Manisa’daki depremde dikkat çeken detay: İstanbul’da neden hissedildi?

Manisa’da vatandaşlar geceyi sokakta geçirdi

GALERİNİN DEVAMI



<p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün aktardığı son dakika bilgisine göre, Manisa merkezli 5.4 şiddetinde bir deprem meydana geldi.</p>
<p>
”/> <img src=

Son dakika haberi: Dün akşam Manisa’da, bu sabah ise Ankara’da art arda depremler meydana geldi. Vatandaşlarda paniğe neden olan depremlerin artçıları halen devam ediyor.

Uzmanlar, peş peşe yaşanan sarsıntılarla ilgili açıklamalar yaptı. 

 

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Oğuz Gündoğdu, çok sık meydana gelen depremlerin öncü olduğu anlamına geldiğini belirtti. Beklenen büyük depremin sırası olmadığını da kaydeden Gündoğdu, “İçerisinde 5,5 veya 6’ya giden depremler olabilir” diye konuştu. 

“RİSKLİ BİR BÖLGE”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Manisa için tehlikenin geçmediği söyledi. Üşümezsoy, “Bu fay hattı Manisa’dan Akhisar ve Kırkağaç’a doğru giden yamuk bir fay sistemi. Buna velev gelen Akhisar-Gölmarmara, Akhisar-Saruhan, Manisa Spil Dağı’nın doğu kesimi düzleminde olan faylar. Bu üç faylar bir tarak gibi ana faya doğru bulunmaktadır. Bu faylar üzerinde ikisinin birleştiği yerde daha etkin depremler oluşturmaktır. 

Benzeri Midilli tarafı ile de faylarla kesişmekte, keza Foça’daki fay da aşağıdan İzmir Körfezi’ne girip kuzeye Foça’ya giden fayın kesiştiği yerde oluşuyor. Bu faylar, ikisi birlikte çalıştığı zaman riskli oluyor ama tek başına çalışırsa risk düşük olur. Manisa’da hem kuzeyden hem de kuzeydoğusundan Salihli’ye doğru giden fay hattı var, ama daha çok bu üç tarak gibi olan faylardan Gölmarmara, Saruhan, Manisa hatları giderek Gediz Vadisi’ne doğru uzanan faylar. Bunları dikey kesen ise Manisa ve Akhisar fayı. Bunların birisi kırıldığı zaman 7 büyüklüğünde depremler oluşabilir” ifadelerini kullandı.

“ARTTIKÇA DAHA BÜYÜK BİR YIRTILMAYI GETİRECEKTİR”

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, artçı sarsıntılarla ilgili, “Bu küçük depremler artıkça daha büyük bir yırtılmayı getirecektir” şeklinde konuştu. Üşümezsoy, “Akhisar’da geçen hafta olan iki büyük deprem sonrası oluşan hareketlilik Akhisar’a dikkat çekmemiz gerektiğini gösterdi. Uzun zamandır bölgede deprem olmamıştı. Bu faylarda streslerin biriktiğini, stres sonucu bu fayların yırtıldığını gördük. Bu küçük depremler artıkça daha büyük bir yırtılmayı getirecektir. Bunun anlamı da büyük bir deprem olacağı tanısıdır. Bu bölgedeki faylar Güneydoğu’dan gelen normal fay sistemi ile kuzey-güney yönünde batıdan çevreleyen yanal atımlı fay sistemlerinin kesiştiği faylardır. Kesiştikleri nokta çekmece rafının rayları gibi birbirine paralel giden bir parçadır. Bu faylar yakın zamanda kırılabilir veya kırılmaz yapılaşmayı kırılacak fay sistemine göre düzenlemekte yarar vardır. Zemini de sağlam olmayan Akhisar’daki yapılaşma kriterlerinde bu konu dikkate alınmadı. Bölge çok rahat 6 ve üstü depremler üretebilir” dedi.

“YIKICI DEPREMİN EŞİK DEĞERİ 6”

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Manisa’nın Akhisar ilçesindeki 5,4 büyüklüğündeki depreme ilişkin, “Bu deprem yıkıcı bir deprem niteliği taşımıyor çünkü bu bölgede yıkıcı depremin eşik değeri 6 olarak kabul ediliyor” dedi.

Sözbilir, yaptığı açıklamada, Akhisar’da bu akşam meydana gelen depremin Soma-Kırkağaç Fayı ile Gelenbe Fay Zonu’nun kesim noktasında gerçekleştiğini söyledi. Bu bölgede son zamanlarda küçük ölçeklerde çok sayıda deprem olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, şunları kaydetti:

“Bu deprem yıkıcı bir deprem niteliği taşımıyor çünkü bu bölgede yıkıcı depremin eşik değeri 6 olarak kabul ediliyor. Bazı binalarda hasar yaratmış olabilir. Deprem hemen Gelenbe Fay Zonu’nın ucunda gerçekleşti, dolayısıyla buna sıçrarsa yeni deprem fırtınası yaşanabilir.”

“YÜZEYE ÇOK YAKINDI”

Milliyet’e konuşan Orhan Tatar ise, depremin çevre illerde de hissedilmesiyle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Deprem yüzeye çok yakındı. Sığ bir depremdi. Yer kabuğuna yaklaşık 7 kilometre mesafede cereyan etti. Bu, depremin bölgede hissedilmesinin birinci nedeni. Çevre illerde ve İstanbul’da depremin hissedilmesinin bir diğer sebebi ise depremin kuzey güney yönlü olması. Deprem bu yüzden İstanbul’un güney ucunda hissedildi. Kuzey’de hissedilmediği bilgisine sahibiz.

Bazı ilçelerimizde depremin daha şiddetli hissedilmesinin sebebi zemin. İlçelerde zemin dayanıklı değil. Özellikle yapılar alüvyon dediğimiz taşıma bir zeminin üzerinde. Bu da depremin daha sert hissedilmesine olanak sağlıyor.”

“BÜYÜK DEPREMİ ENGELLEMEZ”

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği bölümünden Prof. Dr. Şerif Barış ise Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

“Ankara ve Manisa’daki depremler birbirinden bağımsız ve olağan depremler. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu gösteriyor. Biz hep söylüyoruz ama insanlar bu depremlerin sanki büyük bir depremin büyük depremin habercisi olduğu gibi bir yoruma gidiyorlar. Bu doğru bir yorumlama değil. Yapılacak olan şey Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle depreme karşı gerekli önlemleri almak, zararı azaltmak için çalışmaktır.

Akhisar’daki ve Ankara’daki depremler, orta büyüklükte depremler. Bu bakımdan bizim için olağandır. Fay kuşaklarında olması gereken depremlerdir. Fay zonlarında birden fazla fay vardır. Bunlar küçük ve orta büyüklükteki depremlerle kırılır. Ancak ana fayın kırılmasına etki etmez. Bu nedenle büyük depremin oluşmasını engellemez. Küçük depremlerin olması büyük depremi engellemez.”

Yedi Gündem

Abone Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir