Elazığ’daki 6.8’lik deprem sonrası hayati çıkış! İki yeri açık açık uyardı

İşte Mehmet Acet’in o yazısı;

 

Elazığ’ı vuran 6,8 büyüklüğündeki depremin merkez üssü Sivrice İlçesine bağlı Çevrimtaş köyü.

Depremin merkez üssü idari olarak Sivrice’ye bağlı olduğu için böyle deniyor ama ilçe bazında Malatya’nın Doğanyol ilçesi daha yakın bir yerde olduğu için, orada daha fazla hissedildi ve ne yazık ki, yıkımlar ve can kayıpları da oldu.

 

Jeoloji bilimi, depremin ne zaman olacağını, gün, saat olarak verebilecek bir noktaya erişmiş değil.

Ancak, bundan sonraki depremlerin hangi fay hattı üzerinde, nerelerde olacağına dair epeyce bir birikim oluşmuş durumda.

O yüzden deprem uzmanları, bir dahaki depremin nerede olacağına dair güçlü tahminler yapabiliyorlar.

ODTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Ali Koçyiğit’le Pazar sabahı Kanal 7’de yaptığımız Başkent Kulisi’nde hem Elazığ depremini, hem de bundan sonraki depremlerin nerelerde olabileceğini detaylı bir şekilde konuştum.

Prof. Koçyiğit, ömrünü işine adamış bir isim.

Anadolu’nun dört bir yanını yürüyerek dolaşmış, fay hatlarının özellikleri üzerinde detaylı çalışmalar yapmış.

Kendisiyle yaptığımız programda izleyicilerimizle değerli bilgiler paylaştı.

O bilgiler yazılı olarak da okuyucuyla buluşmayı hak ediyor.

O nedenle sorduğum sorulara verdiği yanıtlar üzerinden bu bilgileri özet halinde aktarmak istiyorum.

Doğu Anadolu Fay Hattı, Bingöl Karlıova’dan başlayıp, Hatay Samandağ’a kadar uzanan, 75 kilometre genişliği, 700 kilometre uzunluğu olan bir alana deniyor.

Büyük depremler, bu ana hat üzerinde yaşanıyor.

Elazığ depremi, bu ana hat üzerinde olmasa da, 1,5 kilometre yakınlıkta bulunan fayların harekete geçmesiyle ortaya çıktı.

Büyük depremlerle ilgili önemli bir bilgiyi paylaşalım.

Türkiye haritası üzerinde en büyük fay hattı olarak bilinen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda yılda ortala 2,5 santimetrelik hareketlilikler yaşanıyor.

“2,5 santimetre nedir ki” diye sorulabilir.

Ancak, fay hatları ve deprem ilişkisi bağlamında bu önemli bir rakam.

Bu hareketliliği, fay hatları üzerinde bulunan kayalıklar arasındaki sıkışma ve gerilmeler anlamında anlayabiliriz.
Bu bilgi şu anlama geliyor.

Ana fay hattının değişik kademeleri üzerinde ortalama 250 ile 300 yıl arasında 7 ve üzeri büyük depremler yaşanıyor.

Doğu Anadolu Fay Hattında ise, söz konusu enerji hareketliliği yılda bir santimetre olarak ölçülmüş.

Bu anlamda, bu hat üzerinde 500 ile 750 yıl arasında büyük depremlerin yaşandığı söylenebilir.

Bu süreler çok uzun görülebilir.

Ancak, bundan önceki büyük depremlerin tarihlerine bakıldığında, fay hattı üzerindeki belli bölgelerde bu tarih aralıklarının büyük ölçüde dolduğu görülüyor.

Örneğin Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ile Gölbaşı ilçeleri arasındaki takribi 80 kilometrelik fay hattında son büyük deprem 1513’te yaşanmış.

Prof. Koçyiğit, Doğu Anadolu Fay Hattı için iki bölgedeki yüksek riskten söz ediyor.

– Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ile Gölbaşı arasındaki bu hat.

– Elazığ Gezin ile Palu arasındaki fay hattı.

İstanbul’la ilgili ise, 30 yıl içerisinde 7 ve üzeri bir deprem olma ihtimalinin yüzde 65 olduğu konusunda deprem uzmanlarının zaten ortak bir görüşü var.

Sık sorulan bir başka soruya gelelim:

Depremler birbirini tetikler mi?

Prof. Koçyiğit, bu soruya belli kriterler doğrultusunda “evet” yanıtını veriyor.

Bir hafta içerisinde Akhisar, Ankara ve Elazığ’da, Eylül sonunda İstanbul’da meydana gelen depremler, birbirini tetikledi mi sorusuna ise, kaynak olarak ayrı ayrı fay hatlarında meydana gelmiş depremler olduğu için, tetikleme ihtimalinden söz edilmiyor.

Ancak, özellikle birbiriyle ilişkili olan fay hatları için, bir yerde olan depremin, diğer bölgeleri negatif yönde etkilemesi gibi bir gerçek var önümüzde duran.

Bir başka deyişle, depremin olduğu fay hattında enerji boşalması olduğu için bir rahatlama oluyor ama aynı zamanda diğer hatlar için tetikleyici bir durum ortaya çıkabiliyor.

Bir soru daha var:

Peki, deprem neden geniş bir alanda hissedildi?

Normal şartlarda, 6,8 büyüklüğünde bir depremin Gürcistan’dan Lübnan’a kadar uzanan bir coğrafyada güçlü şekilde hissedilmesi beklenmeyebilir.

Koçyiğit, bunun nedenini “Enerji göçünün fay hattının gidişatına paralel olmasına” bağlıyor.

Yani Elazığ’daki bir depremin bu kadar geniş bir alanda güçlü şekilde hissedilmesinin nedeni, fay hattının haritasıyla doğrudan ilişkili.

Türkiye deprem kuşağında yer alan bir ülke.

Deprem haritasına bakıldığında, çok küçük alanlar hariç, bütün bölgelerin küçüklü büyüklü deprem riskiyle karşı karşıya olduğu ortada.

Bu anlamda kentsel dönüşüm faaliyetlerinin de amacına uygun şekilde yürütülmesi gerekiyor.

Prof. Ali Koçyiğit, kentsel dönüşüm denince, sadece güçlü binaların inşa edilmesi fikrinin yeterli olmadığını dile getiriyor.

Güçlü binalar kadar, güçlü zemin de önemli.

O nedenle, depreme karşı hem güçlü zeminler, hem de güçlü inşaat teknolojisi kullanılarak hareket edilmesi gereğinin altını çiziyor.

KAYNAK: HABER7
Yedi Gündem

Abone Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir