ifadelerini kullandı.

 

 

Yedi Gündem

Abone Ol

Art arda adımlar sonrası Erdoğan’dan net mesaj: Seyirci kalamazdık

Art arda adımlar sonrası Erdoğan'dan net mesaj: Seyirci kalamazdık

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib’de yoğunlaşan saldırıların ardından 250 bin kişinin daha Türkiye sınırına geldiğini belirterek, “Bu katliamların devam etmesi halinde sayı da artacaktır. Ancak Türkiye’nin yeni bir düzensiz göç dalgasını tek başına göğüslemesi artık mümkün değildir.” ifadelerini kullandı. 

 

Erdoğan, Bosna Hersek’te yayımlanan Stav Dergisi’ne verdiği mülakatta gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

 

 

 

Küresel Mülteci Forumu’ndaki konuşması hatırlatılarak, “Mülteci krizini Avrupa Türkiye’ye mi yüklemeye çalışıyor?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, mülteci meselesine daima insanı ve vicdanı merkeze alan bir anlayışla yaklaştıklarını belirtti. 

“Suriye krizinin ilk anlarından itibaren din, dil, mezhep, köken ayrımı gözetmeden kapımıza gelen herkesi bağrımıza bastık.” diyen Erdoğan, Suriye içinde yerlerinden edilmiş 3 milyonu aşkın kişiye resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla düzenli yardımda bulunduklarını bildirdi.

Türkiye’nin halihazırda dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ve milli gelire oranla dünyanın “en cömert ülkesi” olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Hal böyleyken imkanları bizden kat be kat fazla olan Avrupa ülkeleri, Suriye konusunda maalesef iyi bir sınav veremedi. Ülkemize verilen sözler yerine getirilmedi. Mazlumlara sahip çıkmak yerine dikenli tel örgülerin arkasına saklanmayı tercih ettiler. Hatta Ege ve Akdeniz’de düzensiz göçlerle mücadele edilirken, botların batırılması, şişlenmesi, bu insanların denizin ortasında ölüme terk edilmesi gibi insanlık dışı hadiselerle karşılaştık.” değerlendirmesinde bulundu. 

Savaş ve açlıktan kaçmaya çalışan yüz binlerce Suriyeli mülteci, Türkiye'ye sığınıyor.

Türkiye’nin şu an 3,7 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 5 milyon sığınmacıyı topraklarında misafir ettiğini anlatan Erdoğan, “İdlib’de yoğunlaşan saldırıların ardından 250 bin kişi daha ülkemiz sınırına geldi. Bu katliamların devam etmesi halinde sayı da artacaktır. Ancak Türkiye’nin yeni bir düzensiz göç dalgasını tek başına göğüslemesi artık mümkün değildir.” ifadesini kullandı. 

“Türkiye’nin Suriye’de güvenli koridor oluşturulması sürecinde askeri operasyonlarına neden karşı çıkıldı? Birileri Suriye’de ve Türkiye sınırında savaşın devam etmesini mi istiyor? Diğer ülkelerin çıkarı nedir?” şeklindeki soruya ise Erdoğan, “Suriye meselesine bazı ülkeler sadece çıkar, güç ve petrol merceğinden bakıyor. 1 milyon insanın hayatını kaybettiği ve 12 milyon Suriyelinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı böylesi büyük bir insani trajediyi fırsata çevirmenin peşindeler. Nitekim bunu kamuoyu önünde de farklı vesilelerle deklare ettiler. Tek gündemlerinin petrol kaynaklarını ele geçirmek olduğunu açıkça söylediler. Güney sınırımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunun gerisinde de bu niyetler vardı.” yanıtını verdi. 

“TÜRKİYE’Yİ BOĞMAK İSTİYORLARDI, 3 HAREKAT YAPTIK”

Türkiye’nin PKK/YPG terör kuşağıyla adeta boğulmak istendiğine işaret eden Erdoğan, bu planların son 3 yılda düzenlenen 3 başarılı harekatla akamete uğratıldığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 bin 300 kilometrekarelik alanı DEAŞ’lı ve PKK/YPG’li teröristlerden temizleyerek, güvenli hale getirdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Ülkemizin güvenli hale getirdiği bu bölgelere şimdiye kadar 375 bin Suriyeli gönüllü ve güvenli bir şekilde geri döndü. Şimdi bu çabaları bir üst aşamaya taşıyoruz. Barış Pınarı Harekat bölgesinde kurmayı planladığımız şehirlerle, bu sayının 1 milyonu, hatta 2 milyonu bulacağına inanıyoruz. Planımızı hem 74. BM Genel Kurulunda hem de Küresel Mülteci Forumu’nda muhataplarımızla paylaştık. Birlemiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile diyalog halindeyiz. Temennimiz, Suriyeli mazlumların vatan hasretini bitirecek bu projemize sahip çıkılması ve destek verilmesidir.” 

Gazze'nin Han Yunus kentinde toplanan Filistinliler, ABD Başkanı Donald Trump'ın sözde Orta Doğu barış planını protesto etti.

“YÜKLERİNİ HAFİFLETMEK İÇİN GAYRET GÖSTERİYORUZ”

Filistin meselesine ilişkin görüşleri sorulan Erdoğan, Filistin meselesinin Türkiye’nin en önemli dış politika önceliklerinden biri olduğunu vurguladı.

Erdoğan, 1967 sınırları içinde bir Filistin Devletinin kurulması için her zeminde mücadele yürüttüklerini, İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanlığı sırasında, ilk kıble olan Kudüs’e yönelik İsrail saldırıları karşısında hassasiyetlerini de ortaya koyduklarını dile getirerek, “İsrail yönetiminin dünyanın en büyük açık hava hapishanesine çevirdiği Gazze’deki kardeşlerimizin yükünü hafifletmek için gayret gösteriyoruz.” ifadesini kullandı. 

Bu konuda Katar’ın da katkı sunduğunun altını çizen Erdoğan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: 

“Ancak Müslümanlar olarak hala ümmetin meselelerinde dayanışma içinde hareket edemiyoruz. Müslümanların bu dağınıklığı en fazla zalimlere cesaret veriyor. 1,7 milyarlık İslam alemi, Myanmar’dan Filistin’e, Türkistan’dan Afrika’ya kadar dünyanın farklı köşelerinde kardeşlerimizin zulüm görmesine mani olamıyor. Arakan’da tüm dünyanın gözleri önünde Rohingyalara karşı işlenen soykırım bunlardan sadece biridir. Uluslararası Adalet Divanında Gambiya’nın başlattığı, bizim de çok güçlü destek verdiğimiz, ‘Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın soruşturulması’ sürecini bizzat takip ediyoruz. Soruşturma sürecinin failleri ortaya çıkarmasını temenni ediyoruz. Tabi bunun yanında bizlerin Rohingyalara sahip çıkması gerekiyor. Dünyanın en mazlum halklarından biri olan Rohingyaların kendi topraklarında, özgür, güvenli ve müreffeh bir şekilde yaşaması için hep birlikte çalışmamız lazım.”

ABD Başkanı Trump’ı ‘böyle susturdu’

“SEYİRCİ KALAMAZDIK”

Erdoğan, Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmanın bazı ülkeleri neden o kadar rahatsız ettiğine ilişkin soruya ise “Türkiye olarak Libya konusunda muhatabımız, BM tarafından da tanınan Milli Mutabakat Hükümeti ve Başbakanı Sayın Serrac’dır. Binlerce yıllık köklü ilişkilere sahip olduğumuz Libya, bizim aynı zamanda Akdeniz’de komşumuzdur. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının aranması ve işletilmesinde, ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin devre dışı bırakılmasına seyirci kalamazdık.” yanıtını verdi. 

Türkiye ile Libya arasında Akdeniz Mutabakatı imzalanmıştı.

Libya ile geçen ay imzaladıkları iki muhtırayla iş birliğini en üst seviyeye taşıdıklarını, “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”nın Türkiye’ye çok önemli stratejik kazanımlar sağladığını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’yi Akdeniz denkleminin dışına atma projelerinin, bu adımlarla akamete uğradığını anlattı.

Bu anlaşmaların uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerine uygun olduğunun altını çizen Erdoğan, “Ege’nin ve Akdeniz’in sahibi, bu denizlere kıyıları olan ülkelerin tamamıdır. En uzun kıyı sahibi ülke olarak biz de buradaki haklarımızı korumak için sonuna kadar, tüm imkanlarımızla mücadele etmekte kararlıyız.” değerlendirmesini yaptı. 

“TÜRKİYE’DE SİSTEM TARTIŞMALARI BİTTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmesine ilişkin soruya şu karşılığı verdi: 

“Türkiye’de artık sistem tartışmaları bitmiştir. Milletimiz tarihinde ilk defa tamamen demokratik yollarla yönetim sistemini değiştirmiştir. 16 Nisan halk oylamasında kabul edilen, 24 Haziran 2018 seçimleriyle uygulamaya giren yeni yönetim sistemi, milli iradeyi güçlendirmiş, istikrar ve hızlı karar alma kabiliyeti kazandırmıştır. Son 1,5 yılda karşılaştığımız birçok badireyi başarıyla atlatabilmemizde, sistemin bize sağladığı yeni imkanların çok büyük katkısı olmuştur. Elbette her yenilikte olduğu gibi burada da eski alışkanlıklardan kaynaklanan bazı pürüzler çıkmaktadır. Özellikle eski sistemden nemalanan çevrelerin yeni sistemi kabullenmeleri ve içselleştirmeleri zaman almaktadır. Uygulamadan kaynaklanan pürüzlerin giderilmesi amacıyla geçen yıl Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir heyet kurduk. Tüm kurumlarımızdan temsilcilerin içinde yer aldığı bu heyetin tespit ve tavsiyelerine göre sistemi daha da iyileştiriyoruz.”

“DAHA İLK SEÇİMDE SANDIĞA GÖMÜLDÜLER”

Yeni partilerin kurulmasına ilişkin olarak da Erdoğan, “Siyasi partiler demokrasinin ana aktörlerinden biridir. Şu an ülkemizde 80’e yakın siyasi parti bulunuyor. Bu sayıya eklemeler olabileceği gibi zamanla eksilmeler de olabilir. Siyasetin doğasında bu gayet normaldir. Nitekim son 17 yılda çok büyük medya kampanyalarıyla kurulan kimi oluşumlar, daha ilk seçimde millet tarafından sandığa gömülmüştür. AK Parti olarak biz başkasına değil, kendimize bakıyor, kendi gündemimize odaklanıyoruz. Milletimize olan sözlerimizi yerine getirmenin mücadelesini veriyoruz.” ifadelerini kullandı. 

Bosna Hersek’in NATO yolunu desteklediğine ilişkin sözleri hatırlatılarak, “Ancak Türkiye’nin NATO’daki konumu eskisi gibi güçlü mü? Özellikle S400 alımı konusundaki Amerika’nın tutumundan bahsediyoruz.” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, Türkiye’nin son 67 yıldır NATO’ya en kapsamlı katkıları yapan, müttefikleriyle dayanışma içinde hareket eden ülkelerin başında geldiğini belirtti.

Türkiye’nin Bosna, Kosova ve Makedonya’daki NATO misyonlarının yanı sıra Afganistan’da da barışın inşasında önemli bir rol üstlendiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: 

“Ülkemizin NATO’daki önemi, gücü ve etkinliği tartışma götürmezdir. Öte yandan Türkiye’nin farklı ülke ve bölgelerle geliştirdiği ilişkiler birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Ülkemizin egemenlik haklarına giren S400’ler meselesi üzerinden yapılan tartışmaları biz doğru bulmuyoruz. NATO ittifakı çerçevesinde, milli güvenliğimizi tahkim gayesiyle attığımız adımları, kendi mecrasında değerlendirmek gerekir. NATO Genel Sekreteri de bu meselede ülkemizi destekleyen, bizim tezlerimize müzahir beyanlarda bulunmuştur. S400 meselesi, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak üzere attığı bir adımdır. NATO ve F35’lerle menfi anlamda herhangi bir ilişkisi yoktur.”

“TÜRK MİLLETİNİ HEDEF ALDI”

Erdoğan, 17-25 Aralık, Gezi olayları ve darbe teşebbüsünün ardından Türkiye’nin bugünkü siyasi ve ekonomik durumununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, bu saldırıların şahsını ve hükümetini değil, demokrasiyi ve Türk milletinin tamamını hedef aldığını söyledi.

“Bunların hepsi farklı araçlar vasıtasıyla gerçekleştirilmek istenen birer darbe girişimidir.” açıklamasında bulunan Erdoğan, Türk milletinin bu gerçeği gördüğünü ve bu süreçlerin hiçbirinde kendilerini yalnız bırakmadığını aktardı.

15 Temmuz 2016'da FETÖ darbe girişimine kalkışmış, Türk milleti cuntacıları durdurmuştu. Daha sonra meydanlarda günlerce demokrasi nöbeti tutulmuştu.

Son 6 yılda yaşadıkları her hadisede vatandaşların, gerekirse kanı ve canı pahasına iradesine, hükümetine ve vatanına sahip çıktığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

 “Böyle çelikten bir iradeyi yıkabilecek hiçbir güç yoktur. Nitekim ekonomimiz 2018 yılındaki kur saldırısından sonra yeniden toparlanma sürecine girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’yla farklı bir ivme kazanıldı. Enflasyon düşmeye, yatırımlar artmaya, sanayinin çarkları tekrar işlemeye başladı. Konut satışları 2019 Kasım ayında yüzde 54,4 ve otomobil satışları ise yüzde 3,5 arttı. Keza ekonomik güven endeksi yüzde 2,6 oranında artarak 93,8’e çıktı. Üçüncü çeyrekteki yüzde 0,9’luk pozitif büyümeyle ülkemiz tekrar büyüme dönemine girdi. Ekim ayında sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 artarken, perakende satış hacmi yüzde 5,9 arttı. Geçen yılın Kasım ayında yüzde 21,6 olan enflasyon, bu sene yarı yarıya gerileyerek yüzde 10,6 olarak gerçekleşti. Aynı şekilde 2019 senesinde ihracatta 180 milyar doları yakalayacağımıza inanıyoruz. Turizmde de tarihimizde ilk defa 50 milyon turistin üzerine çıkacağımızı hesaplıyoruz.”

18 ÜLKEDE 219 OKUL MAARİF VAKFINA DEVRELİDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’ye ilişkin olarak da örgütün dünyanın en sinsi ve karanlık yapılanmalarından biri olduğunu vurguladı. 

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimiyle kanlı ve kirli yüzünü ortaya koyduğunu anlatan Erdoğan, “Örgüt için sözde eğitim kurumları, militan devşirme ve finans araçlarıdır.” dedi.

Türkiye’de de 40 yıl boyunca FETÖ’nün okullar ve dershaneler aracılığıyla çok ciddi imkanlar elde ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “FETÖ’nün tehdit unsuru olmaktan çıkarılmasında örgüte ait bu kurumlarının kapatılması son derece önemlidir. Diğer türlü örgütün genç dimağları zehirlemesine engel olunamaz. Örgütün eğitim, kültür, sivil toplum gibi farklı kisvelerle varlığını sürdürme çabalarını aslında yeni terör eylemlerinin hazırlığı olarak görmek gerekir ve bu tür faaliyetlere karşı her daim uyanık olunmalıdır. Bu gerçeğin farkına varan çok sayıda dost ve müttefik ülke, FETÖ ile iltisaklı yapıları kapatmakta veya örgüte ait okulları Türkiye Maarif Vakfına devretmektedir. Şimdiye kadar 18 ülkede 219 okul Maarif Vakfına devredilmiştir. Zamanla bu sayının artacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. 

“Bosna Hersek Türkiye için ne ifade ediyor? Bosna Hersek’te ve genel olarak Balkanlar’da amaçları nedir?” sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye’nin ortak bir tarihi, coğrafyayı ve kaderi paylaştığı Balkan coğrafyasına sırtını dönmesinin düşünülemeyeceğini vurguladı.

“ACISI HALA TAZE”

Erdoğan, 1990’lar boyunca Balkanlar’da herkesin yüreğini burkan, içini acıtan olaylara şahit olunduğunu anımsatarak, üzerinden çeyrek asır geçse de Srebrenica Katliamı’nın acısının halen taze olduğunun altını çizdi.

Balkanların tarihten ders çıkararak yaşadığı tüm acılara, sıkıntılara rağmen, son 25 yılda istikrar, güvenlik ve barış yolunda çok ciddi mesafe kaydettiğini belirten Erdoğan, şunları aktardı:

“Biz de Türkiye olarak bu sürece destek olduk. Ülkemizin Balkanlara yönelik yaklaşımının çerçevesini, bölgesel sahiplenme, saygı ve kapsayıcılık ilkeleri oluşturmaktadır. Türkiye’nin Balkanlar’da istikrar ve kalkınmanın temini, barışın pekiştirilmesi dışında hiçbir özel gündemi yoktur. Bu politika, hiçbir etnik ve dini unsuru ötekileştirmeden, birlikte var olmanın ve birlikte kazanmanın mümkün olduğunu herkese göstermiştir. Her ne kadar kaostan ve gerilimden beslenen bazı odaklar, bu barış ve istikrar ortamından rahatsız olsa da aklıselimle hareket eden herkes Türkiye’nin bu çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır.”

“TÜRKİYE, BOSNA HERSEK’İ ASLA YALNIZ BIRAKMAYACAK”

“Bosna Hersek’teki bazı medya organlarında ‘Türkiye Sırbistan’da yatırım yapıyor, Bosna’ya ise sevgi veriyor’ şeklinde eleştiriler var. Bu argümana örnek olarak da Türkiye’nin Sırbistan’da açtırdığı fabrikalar gösteriliyor. Bu eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna Erdoğan, “Bu iddialar kesinlikle doğru değildir. Türkiye, bağımsızlığından bu yana geçen sürede en sıkıntılı anlarında dahi Bosna Hersek’i yalnız bırakmamıştır, asla bırakmayacaktır.” yanıtını verdi.

Erdoğan, 8 Ekim 2019’da Sırbistan, Bosna Hersek ve Türkiye liderleri olarak Belgrad-Saraybosna Otoyolu Projesi’nin temel atma törenini gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, ilk etabı 250 milyon dolar değerindeki projeyle, bölgedeki ticari, ekonomik, kültürel, insani ilişkilerin güçlenmesini hedeflediklerini belirtti.

Bunun sadece bir yol projesi değil, her yönüyle bir barış projesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Türkiye’nin Bosna Hersek’teki doğrudan yatırımlarının toplamı 250 milyon dolara yaklaşmıştır. 700 milyon doları bulan toplam ticaretimizde kısa vadede hedefimiz 1 milyar dolardır.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, 2014’teki sel felaketinden sonra başlattıkları et ithalatının Bosna Hersek’te hayvancılığın ve besiciliğin gelişmesine ciddi katkılar yaptığına işaret ederek, aynı şekilde TİKA ve diğer kurumların da kalkınma odaklı yardımlarıyla Bosnalıların yanında olduğunu dile getirdi.

“BOSNA HERSEK AVRUPA’YA AÇILAN KAPI”

“TİKA, Yunus Emre, Ziraat Bankası, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi Türkiye kurumlarının Bosna Hersek’te yaptıkları onca tarihi, turistik yapılar, öğrenci yurtları gibi şeyler, Bosna’ya en çok yatırım yapan ülkeler sıralamasında, yatırım olarak sayılmıyor. Bunu bir eksiklik olarak görüyor musunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye’nin Bosna Hersek’te 13 önemli yatırımının bulunduğunu, Ziraat Bank’ın 32 şubesiyle Bosna Hersek’in bankacılık sektöründe önemli rol oynadığını ifade etti.

Komşu ülkeler sayılmazsa, Bosna Hersek’e gelen turistler bakımından Türkiye’nin birinci sırada olduğunu belirten Erdoğan, Bosna Hersek’in sunduğu ekonomik ve ticari imkanların çok daha yakından tanınması, tanıtılması gerektiğine işaret etti.

Erdoğan, Türk yatırımcılar için Bosna Hersek’in, Avrupa’ya açılan bir kapı olduğunun altını çizerek, “Ülkelerimiz arasında çifte vergilendirmenin önlenmesi ve Serbest Ticaret Anlaşması gibi ikili ticareti kolaylaştıran pek çok anlaşma var. Siyasi istikrarla beraber Türkiye’nin Bosna Hersek’teki yatırımlarının daha da artacağına inanıyorum. Bu konuda biz elimizden gelen gayreti göstermeye hazırız.” değerlendirmesinde bulundu.

“SÖZ KONUSU MÜSLÜMANLAR OLUNCA…”

“Srebrenica Soykırımı’nı inkar eden, Miloşeviç’e destek veren Handke’ye Nobel Ödülü verildi. Türkiye buna ilk tepki gösteren ülkelerden biri oldu ve törene de katılmadı. Nobel Ödülü’yle alakalı görüşlerinizi alabilir miyiz?” sorusuna Erdoğan, “Nobel Edebiyat Ödülü’nün, binlerce Müslümanın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsa layık görülmesi utanç vericidir. Kirli ve kanlı siciline rağmen bu şahsı ödüllendirenler, 25 yıl önce Bosna’da işlenen soykırıma da ortak olmuşlardır.” yanıtını verdi.

Nobel Komitesinin, hem edebiyat hem de barış ödülü alanında daha önce de benzer vahim kararlara imza attığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ortada küresel barış ve istikrar adına hiçbir başarısı olmayan, hatta eline masumların kanı bulaşmış kimi siyasetçiler, bu komite tarafından ödüle layık görülmüştür. Bu şahsın, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edildiği 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde ödüllendirilmesi ise ayrı bir garabettir. Acaba bu şahıs Boşnakları değil de İngilizi, Almanı, Fransızı, İtalyanı veya Norveçliyi katleden birini övseydi, Nobel Komitesi yine bu şekilde davranabilir miydi? Holokost’u öven bir şahsı ödüllendirmeye cesaret edebilirler miydi? Elbette hayır. Fakat söz konusu Müslümanlar olunca, bu tarz utanç verici skandallara rahatça imza atılabiliyor.”

“İZZETBEGOVİÇ DAVA ADAMI”

Erdoğan, “Bosna Hersek’le olan ilişkinizde sık sık bahsedilen bir mesele var, o da rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in emaneti. Bu emanet sizin için ne ifade ediyor?” sorusu üzerine, İzzetbegoviç’in sadece Bosna Hersek’in değil, İslam dünyasının son asırda yetiştirdiği en büyük mütefekkir, siyasetçi ve dava adamlarından biri olduğunu vurguladı.

İzzetbegoviç’in savaş meydanlarında cesur bir asker, ailesine müşfik bir baba, arkadaşlarına aziz bir dost, milletini bağımsızlığa taşıyan bilge bir lider olduğunun altını çizen Erdoğan, “Aliya İzzetbegoviç’in en büyük eseri Bosna, en önemli mirası ise asaletidir. Bu vesileyle kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bosna Hersek ne kadar güçlü, müreffeh ve istikrarlı olursa, Aliya’nın emanetine de o denli sahip çıkılmış olacaktır. Biz de bu anlayışla hareket ediyor, her alanda Bosnalı kardeşlerimize destek veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bosna'nın bağımsızlık mücadelesine liderlik eden 'Bilge Kral' Aliya İzzetbegoviç.

Bosna Hersek halkına bir mesajının olup olmadığı sorulan Erdoğan, “Bosnalı kardeşlerimize ve Türkiye ile gönül bağı olan Balkanlardaki tüm dostlarıma söylemek istediğim ilk şey, Türkiye’nin her zaman yanlarında olacağıdır. Biz, Bosna Hersek’in huzuru, istikrarı ve barışı için çalışmaya devam edeceğiz. Tüm Bosna Hersek halkına 2020 senesinde Rabbimden esenlikle diliyor, ülkem ve milletim adına selamlarımı iletiyorum.” karşılığını verdi.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Herkes Şeyhin tepkisini merak ediyordu! Dünya sarsıldı, Katar’dan flaş açıklama

Son Dakika: Herkes tepkisini merak ediyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar'dan açıklama

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Suudi Arabistan’ın, ABD’nin sözde Orta Doğu Barış Planına destek çıkmasının ardından tepkisi en çok merak ülkelerden biri Katar’dı…

 

“ABD’NİN BARIŞ ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”

 

Doha yönetimininden beklenen açıklama geldi. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Uluslararası meşruiyete ve Birleşmiş Milletler’in (BM) aldığı ilgili kararlara bağlı kalındığı müddetçe ABD yönetiminin, Filistin meselesinin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü için sarf ettiği çabaları takdir ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

MÜZAKERE VURGUSU

Filistin ile İsrail arasında 70 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmanın çözümünün ilgili tarafların ciddi ve doğrudan müzakerelere girmesiyle başarıya ulaşacağı kaydedilen açıklamada, Arap ülkelerinin tamamının daha önceden Arap Barış Girişimi’ni benimsediği hatırlatıldı.

1967 HATIRLATMASI

Filistin meselesinin çözümü için Katar’ın gereken yardımı yapmaya hazır olduğu belirtilen açıklamada, “Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız Filistin Devleti’ni kurma hakkı korunmadığı sürece barışın kalıcı olmayacağına” da işaret edildi.

Filistin'in zaman içinde nasıl işgal edildiği görülüyor... Harita kaynak: NTV

TRUMP’IN “BARIŞ PLANI”

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için “son şans” olduğunu iddia etmişti.

Netanyahu ise planı “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” şeklinde nitelendirmişti.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

AK Parti’den önemli açıklamalar

AK Parti'den önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik basın toplantısı düzenliyor. Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

 

“(Elazığ depremi) Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz.

BELÇİKA’DA TEPKİ ÇEKEN PKK KARARI

Belçika’da insanlığın evrensel değerleri bir kere daha teröre kurban edildi. PKK terör örgütüne yönelik Belçika mahkemelerinin aldığı bu karar, Belçika mahkemelerinin hukuki her türlü normdan uzaklaştığının açık bir ifadesidir. Avrupa Birliği başta olmak üzere, ABD, Kanada gibi pek çok ülkenin terör örgütü olarak kabul ettiği bu örgüte sahip çıkması, Belçika’nın terör konusunda zaafa düştüğünü göstermektedir.

ABD’NİN SÖZDE BARIŞ PLANINA TEPKİ

Dün ABD Başkanı Trump barışla hiçbir alakası olmayan planı açıkladı. Kudüs’ü bir yandan İsral’in bölünemez başkenti ilan ediyor, arkasından da başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’den bahsediyor. Bu yaklaşım bile başlı başına Filistin halkının meşru taleplerinin nasıl yok edilmeye çalıştığını göstermektedir.

İsrail’in güdümü altında Filistinlilere yönelik işgal yönetimi mekanizması kurulmak istenmektedir. Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın ‘Kudüs satılık değildir’ açıklaması son derece yerindedir.

BARIŞ DEĞİL İŞGAL PLANI!

Fiilen İsrail’in saldırganlığını madde madde yazmışlar, hatta İsrail hükümetinin cesaret edemeyeceği şeyleri bile madde madde yazmışlar. Bu barış değil, işgal planı.

ABD Başkanları şu ana kadar arabulucu rolü üstlenirlerdi. İlk defa bir ABD Başkanı Filistin tarafına sormadan böyle bir adım attı. İki tarafın olmadığı bir şeye plan demesi mümkün değil. Ortada müzakere yok.

Yaklaşık 80 sayfa. Her bir maddesinde İsrail’in saldırganlık politikasının daha pervasızca harekete geçmesi için ortaya konmuş yaklaşımlar var. Olmayan bir devlet vadediyorlar.”

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Sözde Orta Doğu Barış Planı’na Türkiye’den peş peşe tepkiler

Sözde Orta Doğu Barış Planı'na Türkiye'den peş peşe tepkiler

ABD’nin sözde Orta Doğu barış planına tepkiler artıyor

GALERİNİN DEVAMI



<p>Gazze’nin kuzeyindeki Cibalya Mülteci Kampı’nda toplanan bir grup Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Orta Doğu barış planını protesto etti.</p>
<p>
”/> <img src= 

<p>İsrail’in Hayfa kentinde toplanan bir grup Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Orta Doğu barış planını protesto etti.</p>
<p>
”/> <img src=

ABD ve İsrail, Filistin’i saf dışı bırakmak için devreye soktukları sözde barış anlaşması olan ”Yüzyılın Anlaşması” planının detaylarını kameralar karşısında dünyaya ilan etti. Bu karara göre Kudüs’ün İsrail’in Başkenti olacağını iddia eden ABD Başkanı Donald Trump, ”Benim başkanlık dönemimde size (İsrail’e) istediğiniz her şey verildi” açıklamasında bulundu.

 

Bu skandal kararın ardından Türkiye’den peş peşe açıklamalar geliyor…

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN ORTA DOĞU BARIŞ PLANI AÇIKLAMASI

Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada bu anlaşmanın ölü doğduğu bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ”ABD’nin sözde (Orta Doğu) barış planı ölü doğmuştur. ABD’nin sözde (Orta Doğu) barış planı ölü doğmuştur. Filistin halkı ve toprakları parayla satın alınamaz” ifadelerine yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında öngörülen İsrail ve Filistin devletlerinin sınırlarını gösteren bir haritayı paylaştı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, ABD’nin Filistin-İsrail meselesine yönelik sözde barış planına ilişkin açıklamalarda bulundu. Altun, “Bu sözde “barış planı”, İsrail’in işgalini ve yerleşim birimlerini meşru kılmaya yönelik bir açıklamadan başka bir şey değildir. Ne uygulanabilir bir plandır ne de sahadaki duruma dair adil bir değerlendirme içermektedir. Plan, Filistinlilerin isteklerini ezip geçerken İsrail’i tatmin etmek amacındadır. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına bütün dünya karşı çıkıyor. Bu planla birlikte Kudüs tamamen İsrail’e verilmek isteniyor. Kudüs İsrail’e ait değildir ve Kudüs’ü birilerine teklif etmek de üçüncü tarafların kararı olamaz. Her iki tarafın da desteği, anlaşması ve onayı olmadan açıklamalar yapmak bölgeye istikrarsızlık getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. ABD ve İsrail’in tek taraflı attığı adımlar bölgeye yeteri kadar kan ve gözyaşı olarak dönmüş durumdadır. Netanyahu kendi siyasi geleceği için siyasi bir oyun oynuyor. Ülkesinde baskı altında. Barış gibi hassas bir meseleyi sorumsuzca kullanarak siyasi kazanımlar elde etmeye çalışıyor. Mart ayında yapılacak seçimler yaklaşırken kutsal bölgeleri siyasete alet etmesine izin verilemez. Bu plan, bölgenin kendi meseleleriyle, dışarıdan bir müdahale olmadan ilgilenmesi gerektiğinin bir göstergesi. Bazı Körfez ülkeleri, eşitlik, adalet ve barışla uzaktan yakından alakası olmayan bu planı destekliyor gibi gözüküyor. Bu ülkelerin, Arap ve Müslüman kamuoyuna hesap vermeleri gerekecek” dedi.

SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI VARANK’TAN TEPKİ

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sosyal medya hesabından Kubbet-üs Sahra görseli ile ingilizce paylaşımda bulundu.

Varank, ”Kudüs satılık değil.” ifadelerini kullandı.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL: KUDÜS, ÖZGÜR FİLİSTİN’İN BAŞKENTİDİR

ABD ve İsrail’in ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında Trump’ın Kudüs hakkında ilan ettiği kararın ardından Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, resmi Twitter hesabından bir paylaşımda bulundu.

”Kudüs özgür Filistin’in başkentidir” açıklamasında bulunan Gül, ”Kudüs, miracın kapısı, insanlığın ortak mirası, özgür Filistin’in başkentidir.” ifadelerini kullandı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ABD’nin skandal Kudüs kararının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Bilinmelidir ki Kudüs Filistin Devletinin ebedi başkentidir.” ifadesini kullandı.

Erbaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

İnsanlığın kadim şehri ve İslam’ın ilk kıblesi Kudüs’ün haksız bir teşebbüsle karşı karşıya olduğuna işaret eden Erbaş, “İnsanlığı, kadim geleneği, uluslararası hukuku hiçe sayan pervasız bir anlayış Kudüs’ü Filistin coğrafyasında haksız bir yaklaşımla İsrail’in başkenti yapma gayreti içindedir. Bilinmelidir ki Kudüs Filistin Devleti’nin ebedi başkentidir.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP: KUDÜS KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Türkiye Büyük Millet Başkanı Mustafa Şentop, ABD ve İsrail ortak kararına sert tepki göstererek, ”Kudüs, daima kırmızı çizgimizdir.” açıklamasında bulundu.

Şentop, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı sözde Orta Doğu barış planına yönelik, Twitter’daki hesabından açıklamada bulundu. 

Şentop, ”Bugün ABD Başkanınca ilan edilen tek taraflı ‘Plan’, Filistin meselesini, Kudüs’ün statüsünü kavramaktan uzak bir girişimdir ve sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Türkiye’nin Filistin meselesinde tavrı uluslararası hukuk ve meşruiyet eksenindedir. Kudüs ise daima kırmızı çizgimizdir.” ifadelerini kullandı.

 

 

NUMAN KURTULMUŞ: KUDÜS İSLAM DÜNYASI’NIN KALBİDİR

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’e ilişkin açıklamasına yönelik, “Hayır, Trump. Kudüs, İslam dünyasının kalbi ve Filistin Devleti’nin Başkentidir.” ifadelerini kullandı. 

Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak yaptığı paylaşımda Kurtulmuş, “Hayır, Trump. Kudüs, İslam dünyasının kalbi ve Filistin Devleti’nin Başkentidir.” değerlendirmesinde bulundu.

BÜLENT TURAN: KUDÜS GÖZBEBEĞİMİZDİR, NEFESİMİZDİR

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ABD’nin skandal kararı sonrası sosyal medya hesabı Twitter’dan karara tepki gösterdi.

Turan, ”Kudüs; gözbebeğimizdir, nefesimizdir. Filistin’in geleceği km’lerce uzaktan sözde barış planlarıyla çizilemez. Yüzyıllık plan, tarihe kara bir leke olarak geçecek. Filistin’de barış ortamının tesisi yerine gerilimi tercih etmek yüzyıllar boyu daha kayıp demek.” açıklamalarında bulundu.

KIZILAY GENEL BAŞKANI KEREM KINIK: FİLİSTİN BAĞIMSIZ BİR DEVLETTİR

Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’ın ABD ve İsrail’İn ortak kararına karşı durarak sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Kınık, ”Filistin bağımsız bir devlettir, başkenti Kudüs’tür ve miracın durağı Kudüs tüm insanlığın ortak kutsalıdır.” ifadelerini kullandı.

‘YÜZYILIN HUKUKSUZLUĞU’

AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, twitter hesabından kararı hukusuzluk olarak değerlendirdi.

Şenocak, ”Bu yüzyılın anlaşması değil, olsa olsa yüzyılın hukuksuzluğu olur. ABD Başkanı Trump’ın sözde Orta Doğu Barış Planı ve Kudüs’ün İsrail’in bölünmez başkenti olarak tanınması asla kabul edilemez. Kudüs Filistin’in başkentidir. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir.” ifadelerini kullandı.

KUDÜS YALNIZ DEĞİLDİR

AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, “Kudüs dün olduğu gibi bugün de ve daima kırmızı çizgimizdir. Kudüs yalnız değildir.” ifadesini kullandı.

Şahin, ABD Başkanı Donald Trump’ın, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini duyurmasına ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulundu.

İsrail zulmünü ve işgalini meşru göstermeye dönük hiçbir adımın kabul edilemeyeceğini vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

“ABD’nin aslında bir ilhak planı olan sözde barış planı, sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Kudüs dün olduğu gibi bugün de ve daima kırmızı çizgimizdir. Kudüs yalnız değildir.” 

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Son Dakika: Herkes tepkisini merak ediyordu! Dünya sarsıldı, Katar’dan flaş açıklama

Son Dakika: Herkes tepkisini merak ediyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar'dan açıklama

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Suudi Arabistan’ın, ABD’nin sözde Orta Doğu Barış Planına destek çıkmasının ardından tepkisi en çok merak ülkelerden biri Katar’dı…

 

“ABD’NİN BARIŞ ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”

 

Doha yönetimininden beklenen açıklama geldi. Katar Dışişleri Bakanlığından son dakika koduyla yapılan yazılı açıklamada, “Uluslararası meşruiyete ve Birleşmiş Milletler’in (BM) aldığı ilgili kararlara bağlı kalındığı müddetçe ABD yönetiminin, Filistin meselesinin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü için sarf ettiği çabaları takdir ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

MÜZAKERE VURGUSU

Filistin ile İsrail arasında 70 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmanın çözümünün ilgili tarafların ciddi ve doğrudan müzakerelere girmesiyle başarıya ulaşacağı kaydedilen açıklamada, Arap ülkelerinin tamamının daha önceden Arap Barış Girişimi’ni benimsediği hatırlatıldı.

1967 HATIRLATMASI

Filistin meselesinin çözümü için Katar’ın gereken yardımı yapmaya hazır olduğu belirtilen açıklamada, “Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız Filistin Devleti’ni kurma hakkı korunmadığı sürece barışın kalıcı olmayacağına” da işaret edildi.

Filistin'in zaman içinde nasıl işgal edildiği görülüyor... Harita kaynak: NTV

TRUMP’IN “BARIŞ PLANI”

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için “son şans” olduğunu iddia etmişti.

Netanyahu ise planı “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” şeklinde nitelendirmişti.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Son Dakika: Herkes tepkisini merak ediyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar’dan açıklama

Son Dakika: Herkes tepkisini merak ediyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar'dan açıklama

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Suudi Arabistan’ın, ABD’nin sözde Orta Doğu Barış Planına destek çıkmasının ardından tepkisi en çok merak ülkelerden biri Katar’dı…

 

“ABD’NİN BARIŞ ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”

 

Doha yönetimininden beklenen açıklama geldi. Katar Dışişleri Bakanlığından son dakika koduyla yapılan yazılı açıklamada, “Uluslararası meşruiyete ve Birleşmiş Milletler’in (BM) aldığı ilgili kararlara bağlı kalındığı müddetçe ABD yönetiminin, Filistin meselesinin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü için sarf ettiği çabaları takdir ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

MÜZAKERE VURGUSU

Filistin ile İsrail arasında 70 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmanın çözümünün ilgili tarafların ciddi ve doğrudan müzakerelere girmesiyle başarıya ulaşacağı kaydedilen açıklamada, Arap ülkelerinin tamamının daha önceden Arap Barış Girişimi’ni benimsediği hatırlatıldı.

1967 HATIRLATMASI

Filistin meselesinin çözümü için Katar’ın gereken yardımı yapmaya hazır olduğu belirtilen açıklamada, “Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız Filistin Devleti’ni kurma hakkı korunmadığı sürece barışın kalıcı olmayacağına” da işaret edildi.

Filistin'in zaman içinde nasıl işgal edildiği görülüyor... Harita kaynak: NTV

TRUMP’IN “BARIŞ PLANI”

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için “son şans” olduğunu iddia etmişti.

Netanyahu ise planı “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” şeklinde nitelendirmişti.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol

Son Dakika: Tepkisi çok merak ediliyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar’dan açıklama

Son Dakika: Tepkisi çok merak ediliyordu! Dünyayı sarsan karar sonrası Katar'dan açıklama

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Suudi Arabistan’ın, ABD’nin sözde Orta Doğu Barış Planına destek çıkmasının ardından tepkisi en çok merak ülkelerden biri Katar’dı…

“ABD’NİN BARIŞ ÇABALARINI TAKDİR EDİYORUZ”

Doha yönetimininden beklenen açıklama geldi. Katar Dışişleri Bakanlığından son dakika koduyla yapılan yazılı açıklamada, “Uluslararası meşruiyete ve Birleşmiş Milletler’in (BM) aldığı ilgili kararlara bağlı kalındığı müddetçe ABD yönetiminin, Filistin meselesinin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü için sarf ettiği çabaları takdir ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

MÜZAKERE VURGUSU

Filistin ile İsrail arasında 70 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmanın çözümünün ilgili tarafların ciddi ve doğrudan müzakerelere girmesiyle başarıya ulaşacağı kaydedilen açıklamada, Arap ülkelerinin tamamının daha önceden Arap Barış Girişimi’ni benimsediği hatırlatıldı.

1967 HATIRLATMASI

Filistin meselesinin çözümü için Katar’ın gereken yardımı yapmaya hazır olduğu belirtilen açıklamada, “Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız Filistin Devleti’ni kurma hakkı korunmadığı sürece barışın kalıcı olmayacağına” da işaret edildi.

Filistin'in zaman içinde nasıl işgal edildiği görülüyor... Harita kaynak: NTV

TRUMP’IN “BARIŞ PLANI”

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs’ün, İsrail’in “bölünmez” başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için “son şans” olduğunu iddia etmişti.

Netanyahu ise planı “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” şeklinde nitelendirmişti.

KAYNAK: AA
Yedi Gündem

Abone Ol